DAİŞ faşizminin Kürtlere karşı yürüttüğü savaş ve şiddet uygulamaları, bütün vahşetiyle sürüyor. Süren faşist savaşa karşı Kürtlerin direnişçi duruşu, en az yedi kuşağın unutamayacağı tarzda yükselerek devam ediyor. Yaşanan faşizmi de yükselen haklı direnişi de tüm dünya görüyor.
Kobanê’nin haklı direnişini ve IŞİD faşizmi karşısındaki görkemli duruşunu, dünyanın görmesi önemli. Bölge siyasi dengelerini etkileme düzeyi oluştu. Karşısında tutum belirlemeyi gerektiriyor. Neredeyse bir demokratik cepheyi oluşturmaya başladı. 1 Kasım Kobanê ile dayanışma gününde, dünya çapına yayılmış bir demokratik destek ortaya çıktı. Demokratik kimlik taşıyan güçler ve çevreler açısından duruşunu ortaya koyan ve halkların dayanışma ruhunu canlandıran önemli bir gelişme oldu. Bu gelişmeleri dünyanın ve bölgenin demokratikleşmeye evrilmesini hızlandıran gelişmeler olması bakımından selamlamak lazım.
Kürtlerin Ortadoğu’nun demokratikleşmesindeki rolü böylelikle daha belirleyici olmaya başlıyor. Ancak bunun öyle kolay gelişmediğinin de bilinmesi lazım. Şu anda Kobanê’de yaşanan savaş ve direnişin çok büyük maddi ve manevi bilançosu var. Her gün YPJ’li ve YPG’li devrimci direnişçilerin şehadet haberleri yayınlanıyor. Kobanê’li anaların ropörtajlarında belirttiği gibi artık günlük haberleri dinlemeye ailelerin yüreği el vermiyor. Yüzlerce ailenin yüreği, aldığı şehadet haberleri ile yangın yerine dönüyor.
Aslında savaş öyle bir şeydir ki, bazen insanlar o anki duyguların seline kapılmamaya çalışırlar. Çünkü savaşın ortaya çıkarmakta olduğu duygusallıklara o anda kendinizi bırakırsanız, savaşamaz, direnemez ve kazanamazsınız. O bakımdan savaş belki de bazen o andaki duygularını ertelemeyi icap eder. Kürtlerle empati yapmak isteyenler, duruma biraz bu pencereden bakabilmeliler.
Evet Kürtlerin şu anki durumu, sadece siyasal askeri açıdan değil, duygusal açıdan da toplumsal bünyeyi etkileyen bir konumda. Çünkü şu anda Kürtlerin önemli bir kısmı, özellikle de kadınlar, çocuklar ve bazı yaşlılar Şengal’den, Kobanê’den çıkmış ve Kürdistan’ın çeşitli yerlerine dağılmış durumdalar. Buna zorunlu bırakılmak zaten kendi başına bir soykırımdır. Evini barkını, varını yoğunu, maddi ve manevi değerlerini bırakmak zorunda kalmanın, insan psikolojisinde, ruh dünyasında ve yaşam tarzında yarattığı tahribatları görmek gerekiyor.
Tüm bunların üzerine, belki de şu anda en çok önemsenmesi gereken ve sorun olmaktan çıkarılması gereken bir konu olarak, kış koşullarıyla mücadele de eklenmeye başladı. Özellikle de Kobanê’li ve Şengal’li Kürtler, yaklaşan kış koşullarında dışardalar. Duygu yüklü Ahmed Arif’in dediği gibi elbette savaşanlar da olacak o havalarda. Ancak geri kalan ve yaşamı sürdürmek zorunda kalan kadın ve çocukların durumu ne olacak?
Birkaç gün sonra düşecek ağır kış koşullarında, hem savaşın içinde yaşam mücadelesini sürdüren Kobanê’deki halk için hem de sınırların ötesine geçen Kobanê’li ve Şengal’li halkın durumunu bir nebze de olsa düzeltmek için, herkes biraz çaba sahibi olmalıdır. Başta Kürtler olmak üzere tüm Kürdistanlıların, kışı çadırlarda veya dışarda geçirmek zorunda kalan bu kardeşlerine özellikle de maddi açıdan mutlaka yardımcı olmasına ihtiyaç vardır. Kürtlerin belli demokratik kurumlaşmaları var. Ancak savaşın ve şiddetin ortaya çıkardığı maddi yükler, bu kurumların da maddi imkanlarının zayıf kalmasına neden olmaktadır. Bu açıdan tüm yardımların sadece demokratik kurumlarca karşılanmasını beklememek gerekir. Farklı yardım kanallarını da oluşturmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun için örgütlü ve eylemli olmayı daha da derinleştirmek, sonuçları güçlendirir.
Kendine demokratım diyen her kesimin, Kürtlerin direnişine verdiği siyasi destek kadar maddi destek de vermesini sağlamak bu aşamada önemli olacaktır. Özellikle de uluslararası alandan destek sağlamak için demokratik eylemsellikler arttırılmalıdır. Ayrıca maddi yardımların kamplardaki halkın yanı sıra Kobanê’nin içinde yaşayan halka da ulaştırılmasını sağlamak da oldukça önemlidir. Orada savaşan ve mevzilenen yetmiş yaşındaki insanlar da var. Normal sivil yaşamını savaşın içinde sürdüreni de var. Onların da yaklaşan kış koşulları karşısında hem maddi hem manevi yardıma ihtaçları oldukça fazladır.
Demokratik dünyanın maddi ve manevi gücü herkese yetecek kadar vardır. Yeter ki paylaşımcılık ruhu ve kolektif yaşam anlayışı yakalansın.  Bu gönüllülüğün daha da artması, tam da demokratik komünal toplum kültürünün gelişmesine büyük bir katkı olacaktır.