İslam Konferansı hazırlık çalışmalarında yer alan Ayhan Bilgen, "Kürt sorunu, Alevilerin yaşadığı sorunlar Irak ve Rojava'da İslam adına uygulananlar, İslami çevrenin tavır takınması ihtiyacını ortaya koyuyor. Acil tutum sergilenmesi ve geliştirilmesi can alıcıdır" dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın El Kaide ve ona bağlı örgütler gibi "İslam'a ihanet" içinde olan kesimlere karşı yapılmasını önerdiği Demokratik İslam Konferansı'na ilişkin çalışmalar sürüyor.  STK'ler ve din alimleri tarafından birçok merkezde toplantılar yapılarak, konferansın çerçevesi belirlenmeye çalışıldı. Şimdiye kadar 25 ilde ön ziyaretler ve toplantılar gerçekleştirildi. Önümüzdeki haftadan itibaren paneller ve çalıştaylar düzenlenecek. Panel ve forumlar; 12 Ocak'ta İstanbul'da, 19 Ocak'ta Ankara'da, 25 Ocak'ta Amed'de, 26 Ocak'ta Van'da, 1 Şubat'ta ise Urfa'da gerçekleştirilecek. Bu çalışmalara hem Kürt İslami çevreler hem de Türkiye'nin diğer İslami çevrelerinden katılımlar olacak. Bu tartışmaların tamamlanması ardından konferansın Şubat ayının sonlarına doğru yapılması bekleniyor.

Bilgen: İrade oluşturacak

Demokratik İslam Konferansı Hazırlık Komisyonu Üyesi Ayhan Bilgen, yürüttükleri çalışmaları DİHA'ya değerledirdi. Daha önceki yıllarda da Amed ve Mardin'de inanç çalıştayları yapıldığını hatırlatan Bilgen, "Daha çok Kürdistan ağırlıklı katılım ile gerçekleştiriliyordu. Aslında yaşanan gelişmeler ve Rojava'daki gelişmeler sonrasında İslami çevrelerde de kendi dinamikleri içinde bir mesaj içerecek arayış söz konusuydu" dedi. Konferansın geniş bir çağrıcı grup tarafından geliştirilmesi yönünde beklenti olduğunu kaydeden Bilgen, DTK'nin de içinde olduğu, farklı toplumsal kesimlerin de öncülüğünün yaptığı bir çalışmanın ortaya çıkmasının istendiğini söyledi. Bilgen, yapılan tartışmalardan, konferansın gecikmemesi ve seçim sürecine kurban edilmemesi görüşünün çıktığını ifade ederek, "Çünkü daha yapısal ve temel tartışmalar yapılacak. Bu konferans basit bir beklenti değil" diye konuştu. Konferansın sadece tartışmanın yapılacağı bir platfrom olarak görülmediğini ifade eden Bilgen, bir iradenin çıkacağı ve olgunlaşacağı bir konferansın organize edilmeye çalışıldığını söyledi.

Şubat'ta Amed'de yapılacak
Bilgen, konferansın Şubat ayı sonunda Amed'de yapılacağını belirtti. Bilgen, konferansa ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Yüzlerce delegenin katılacağı bir konferans olacak. Konferansta hem yerel toplantılarda ortaya çıkan eğilimler ele alınacak hem de Medine Sözleşmesi ve birlikte yaşamanın hukukunun nasıl inşa edileceği, İslami çevrelerin kendi hak ve hukukları ile kendi iç tartışmaları ele alınacak. Yine Ortadoğu'daki şiddet ve bu şiddette dinin payı, din üzerinden sergilenen tutumlar önemli tartışmalardın biri olacak. Yani İslamın ezen-ezilen kavramına bakışı, zulme karşı duruşa yaklaşımının ne olduğuna dair konular ele alınacak. Bu konular yerel panellerde de ele alınacak. Konferanstan ortak tutumun çıkması, bir iradenin dışarıya deklare edilmesi ve kongreden sonraki çalışmaları ise konferans kendisi çıkaracaktır."


Tutum alınması acil ihtiyaç
Konferansın ismi ve konseptine ilişkin farklı görüşler olduğunu kaydeden Bilgen, bu tartışmalara açıklık getirerek, şunları belirtti: "Bazı çevreler yerel toplantılarda daha çok Kürdistani bir buluşmanın gerçekleşmesini dolaysıyla Kürt İslami çevrelerin buluşmasıyla ilgili bir platform olmasını istiyorlar. Bazı çevreler buradan bir irade çıkmasından önce daha çok teorik tartışmaların İslam-demokrasi ilişkisinin sorgulanması, tartışılması, masaya yatırılması gerektiğini düşünüyorlar. Tabi bu beklentiler bir ihtiyaca dayanıyor, haklı talepler, haklı istekler bunlar. Bazı çevreler ise  Kürt siyasi hareketiyle bazı İslam adına tavır ortaya koyan yapıların buluşması, hatta barışması beklentisi ile bu etkinliğin içini doldurmak, anlamlandırmak istiyorlar. Burada şunu unutmamak gerekiyor. İslam dünyasının bin 400 yıllık sorunlarını bir konferans ile çözmek mümkün değil. Mezhepler arası gerilimler var, düşünce, metod ve kavramlara yüklenen farklı anlamlar var. Özel olarak Ortadoğu'nun bir demokrasi ihtiyacı var. İslami çevrelerin de demokrasi konusunda şüphesiz felsefi çalışmaları sürecektir fakat ortak bir tutumun olgunlaşması, acil sorunlara müdahale edebilmek açısından önemlidir. Kürt sorunu, Alevilerin yaşadığı sorunlar Irak ve Rojava'da İslam adına uygulananlar, İslami çevrenin tavır takınması ihtiyacını ortaya koyuyor. Bir acil tutum sergilenmesi ve geliştirilmesi can alıcı bir şekilde ortada duruyor."



ALPER ATALAY/EREN DİNÇ/DİHA/ANKARA