Kanser, cezası bitti ama bırakılmıyor

2 Kasım 2021 Salı - 20:11

  • Kolon kanseri hasta tutsak Aydın Değirmenci, 5 ay önce cezası bitmesine rağmen “iyi halli” olmadığı gerekçesiyle tahliye edilmedi. 

 

Hakkari’de 20 Nisan 2013’te “örgüt üyesi” olduğu gerekçesiyle tutuklanan ve bu süre boyunca Kastamonu F Tipi, Samsun Vezirköprü M Tipi, Ordu E Tipi, Şırnak T Tipi cezaevlerinde kalan hasta tutsak Aydın Değirmenci son olarak Tokat T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Değirmenci’ye verilen 9 yıl 6 ay hapis cezasının infazı tamamlamasına rağmen 5 aydır tahliye edilmiyor. Değirmenci, cezaevindeki İdare Gözlem Kurullu'nun (İGK) “iyi halli olmadığı” yönündeki kararı nedeniyle tahliye edilmedi. Kolan kanseri olan hasta tutsak Değirmenci, daha önce tahliye için Adli Tıp Kurumu’na yaptığı başvuru da “Cezaevinde kalabilir” denilerek, tahliye talebi reddedilmişti.

Saadet Değirmenci eşinin kolon kanserinin yanında şeker, tansiyon ve kolesterol hastalıklarının da olduğunu belirtti. Cezaevinde yapılan ameliyat sonrasında eşinin bağırsaklarına bağlanan bir torbayla yaşamak zorunda kaldığını dile getiren Değirmenci, eşinin bağırsaklarına bağlanan torbaların da ücretinin kendilerinden karşılandığını belirterek, her ay ekonomi sıkıntıyla alıp cezaevine gönderdiklerini söyledi. İlgili kurumlara ve yetkililere eşinin tahliye edilmesi için birçok kez başvuruda bulunduklarını dile getiren Değirmenci, hiçbir taleplerinin kabul edilmediğini ve eşinin cezasının bitmesine rağmen tahliye edilmediğini ifade etti.

5 aydır cezası bitti

Değirmenci, “Eşimin durumunun, sağlının ne olduğunu biz de tam bilmiyoruz. Dilekçelerle yaptığımız başvurulara, ‘cezaevinde iyi doktorlar var’ deniliyor. Cezası bitmesine rağmen tahliye de edilmiyor. Tahliye edilmesini istiyoruz. Yaşadığı mağduriyetler ve zorluklar ortada zaten. Tüm cezasının bitmesine zaten 7 ay kaldı, 5 ay önce ‘İyi halli’ olmadığı gerekçesiyle tahliye etmediler” dedi.

Değirmenci’nin oğlu Hozan Değirmenci (26) ise babasının cezaevinde tedavi edilmediğini söyledi. Babasının tek başına ihtiyaçlarını karşılayamadığını kaydeden Değirmenci, “Babam zor koşullarda yaşam sürdürüyor. Hasta bir insanın cezaevinde yaşaması imkansızdır. Babam ve cezaevinde bulunan birçok hasta tutuklu var ve hepsinin de tahliye edilmesini istiyoruz. Bir hastanın en iyi yeri evidir. Babamın tahliye edilmesini istiyoruz. Hastalığından dolayı ölüm riski var. Adalet Bakanı’na ve yetkililere babamın tahliyesi için çağrı yapıyorum” dedi. HAKKARİ

 

Ağız içi arama cezası

Eskişehir Cezaevi'nde tutulan Cihan Alkan, ağız içi aramayı kabul etmediği için hastaneye sevki iptal edildi. 

Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan Cihan Alkan, 27 yılllık tutsak. Alkan, cezaevinde kaldığı süre boyunca kalp krizi nedeniyle ameliyat geçirdi. Mide ve bağırsak rahatsızlığı da bulunan Alkan, geçtiğimiz Cuma günü annesi Necla Alkan ile yaptığı telefon görüşmesinde yaşanan hak ihlallerini aktardı. 2019’da kendisinin de tutuklu olduğu Gebze Kadın Cezaevi’nde bir oda baskını sırasında kalp krizi geçirdiğini söyleyen anne Alkan, tüm cezaevlerinde aynı politikanın sürdüğünü söyledi. 

Oğlunun da uzun yıllardır cezaevinde kalmasından dolayı birçok hastalığının oluştuğunu belirten Alkan, şunları ifade etti: “Tutuklara insanca muamele edilmiyor. Bu nedenle birçok hak ihlali yaşanıyor. Oğlum da bu tutuklularda sadece biridir. Ben de her anne gibi oğlumun durumunu merak ediyorum. Sadece telefon görüşmesi yapabiliyoruz. En son yaptığımız telefon görüşmesinde kendilerine ağız içi arama dayatmasında bulunduğunu bunu kabul etmedikleri için hastane sevklerinin iptal edildiğini söyledi.”

Yapılanların zulüm olduğunu belirten Alkan, “Bizi korkutup terbiye etmek isteseler de buna karşı dimdik duruyoruz. Bu gün halen cezaevlerinde tutuklular mücadelelerine davam ediyor. Zulüm hiçbir zaman kazanmadı. Biz kazanacağız. Tutukluların direnişi gibi aileleri de onlar gibi direnişte mücadele etmelidir” diye konuştu. 

 

İhlaller 12 Eylül düzeyinde

TUAY-DER Çukurova Sekreteri Ergin Altuntaş, İmralı tecridine dikkat çekerek, cezaevlerindeki ihlallerin 14 Temmuz ve 12 Eylül’ü aratmayacak düzeye geldiğini söyledi.

Cezaevlerinde dayatılan ağız içi araması, hastaneye götürülmeme, darp, taciz, tecavüz gibi hak ihlalleri artarak sürüyor. Çukurova Tutuklu Aileleriyle Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) Sekreteri Ergin Altuntaş, Tarsus T Tip Cezaevi’nde eş zamanlı olarak koğuşlara baskın düzenlendiğini belirterek, “Son üç haftadır eş zamanlı olarak baskın düzenleniyor. Baskınlarda bireysel eşyalara dahi el konulmuş. Herkesin koğuşu değiştirilmiş. Bünyan Cezaevi’nde olduğu gibi burada da koğuşların arasına adli tutuklular koymaya çalışıyorlar. Bundan kaynaklı tutukluların can güvenliği tehlikedir” şeklinde konuştu. 

Bünyan Cezaevi’nden tahliye edilen Rojavalı bir tutsağın durumuna dikkat çeken Altuntaş, tahliye edilen tutsağın ilk önce Kayseri İl Göç İdaresi’ne götürüldüğünü, ardından da Suriye’nin herhangi bir sınır kapısından sınır dışı edildiğini, ancak akıbetinin ne olduğunu dair herhangi bir bilginin olmadığını ifade etti. Efrîn’den 11 kişilik bir ailenin tutuklanarak Türkiye’ye getirildiğini kaydeden Altuntaş, getirilen bu kişilerin de Hatay’daki farklı cezaevlerinde tutulduğunu söyledi.

 

Gardiyan tehditleri rutinleşti

Beşikdüzü Cezaevi’ndeki tutsakların hastaneye sevklerini engelleyen gardiyanların, "Buradaki tüm kuralları biz belirleriz" diyerek tutukluları tehdit ettiği belirtildi. 

Trabzon Beşikdüzü T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Dilgeş Yaşar ve koğuş arkadaşları, çıplak arama ve ağız içi arama dayatması nedeniyle bir aydır hastaneye gidemiyor. Haftalık telefon görüşmesi yapan Dilgeş Yaşar, maruz kaldıkları hak ihlallerini aktardı. Anne Muhsima Yaşar, oğlunun koğuşunda bulunan 28 yıllık tutsak Tajdin Duran ve iki tutsağın hastaneye gidişleri sırasında gardiyanlar tarafından "ağız içi arama" ve "çıplak arama" dayatıldığını belirtti. Dayatmayı kabul etmeyen tutsakların hastaneye götürülmediğini aktaran Yaşar,  “Oğlum ve beraberindekiler gardiyanlar tarafından tehdit edildi. Gardiyanlar, oğlum ve diğer tutuklulara, ‘Burayı Fransa'nın başkenti Paris mi sandınız? Size istediğimiz her şeyi yaparız. Siz de uygulamak zorundasınız, buradaki tüm kuralları biz belirleriz’ ifadelerini kullanmışlar” diye konuştu. 

Bu tarz uygulamaların özellikle 30 yıla yakın süredir tutulan ve infazını tamamlayanlara dayatıldığını söyleyen Yaşar, oğlunun aktarımlarını şöyle özetledi: “Bizleri tahrik edip, kışkırtıyorlar. İnfazını tamamlayan arkadaşlarımızın infazını yakmaya çalışıyorlar. Bu tür tehditleri kullanıp kışkırtma yapılıyor.” 

 

Teknik malzemeleri tutuklu

Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan gazeteci Abdullah Kaya, mahkeme kararına rağmen ilçe jandarma komutanlığının teknik malzemelerini iade etmediğini söyledi.

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Abdullah Kaya hakkında Ağrı Dağı'nda 3 Eylül 2014’te düzenlenen "Barış ve Doğa Festivali”ni takip ettiği için “Örgüte yardım etmek" iddiasıyla açılan davanın 16. duruşması Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Kayı, avukatının mazeret bildirerek katılmadığı duruşmada hazır bulundu. 

Daha önceki savunmasını tekrarlayan Kaya, gazetecilik görevini yerine getirdiğini ve açılan davada gazeteciliğin yargılandığını ifade etti. Gözaltına alındığı sırada Diyadin İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından el konulan teknik malzemelerin, mahkemenin kararına rağmen kendisine iade edilmediğini belirten Kaya, teknik malzemelerinin kendisine verilmesini talep etti. 

Mahkeme heyeti, Kaya’nın el konulan teknik malzemelerinin iadesi için İlçe Jandarma Komutanlığı’na tekrar müzekkere yazılmasına karar vererek duruşmayı 20 Ocak 2022’ye erteledi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.