AKP-MHP iktidarının, Kürt düşmanlığına dayalı savaş politikasının büyüttüğü siyasi ve ekonomik krizden dolayı karar aldıkları baskın seçim yaklaştıkça, korku ve telaşları da deşifre oluyor.
AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, partililerine HDP’yi baraj altında bırakma talimatı verdiği görüntü kaydı ortaya çıktı. Erdoğan, “Onların baraj altı kalması demek bizim durumumuzun çok daha iyi bir noktaya gelmesi demektir” dedi.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın HDP’yi 24 Haziran seçimlerinde baraj altında bırakma amaç ve politikasını gözler önüne seren görüntü kaydı ortaya çıktı. Sosyal medyada paylaşılan görüntünün, Erdoğan’ın katılımı ile 10 Haziran’da AKP İstanbul İl Başkanlığı binasında düzenlenen “Mahalle Başkanları Toplantısı”nda çekildiği öğrenildi. Toplantıya Erdoğan’ın yanı sıra Başbakan Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, AKP genel başkan yardımcıları, AKP İl Başkanı Bayram Şenocak ile milletvekili adayları, mahalle başkanları ve partililer katıldı.
HDP baraj altında kalsın talimatı
Basına kapalı gerçekleşen programda, Erdoğan partililere yaptığı konuşmada doğrudan HDP’nin baraj altında bırakılması talimatı verdi: "Arkadaşlar HDP üzerinde parti teşkilatımızın çok farklı çalışma yapması lazım.Bunu dışarıda konuşmam, burada sizlerle konuşuyorum. Niye sizlerle konuşuyorum, çünkü, onların baraj altı kalması demek, bizim durumumuzun çok daha iyi bir noktaya gelmesi demektir.
Özel bir çalışma yapın
Dolayısıyla da her ilçede arkadaşlarım özellikle onlar üzerinde çok farklı çalışması lazım. Çünkü siz kim kimdir biliyorsunuz. Öyle mi, çünkü mahalle temsilcilerimiz eğer kimin kim olduğunu bilmiyorsa o zaman zaten bu görevi bıraksın. Bilmeniz lazım, alacaksınız önünüze sandık seçmen listesini, bu seçmen sandık listesinde kim kimdir. Buna göre de onlar üzerinde özel bir çalışma yapmanız inanıyorum ki bize çok farklı bir oranda netice getirecektir. Markaja almak diyoruz ya markaja almalısınız.”
Başlamadan işi bitirmiş oluruz
Aynı konuşmanın devamı olan ikinci görüntülerde Erdoğan, müşahitlerle ilgili açıklamalar yapıyor. İşte Erdoğan’ın o açıklamaları: “Seçim gerçekten sandıkta kazanılır, e peki nasıl kazanılır? Sandık kurulu üyesi arkadaşlarım, bir defa seçim günü diğer siyasi partilerden önce sandık mahallinde yerini almalıdır. Yani bizim arkadaşlardan önce onlar gelmemeli. İki, sandık müşahitlerimiz; müşahitler konusunda sandık kurulu üyelerinin dışında sandık müşahitleriyle bizim oraları ne yapmamız lazım, takviye etmemiz lazım. Olur ya, diğerlerinden gelmeyen olursa bu defa sandık kurulu başkanı kimse oradan kimi alacak, müşahitlerden kim varsa, önce gelen kimse, o onun hakkıdır. O sandık kurulunun ikinci veya üçüncü üyesi olabilir. Burada bir defa neyi kazanırız, sandık kurulundaki hakimiyeti biz elde etmiş oluruz. Yani burada çok hassas olmamız lazım bu işi hiç hafife almamamız gerekir. Bunları geçmişte çok yaşadık. Eğer bunu sağlama alırsak İstanbul’da başlamadan işi bitirmiş oluruz.
Bakın, bir 7 Haziran yaşamamalıyız
Değerli arkadaşlar tabi 13 gün var (seçime). Yani iş çantada keklik değil onu da söyleyeyim. Şu anda kamuoyu araştırmalarında filan öyle iş bitmiş havada değil onu da söyleyeyim. Bu neyi gösteriyor son seçimlerde yaşadığımız olay; 7 Haziran, 1 Kasım... Bakın, bir 7 Haziran yaşamamalıyız. Aynı şekilde 1 Kasım yaşamamalıyız. Yani iş bıçak sırtı olmamalı. Şunu bilmenizi istiyorum. İstanbul, Türkiye'nin adeta 81 vilayeti burada temsil ediliyor. Buradan çıkan netice Türkiye'nin neticesidir.”
Erdoğan itirafıyla teyit etti
HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Erdoğan’ın HDP’yi 24 Haziran seçimlerinde baraj altında bırakmak için yaptığı açıklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilgen, "Bu durum, seçim kampanyasının başlandığı günden belliydi. Ancak bunun Erdoğan ağızdan itiraf edilmesi bunu çok daha güçlü bir şekilde pekiştirdi. Artık bu, tescillenmesidir, ilan edilmesidir" dedi.
Korkunun ecele faydası yok
Bilgen, Erdoğan'ın tüm umudunu HDP'yi baraj altında bırakma üzerine kurduğunu kaydederek, şöyle devam etti: "Korkunun ecele faydası olur mu? Onu 24 Haziran'da herkes görecektir. Hep birlikte göreceğiz. Tüm umudunu HDP'yi baraj altında bırakmak üzerine kurduğu ve bunu da sandıkta yolunu, yöntemini arama konusunda bir planı çok açık bir biçimde tüm dünya görmüş oldu. Çünkü sandık hakimiyeti ikinci videoda da açıkladığı üzere bu korkunun, bu kaygısının gereği olarak, ne olması gerektiğini çok somut bir şekilde tarif etmiş."
HDP, Erdoğan’ın planını bozuyor
Bilgen, Erdoğan’ın HDP’yi 24 Haziran seçimlerinde baraj altında bırakma düşüncesinin altında yatan iki farklı neden olduğunu da vurguladı ve şöyle devam etti:
Psikolojik boyutu. HDP'nin onun moralini bozması, adeta tüm planlarını altüst ediyor olması. HDP'nin sadece sayısal gücü değil, özgül ağırlığı, siyasetteki, işte Kürt sorunu ve demokratik çözümü ile oluşturduğu barış talebi gibi. Tüm bunlar onun kurmaya çalıştığı psikolojik hakimiyet, algı hakimiyetini bozuyor. Ona karşı kafa tutuluyor, direniş sergileniyor. Onun karşısında boyun eğilmiyor. Bu onun kurmaya çalıştığı toplumsal psikolojiyi adeta ters düz ediyor.
Pratik ve matematiksel bir durum. Sonuçta HPD barajı geçtiğinde, yani en iyi senaryoda bile Erdoğan'ın Meclis’te çoğunluğu elde etmesi imkansızlaşıyor. Bu da tabi ki yeni sisteme göre beraberinde Cumhurbaşkanı ile ilgili soruşturma açılması ihtimallerini ortaya çıkarıyor. Belki en önemlisi de ikinci turda Meclis’e uyumlu bir Cumhurbaşkanı arayışı tercihi dolayısıyla Erdoğan'ın birinci turda aldığı oyu bile ikinci turda alamaması durumunu ortaya çıkartıyor. Şimdi burada da somut bir tablo, Erdoğan'ın kafayı HDP'ye takması son derece anlaşılır bir durumdur.
Diğer partiler buna göre devransın
Bilgen, CHP ile toplumsal muhalefetin seçimlerde hiçbir risk bırakmayacağı şekilde sandık güvenliğini sağlaması ve HDP'ye destek vermesi gerektiğinin önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Bu kadar HDP'yi önemseyen birisinin, yüzde 10 sınırında barajı geçen bir HDP'ye her türlü entrikayı çevirir. HDP'nin sadece barajı sınırda geçmesi yetmiyor. Çok daha güçlü biçimde alınacak her oy, muhalefetten belki bir kaç milletvekili götürürken, AKP'den neredeyse 15-20 vekil götürebilecek bir durum ortaya çıkartıyor. Dolayısıyla muhalefet açısında HDP'nin yüzde 11 ile barajı geçmek yerine 13-15 oranında geçmesi bir kayıp değil. Sonuç itibariyle hem diğer muhalefet partileri hem de Türkiye'nin demokrasisi için bir kazanç olacak."
ANKARA
HDP MYK: Erdoğan suç işliyor
HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) "Cumhurbaşkanı suç işliyor, AYM hukuk ihlali yapıyor" başlığıyla yazılı bir açıklama yaptı.
Seçim döneminde hukuk ihlalleri, aleni suç işlemeler, usulsüzlüklerin aralıksız devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar belirtildi: "Cumhurbaşkanı adayımız Selahattin Demirtaş ile ilgili olarak 29.05.2018’de Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmıştır. AYM, başvurunun yapıldığı gün İçtüzük 73 uyarınca tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Ancak ne tuhaf ki, Sayın Selahattin Demirtaş ile ilgili İçtüzük Madde 73’e göre herhangi bir talebimiz bulunmamaktadır. Talebimiz, İçtüzük 68 uyarınca dosyanın öncelikli ele alınması talebidir. AYM’nin olmayan bir talep hakkında karar vermiş olması, dosyayı incelemeden direktifle karar verdiğinin açık bir göstergesidir. Ayrıca olmayan bir taleple ilgili verilen bu karar toplumda algı oluşturmak için basına da servis edilmiştir. AYM, hukuksuzluklarına kılıf uydurma gereği bile duymamakta, açık bir şekilde talimatla hareket ettiğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, maalesef yüce hukuksuzluk ve ihlal divanı haline gelmiştir."
Erdoğan açıkça talimat veriyor
Açıklamada, AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla alakası olmayan konulara imza atmayı sürdürdüğüne vurgu yapılarak, şunlar ifade edildi: "Seçime günler kala Cumhurbaşkanı adayımız Demirtaş’ın serbest seçim hakkı çerçevesinde çalışmalarını yürütememesi için birçok kuruma açık talimatlar vermeyi sürdürmektedir. AKP Genel Başkanı Erdoğan, son olarak katıldığı bir TV programında, bütün parti ve adaylara eşit mesafede, tarafsız ve bağımsız olması gereken YSK’ya talimat verdiğini açıkça ilan etmiştir. YSK’ya bilgi gönderdiğini, Cumhurbaşkanı adayımız Selahattin Demirtaş’ın TRT propaganda çekimlerinin cezaevinde yapılmasını, kendi kontrolünden geçtikten sonra yayınlanabileceğini ifade ettiğini belirtmiştir.
Bir aday diğer bir adayın konuşmaları hakkında karar vermektedir. Bu dünyada görülmemiş bir skandaldır, hukuksuzluktur, seçime açık müdahaledir, suçtur.
Seçim kararının alındığı ilk günden beri eşitsiz ve adil olmayan koşullarda yürütülen bu seçimde istediği sonucu elde edemeyeceğini anlayan AKP Genel Başkanı, devletin bütün kurumlarına açık talimatlar vererek seçimden bir galibiyet çıkarma düşüncesindedir. Art arda suç işlemektedir.
Hesabını bir bir soracağız
YSK’nın görevi bir aday lehine seçim koşullarını oluşturmak değil, halkın iradesinin en sağlıklı biçimde sandığa yansıyacağı, eşit ve adil koşullarda yapılacak bir seçim ortamını hazırlamaktır. İşlenen suçlarla ilgili hukuki başvurularımızı yapacağız, hukuk ve demokrasi çerçevesinde sorumlulardan bunların hesabını bir bir soracağız."
1946’dan sonraki en riskli seçim
İktidarın yasaları kendi lehine değiştirdiği bir ortamda, 24 Haziran'ın 1946'dan sonra Türkiye'nin en riskli seçimlerinden biri olduğunu söyleyen Mülkiyeliler Birliği Demokrasi Araştırmaları Merkezi’nden Dinçer Demirkent, sandık güvenliği için muhalefet partilerinden seçmenlere çok ciddi sorumluluklar düştüğünü belirtti.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü'nden 7 Şubat 2017'de KHK ile ihraç edilen bir isim olan Mülkiyeliler Birliği Demokrasi Araştırmaları Merkezi’nden akademisyen Dinçer Demirkent, OHAL koşulları altında gidilen seçimlerde en çok kaygı duyulan sandık güvenliği ve iktidarın bu konuda kendi lehine yaptığı düzenlemeleri değerlendirdi.
Demirkent, öncelikle 24 Haziran seçimlerinin Türkiye'nin 1946'dan bugüne kadar gördüğü en öngörülemez ve dolayısıyla riskli seçimlerden biri olduğunu ifade etti.
16 ilde yasak devam ediyor
Demirkent bunu da "Anayasal sorunlar var. Başta OHAL olmak üzere bugün 16 ilde ‘toplantı ve gösteri yasağı’ var ve seçim propagandasını eşit ve özgür bir biçimde yapmak mümkün değil. Gazeteciler içerde. İdari amirlerin yetkileri olağanüstü arttırılmış durumda. OHAL'den kaynaklı hakkınızı arayamadığınız bir ortamda seçimlere gidiliyor" sözleriyle açıkladı.
AKP yasaları lehine değiştirdi
Demirkent, seçimlerde en büyük riskin ise seçim kanunuyla birlikte getirilen taşımalı, birleştirmeli ve seyyar sandık, mühürsüz oy, kolluğun sandık başına gelmesi gibi değişiklikler olduğunu vurguladı. Demirkent, bu değişikliklere ilişkin şu yorumlarda bulundu: "AKP, yasaları da kendi lehine göre değiştirdi. Seçim ile ilgili İçişleri, Ulaştırma ve Adalet Bakanlıkları el değiştirdi. Dolayısıyla tarafsız bir biçimde seçim yürütülme imkanı da bu seçimlerde yok. En temel anayasal sorunlar var. YSK bir genelge yayınladı ve diyor ki; 'mühürsüz oylar kasıtlı olarak yapılırsa elbette geçersiz sayılacak'. Fakat bunun kasıtlı ya da ihmalden kaynaklandığını YSK nasıl yapacak? Bunun tespitini yapacak bir ölçüt yok. Dolayısıyla karşımıza yine 2,5 milyon mühürsüz oy pusulası çıkınca kabul edilecek, bunun nerden geldiğini bilme ihtimalimiz olamayacak. Yasanın bu haline bile uygulamada uyulmama ihtimali var. Çünkü yasa çok muğlak bir yasa. Polisin sandık başlarına gelebilme hali çok tehlikeli bir madde. Dolayısıyla Anayasal ve yasal olarak çok fazla sorun ile karşı karşıya olduğumuz açık. "
Böyle bir konuşma olamaz
Demirkent, AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın katıldığı parti içi bir toplantıda HDP'yi baraj altında bırakmaya yönelik verdiği talimatları da yorumladı. Demirkent, söz konusu görüntülerdeki talimatlar için "Herkesin oyunu korumak lazım ve bu da devlet yetkilileri bunu yapmazsa görevlerini ihmal etmiş ve görevlerini yapmamış olurlar. Kamu güvenliğinde de suç teşkil eder. Demokratik bir ülkede dün basına yansıyan videolardaki söylemler olamaz. Demokrasinin temel koşulu, iktidarın adil ve güvenli seçimlerle değişebilmesidir. Adil ve güvenli seçimlerin olmadığı bir yerde demokratik bir ülke söz konusu değildir. Adil ve güvenli bir seçim de demokratik hukuk devleti olmak ile sağlanır. Fakat bizde bunların ikisi de yok. O yüzden sorumluluk muhalefete, yurttaşlara ve yurttaş inisiyatiflerine düşüyor" dedi.
Vekiller riskli bölgelerde olmalı
Sandık güvenliği konusunda seçmenlerin oylarına sahip çıkması, bunun için yollar geliştirmesi, hileleri önlemek için çaba göstermesi ve kamu görevlilerini sorumluluğa davet etmesi dışında çok fazla olanak olmadığını söyleyen Demirkent, muhalefet partilerine ise şu çağrıda bulundu: "Bu ülkenin geleceği için çok önemli bir seçim o yüzden güvenlikli ve adil olması gereken bir seçim. Özellikle bütün muhalefet milletvekillerinin sorunlu bölgelere en çok risk taşıyan bölgelerde seçim günü bulunması gerekir. Sandıklara sahip çıkmaları gerekir. Siyasi partilerin işbirliği içinde davranarak, bu seçimleri adil seçim kampanyalarıyla yürütmesi gerekiyor."
Barolara da görev düşüyor
Bu konuda barolara da ciddi bir görev düştüğünü belirten Demirkent, "Baroların da riskli bölgelere önem vermesi gerekiyor. Tüm yurttaşlarla birlikte bu seçimleri güvenli ve adil bir hale getirilmeye çalışılmalıdır" dedi.
https://www.youtube.com/watch?time_continue=2&v=xuUFO0jsl-I