Katliamı da ihaneti de unutmadılar

12 Temmuz 2021 Pazartesi - 20:22

  • Tarihte yaşanmış en büyük katliamlardan biri olan ve üzerinden 91 yıl geçen Zilan Katliamı’nı, hayatta olan son tanıkları ve mağdurları, katliamı da ihaneti de unutmadıklarını söyledi.

CEMİL UĞUR/HİKMET TUNÇ - MA/JINNEWS/VAN

Zilan Deresi’nde, 91 yıl önce yaşanan katliamın tanığı 107 yaşındaki Osman İleri, Kürtlere birlik çağrısında bulundu. 

Tarih 13 Temmuz 1930’u gösterdiğinde, Kürt tarihinin en büyük katliamlarından biri yaşandı. Van’ın Erciş ilçesinin Zilan Deresi (Geliyê Zilan) bölgesinde, 44 köy ateşe verilerek, binlerce insan katledildi. 1926’da Biroyê Heskê Teli’nin (İbrahim Ağa) Ağrı Dağı’nda devlete başkaldırmasıyla cereyan eden katliamın tanıklarından Osman İleri, aşiret ağalarının ihanetini unutmadığını söyleyerek, birlik çağrısında bulundu. 

44 köy yakıldı

Biroyê Haskê Teli’nin 1926’da devlete başkaldırarak Ağrı Dağı’na çıkmasıyla birlikte Lübnan’da kurulan Xoybun örgütü, 1929’da isyana dahil olur. Xoybun, dağınık şekilde savaşan isyancıları toparlaması için Berzenci aşiretine mensup Seyid Resul’ü Zilan Deresi’ne (Geliyê Zilan) gönderir. Seyid Resul, beraberindeki 400 kişilik grupla Erciş’i kuşatır. Uzun süren çatışmalar neticesinde geri çekilen isyancılar, İran’a geçer. Bunun üzerine Erciş’te yüzbaşı olarak görev yapan Derviş Bey, müfrezesini alarak Zilan Deresi’ni ablukaya alır. Giriş ve çıkışları askerlerce tutulan Zilan bölgesinde bulunan 44 köy ateşe verilir.

On binlerce kişi katledildi

 Köylerin ateşe verilmesinin ardından binlerce kişi, toplu bir şekilde makineli tüfeklerle taranıp öldürülür, sağ kalanlar da sürgün edilir. Köylülerin hayvanlarına ve diğer malvarlıklarına el konulur. Cenazelerin altında sağ çıkan ya da kaçıp hayatını kurtaran köylüler, uzun süre kaçak yaşamak zorunda kalır. Zilan Katliamı’nda öldürülenlerin sayısı 15 bin olarak belirtilse de, dönemin tanıkları ve kimi farklı kaynaklar gerçek sayının 40 binden fazla olduğunu ifade eder. 

Ağzına kadar ceset dolu dere

O dönem katliamı savunan Cumhuriyet gazetesi, tarihe not düşen bir manşet atar. Kürt tarihinde en büyük katliamlardan biri olan Zilan Katliamı için gazete, 16 Temmuz 1930’da  insanların cansız bedenini gösteren bir fotoğrafla şöyle yansıtır: ”Ağrı Dağı tepelerinde tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı Dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türk’ün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur.” 

 

Kimse cenazeleri alamadı

Katliamdan sağ kurtulan az sayıda tanıktan biri olan 107 yaşındaki Osman İleri, Erciş’e bağlı Exs (Doluca) Mahallesi’nde yaşıyor. Yaşından ötürü bazı olayları hatırlamakta güçlük çeken ancak Zilan’da yaşananlar hala hafızasında canlı olan İleri, katliama dair tanıklığını şöyle anlattı: “Katliam esnasında Kaniya Pûçê yaylasındaydım. Çevredeki tüm köylerdeki insanları toplayıp Cebeli’de öldürdüler. Bekira bölgesindeki köylerde de insanları toplayıp Newale Fêde’nin oraya götürüp katlettiler. Kimse cenazeleri alamadı. Cenazeleri kurtlar, çakalalar, tilkiler yedi.” 

Üst üste yığılan cenazelerin altında sağ kurtulanların olduğunu söyleyen İleri, “Kurtulan insanlar günlerce aç, susuz bir şekilde hayata tutunmaya çalıştı. Biz de kurtulduktan sonra Erciş’e gitmeye çalıştık. Daha sonra Koçköprü köyüne giderek orada kaldık. Sürgün edilenler oldu. Farklı farklı illere gönderildiler. Yıllar sonra döndüğümüzde her yerin yıkılmış olduğunu gördük” dedi. 

Artık ihanet etmesinler

Yaşadığı katliamla birlikte Kürt’ün Kürt’e ihanetini unutmadığını belirten İleri, “O zaman Kürt aşiret ağalarının halka ihaneti oldu. Yüzyıldır ihanet devam ediyor. Artık Kürtler birbirine ihanet etmesin. Kürtler, bir olun birlik olun” diyerek çağrıda bulundu. 

 

Bir türülü birlik olamadık

Doluca köyü sakinlerinden yakınlarını kaybeden 66 yaşındaki Hazal Yıldız da askerlerin hala sıklıkla köylerini bastığını ve keyfi bir şekilde köy sakinlerine baskı yaptığına dikkat çekiyor. Üzerinden uzun yıllar geçse de Kürt halkının üzerinde katliam ve soykırım politikalarının devam ettiğini söyleyen Yıldız, “Eskiden de köye askeriye baskın yapar tüm köylüleri bir meydanda toplar işkence yapardı. Köylülerden birinin ata bindiğini gören asker onu indirir darp ederdi. Baskı ve korkudan dolayı kimse sesini çıkaramazdı. Kürt halkının başına ne gelirse birlik olmadıkları için geliyor. Yüzyıllardır bu baskılara karşı mücadele ediyoruz. Ama bir türlü bir olup mücadelemizi güçlendiremedik” ifadeleriyle ulusal birliğin önemine vurgu yapıyor.

 

Anne karnındaki bebek dahi

Katliamda annesi ve babası sağ kurtulan 85 yaşındaki Ayşe Pişirgen ise babasının katliama dair anlatımlarını aktardı. Babasının Geliyê Zilan’da bulunan Şahbazar köyü sakinlerinin de dereye toplatıldığını ve birçok köyden yurttaşların bir araya getirilerek katledildiğini anlattığını söyleyen Pişirgen, babasının anlatımlarını şöyle paylaştı: “Taramalı tüfeklerle üzerlerine ateş açılmış. Şans eseri babam o sırada saklanarak katliamdan sağ kurtulabilmiş. Defalarca ateş açılan köylülere ait ölü bedenler üzerinde dolaşan askerler hamile kadınların karnını bıçakla kesip içindeki çocuğu çıkararak ona da ateş açıyormuş. Hepsinin öldüğüne ikna olduktan sonra sağ kurtulan varsa eğer kaçmasın diye nöbet beklemişler. Kimisi kaçabilmiş. Kimisi katledilenlerin arasında ölü taklidi yaparak canını kurtarmış. Çok perişan olduk diyorlardı. Babam, ‘Kürtleri bir düşman gibi görüyorlardı’ derdi hep.”

20 yıl sonra tekrar yerleştiler

Babasının sağ kurtulduktan sonra Ağrı’nın Hamur ilçesine yerleştiğini belirten Pişirgen, “Babamlar 20 yıl sonra köylerine dönebilmişler. Her şeyi yeniden yapmak zorunda kalmışlar. Açlıkla, yoksullukla mücadele etmişler. Allah bize bu zulmü reva görenlerden bir gün mutlaka hesap soracaktır. Kürt olarak yıllarca baskıya maruz kaldık. Bizler de hakkımız olanı istiyoruz” dedi. 

Alanda ot yeşermez oldu

Katliamın yaşandığı Geliyê Zilan bölgesini yıllar sonra ziyaret edebildiğini söyleyen Pişirgen, şunları ifade etti: “İnsanların vurulduğu yerde ot yeşermiyor. Hala kemikleri görmek mümkün. Toplu bir şekilde insanların bedenleri güneş sıcaklığında, kışın soğukluğunda çürümeye terk edilmiş. İnsanlar ölülerine dahi sahip çıkamamışlar. Öyle büyük bir korku sardılar ki aramıza şu anda bile katliam tanıkları o gün orada neler yaşandı tam anlamıyla anlatamıyorlar. Bizde anne, baba, büyüklerimizden öğrendiklerimizle büyüdük.”

Katliam devam ediyor

91 yıl önce yaşanan katliamın izleri hala sürerken, ekolojik kıyımlarla katliam politikası günümüzde devam ediyor. Endemik bitki örtüsü ve doğal zenginliğiyle göz kamaştıran Zilan’da altın madenciliği için Koza Madencilik tarafından keşif çalışmalarına dikkat çeken çevre aktivisti Zeynel Abidin Çelebi, çalışmaların “doğa katliamı” olduğunu söyledi. Altın madeni çalışmalarının Zilan Deresi Şahbazar köyü Acıbulak yaylasının üst kısmında yapıldığını dile getiren Çelebi, altın arama faaliyetlerinin devam etmesi durumunda bölgedeki maden sularıyla birlikte birçok kaynak suyunun artık “zehir” olarak akacağını vurguladı. Zilan doğasının sürekli yağma, talan ve işgal altında olduğuna dikkat çeken Çelebi, Zilan bölgesinde bilinçli bir tahribatın yapıldığını ifade etti. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.