• Trump, Suudi Arabistan'ın talebi üzerine İran’a yeni bir saldırı dalgasını başlatmaktan vazgeçti. ABD, kaynak kullanımını en aza indirerek Körfez'de kalıcı olarak bozulmuş bir siyasi ve ekonomik sistem oluşturmak istiyor.
  • Körfez ülkeleri ise net bir strateji ortaya koymadığını düşündükleri ABD’ye karşı hayal kırıklığı yaşıyor. Ayrıca Washington’dan daha fazla hava savunma sistemi talep etti ve koruma güvencesi istedi.

 

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve İran’ın nükleer programını içeren yeni müzakerelerin Pazartesi günü başlayacağını duyurdu. İran ve Ortadoğu’daki diğer ülkelerin kendisinden saldırıları ertelemesini istediğini iddia eden Trump, bir “anlaşma çerçevesi” üzerinde uzlaşıldığını, bunun Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını ve İran’ın nükleer tehdidinin sona ermesini kapsayacağını söyledi.

Bu açıklamalar, ABD medyasının Washington’ın hafta sonu İran’a yönelik yeni ve yoğun saldırılar planlıyor olabileceğini yazmasının ardından geldi. Uluslararası basına göre ABD ve İsrail, İran’daki enerji altyapısı hedeflerine yönelik bugüne kadarki en sert bombardımanlardan birini hazırlamış, plan 31 Temmuz’daki Trump kabine toplantısında gündeme gelmişti. Trump, sanal medya paylaşımında ABD’nin “İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmemiş düzeyde askerî dehşet, güç ve kudretle harekete geçmeye hazır ve tamamen donanımlı” olduğunu belirtmişti. ABD Cumartesi günü Ortadoğu’daki Amerikalılara dikkatli olmaları ve gerilim tırmanması halinde ayrılmaya hazır olmaları çağrısında bulunmuştu.

Yeniden pazarlık masası

Ancak beklenen saldırı bir anda iptal edilerek yeniden pazarlık masasına oturulacağı ilan edildi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman 1 Ağustos’ta Trump’ı telefonla arayarak saldırıları durdurmasını istedi. Birkaç saat sonra Trump, İran ile bölgedeki birçok ülkenin erteleme talebinde bulunması ve anlaşmanın ana hatlarının zaten belirlenmiş olması nedeniyle planlanan saldırıları askıya aldığını açıkladı. Tahran ise bunu hemen yalanlayarak Washington’dan hiçbir şey talep etmediklerini bildirdi.

Aynı kontrol döngüsü

Washington böylece savaş faaliyetlerini yeniden daha düşük bir düzeye indirdi. Bu yaklaşımı 28 Şubat’ta başlayan savaştan bu yana uyguluyor: Mart sonunda İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırılar on gün süreyle askıya alınmış, Haziran’da sınırlı bombardımanların ardından kısa süreli ateşkesler yapılmıştı. 12-24 Temmuz arasında on üç gece arka arkaya bombardıman gerçekleşmiş, ardından dört günlük ara verilmiş, 29 Temmuz’da iki saatlik bir bombardıman daha olmuş ve şimdi de İran’ın enerji tedarikine yönelik önceden hazırlanmış saldırı iptal edilmişti.

Körfez’i istikrarsızlaştırma taktiği

Bu taktik bir kontrol döngüsü olarak yorumlanıyor. ABD saldırılarının zamanlaması ve şiddeti kontrol değişkeni iken, İran ile Yemen’deki Ensarullah’ın misilleme saldırıları, petrol fiyatı ve Körfez ülkelerinin tutumu geri beslemeyi sağlıyor. Junge Welt’ten Lars Lange’e göre amaç ne Hürmüz Boğazı’nın açılması ne de bölgenin gerçek anlamda istikrara kavuşması; asıl hedef, ABD’nin kaynak kullanımını en aza indirerek Körfez’deki siyasi-ekonomik sistemi mümkün olduğunca kalıcı biçimde istikrarsızlaştırmak. Bombardıman dönemleri çatışmaya yeni ivme kazandırıp Hürmüz Boğazı ile Bab el-Mandab’ı baskı altında tutarken, izleyen müzakere aşamaları istikrarsızlığı sona erdirmeden ABD kaynaklarının kullanımını azaltıyor.

Washington şimdiye kadar İran’ı hızlı ve kesin biçimde zayıflatmayı amaçlayan yoğun saldırı serilerine ağırlık verdi. Ancak gözle görülür bir zayıflama yaşanmadı. İran, bölgedeki ABD altyapısına ve ABD’ye üslerini tahsis eden ülkelerin altyapısına karşı beklenmedik derecede güçlü füzeler, seyir füzeleri ve İHA’larla karşılık veriyor. Böylelikle Tahran pahalı önleme kapasitelerini meşgul ediyor ve Washington’u ABD silahlı kuvvetlerinin zorlukla dayanabileceği bir yıpratma savaşına zorluyor. Washington’un asıl amacı İran’ı dize getirmenin yanı sıra Körfez sistemini kalıcı olarak istikrarsızlaştırmaksa, orta düzeyde askeri yoğunluğa sahip saldırılar yeterli oluyor. Düşük yoğunluklu savaş aşamalarında enerji akışlarındaki aksaklık azalmadan ABD’nin kaynak tüketimi düşüyor.

Petrolü ikiye katlıyor

Bu durumdan ABD enerji sektörünün bazı kesimleri yararlanıyor. Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı küresel petrol ve gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçiş yolu idi. Körfez’deki enerji akışlarındaki aksaklık sürerken ABD petrol ve doğalgaz ihracatçısı olarak rolünü daha da güçlendirebildi. Washington’un bu etkiyi bilinçli olarak hedefleyip hedeflemediği ya da sadece kabullenip kabullenmediği belirsiz.

Trump, İran enerji altyapısının bombalanmayacağını açıklamasının hemen ardından Truth Social platformunda, “Başkan Donald J. Trump sayesinde Amerikan ham petrol ihracatı hızla artıyor!” diye yazarak ABD’yi “Petrolün Kralı” ilan etti. Rakiplerinin Basra Körfezi ve Kızıldeniz’deki kilit enerji ve ticaret yolları kapalı kalırken yükselen ABD ihracatını kendi siyasi başarısı olarak pazarlıyor; bu, ekonomik sonuçları doğrudan ABD’ye fayda sağlayan bir savaş tablosuna çarpıcı biçimde uyuyor.

Katar da sahnede

Öte yandan, Katar da Cumartesi günü İran’a Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik yeni bir teklif sundu. Arabuluculara göre İranlı diplomatlar teklife olumlu yaklaştı. Teklif, kuzey kıyısında İran’ın, güney kıyısında ise Umman’ın bulunduğu Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için yeni trafik düzenlemeleri oluşturulmasını öngörüyor. İran geçen hafta dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği boğazdaki iki deniz koridorunun en azından bir bölümünü kontrol etmek istediğini açıklamıştı. Pazar günü itibarıyla yeni teklifin İran’ın boğazdan geçen gemilerden ücret ya da geçiş harcı alma talebini nasıl ele aldığı netlik kazanmadı; ABD bu talebe güçlü şekilde karşı çıkıyor. İran da Cuma günü stratejik su yolunun yeniden açılması ve ülkenin petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılması için de yeni öneriler sundu.

Körfez ülkeleri garanti istiyor

Perde arkasında Körfez ülkeleri, savaş uzadıkça kendi topraklarının sık sık İran saldırılarına maruz kalmasına yol açan ve ABD’nin net bir strateji ortaya koymadığını düşündükleri yaklaşım nedeniyle Washington’a yönelik hayal kırıklığı yaşıyor. Dolayısıyla son haftalarda ABD’den daha fazla hava savunma sistemi talep etti ve karşılıklı saldırıların sürmesi halinde Amerikan ordusunun kendilerini koruyacağına dair güvence istedi. HABER MERKEZİ