Almanya’da yasadışı yollardan Türkiye’ye milyonlarca euro transfer eden “uluslararası suç şebekesine” karşı 850 polisin katıldığı kapsamlı bir operasyon yapıldı. Türk şebekesinin günlük 1 milyon euro kara para akladığı tahmin ediliyor.
YILMAZ YILDIZ / HANNOVER
Almanya’dan Türkiye’ye Hawala sistemine benzer bir sistemle milyonlarca euro transfer etmekle suçlanan bir şebekeye karşı dün sabah operasyon başlatıldı. Düsseldorf Savcılığı’nın dün sabah düğmeye basması üzerine Nordrhein Westfalen (NRW) Eyalet polisi “Uluslararası alanda faaliyet gösteren suç çetesine” karşı harekete geçti.
62 adrese eşzamanlı baskın
Nordrhein Westfalen, Hessen, Hamburg, Berlin ve Baden-Württemberg eyaletlerinin yanı sıra Hollanda’da dün sabah erken saatlerde eş zamanlı düzenlenen operasyonlara 850 polis katıldı, 62 ev ve şirkete baskınlar düzenlendi.
Baskınlarda özellikle Duisburg kentine odaklanıldığı ve metal ticareti yaptığı belirtilen baş şüphelinin de yakalandığı açıklandı. “Suç çetesi” oluşturdukları belirtilen 27 şüpheliden altısı hakkında tutuklama kararı olduğu açıklanmıştı. Nordrhein Westfalen Eyaleti Adalet Bakanı Peter Biesenbach, operasyonu yasadışı para akışının kontrol edilmesi çabaları bakımından “büyük bir başarı“ olarak nitelendirdi.
NRW polisi, şüphelilerin aracılar üzerinden para havale edilen “Hawala” benzeri yasadışı sistem yoluyla faaliyet gösterdiklerinin tespit edildiğine dikkat çekerken, “Bu yolla yasadışı yollardan elde edilmiş olunduğu düşünülen milyonlarca euro, yasal bankacılık sistemi baypas edilerek başka ülkelere gönderildi” bilgisini paylaştı.
Hessen’de paravan maden şirketi
Gönderilen paraların İstanbul’da çekildiği tahmin ediliyor. Para transferlerinin dikkat çekmemesi için Türkiye’den Almanya’ya gönderilen nakit parayla altın veya değerli metaller satın alınıyor. Satın alınan altın daha sonra Almanya’nın Hessen eyaletinde bulunan ve bir Türk şirketine bağlı olan bir metal işleme fabrikasına yollanıyor.
Alman basınında yer alan haberlere göre “suç şebekesi” özellikle Türkiye’ye para transfer edilmesine odaklandı. Transferi söz konusu olan meblağının yaklaşık 200 milyon euro olduğu ve güvenlik güçlerinin bu baskınlarda söz konusu paraya el koymaya çalıştığı aktarılıyor. Almanya’da bu yolla para transfer edilmesi suç teşkil ediyor ve bu suçu işleyenlerin 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları öngörülüyor.
Ucu Erdoğan’a kadar uzayabilir
Almanya’da AKP’nin koordine ettiği Osmanen Germanen gibi çete grupları ve oluşturulan paravan şirketler üzerinden dönen para çarkının bu operasyonla deşifre edilme ihtimali yüksek. Almanya’da AKP’ye bağlı lobi çalışması yürüten kurumlar, temsilcilikler, şirketler ve siyasilerin de bu çarkın bir parçası olma ihtimali yüksek ve üstü örtülmediği durumda Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetine kadar uzayacak bir skandallar zincirinin ortaya çıkması ihtimali de gözardı edilmiyor. Bu operasyonun uzun süre önce planladığı ancak Türkiye ile ilişkilerin kırılganlığı göz önünde bulundurularak sürekli ertelendiği di kimi kaynaklar tarafından iddia ediliyor.
Hawala sisteminden karmaşık
“Hawala”, özellikle suç çetelerinin silah kaçakçılığında, terör örgütlerinin de terörün finansmanında başvurdukları bir sistem olarak biliniyor.Küresel finans sisteminin dışına çıkılan bu sistemde para “güvenilir aracılar” üzerinden havale ediliyor. Örneğin Almanya’daki güvenilir aracı parayı teslim aldığını bir diğer ülkedeki ortağına bildiriyor. O da aynı tutarı, almış gibi ödeme yapılması gereken kişiye teslim ediyor. Bu transfer elektronik ortamda kayıtlara geçmiyor.Alman yetkililer, Türkiye’ye para transferi için inşa edilen sistemin “Hawala” sistemine benzediğine, hatta çok daha çetrefil olduğuna dikkat çekiyor.
Çetelerinin para transfer ağı
Porche arabası üzerinde koyduğu mavi siren (polis ışıklandırılması) ile Düsseldorf’ta dönemin Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım ve daha sonra da Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nu karşılamaya giden Taner A., Türk Cumhurbaşkanı’nın koordinatör aracılığıyla yönettiği Osmanen Germania çetesinin lideriydi. Haraç, fuhuş, uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı gibi suçların altında imzası bulunan bu çetenin Erdoğan, AKP ve onun Almanya’daki lobi örgütü UID (eski ismi: UETD-Avrupa Türk Demokratlar Birliği) ile organik bağı Alman makamlarınca da belgelenmişti. Bu çete örgütlemesi üzerinden Erdoğan’ın Alman Federal Hükümeti’ne baskı kurduğu da bilinen bir gerçekti. Stuttgarter Nachrichten gazetesinde bu AKP-ADD (Lobi kuruluşunun eski adı) ve Osmanen Garmania ile ilişkileri, yasadışı faaliyetler ve bu faaliyetlerden kazanılan paraların transferine ilişkin belgelere dayalı bilgiler yayınlanmıştı.
‘Varlık Barışı’nın Almanya ayağı
‘Varlık Barışı’ adı altında yıllar önce yürürlüğe konulan yasal düzenleme AKP hükümeti tarafından son dönemlerde ek düzenlemeler ve süre uzatılması şeklinde gündeme getirdi. Düzenlemenin son hali 2 Ağustos 2019 tarihli ve 30850 Sayılı Resmi Gazete’de “Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No: 1)” başlığı altında yayımlandı. AKP rejimi tarafından yasal kılıfına uydurulan düzenlemede “Gerçek ve tüzel kişilerin; Yurtdışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları’nın vergiye tabi tutulmadan Türkiye’ye götürülemesini ön görüyordu. Bu da Almanya ve yurtdışında yasadışı yollarla kazanılan paranın Türkiye’de aklanması anlamına geliyordu. Dünkü operasyonda zikredilen miktarlar da AKP’nin İran’a yönelik amborgoyu delme planında Reza Zarraf üzerinden yürütülen sistem gibi yine AKP koordinesinde Almanya’daki kurum ve paravan şirketler üzerinden oluşturulan-yürütülen bir kara para aklama çalışması olarak yorumlanıyor.