Krize karşı direniş, daha çok kolektif olarak örgütlü değil ‘gündelik pratik direniş’ biçiminde gelişiyor. Gündelik hayatın sürdürülebilmesi için temel ihtiyaç olan özellikle elektrik ve  suyun elde edilişi, bunun en bilinen biçimidir. Kentlerde biraz da özenle ücretsiz kullanımı sağlayan çeşitli biçimler, bazen sayacı sadece söküp atmaktan ya da doğrudan elektrik direklerinden hat çekilerek elektrik elde edilişi, krize karşı gündelik pratik direniş biçimleridir. Böylece özellikle kışın ısınma için rahat ve bolca kullanılan bir kaynak yaratılmış olmaktadır. Bu yüzden elektrik ve su zamları beklenilenin aksine yoksul mahallelerde pek tepki doğurmamaktadır. Protesto ya da yürüyüşlerle bu tepkiyi gösterme yerine, doğrudan, kaynaktan kullanarak belki çok daha sessiz ama mutlak olarak çok daha etkili bir biçim gerçekleştirilmektedir.
Su da yakın yerlerden bir yerden geçiyorsa mutlaka benzer şekilde elde edilmektedir. İronik olan ilk başta su sayacı vermek için birçok güçlük çıkaran yerel yönetimler, her zaman bir süre sonra su sayacını almaları için bu sefer kendileri ısrar etmeye başlamaktadır. ‘Gündelik direniş biçimleri’ her ne kadar doğrudan, mesela dernek gibi bir örgütlenme biçimiyle olmasa da mevcut bölgelerde karşılıklı bir dayanışma ağı yaratmaktadır. Kaçak elektrik kullanırken yakalanan bir abonenin ilk yaptığı en yakın yerdeki diğer kaçak abone kullanmayı uyarmasıdır. Birçok yerde mesela kan davası ile birbirine düşman olan iki aile belki birbirini vurmak için kollamakta ama genellikle bir diğerini mesela elektrik kullandığı açığa çıkarmamaktadır.
Temel ihtiyaçların kullanımının, bir hak olduğu aslında geniş bir toplumsal kabul olduğu çok açıktır. Bu nedenle örgütleyici hareketler bu meşruiyetin üzerinde ki ince örtüyü sıyırıp attığında, geriye çıplak bir iktidardan başka bir şey kalmamaktadır. Güney Afrika cumhuriyetinde en gelişkin halk hareketlerinden biri hızla özelleştirilen su dağıtımının yeni sahipleri özel şirketlerin daha sıkı denetimlerine karşı halka bir ‘U’ boru dağıtan örgütlenmedir. Bu ‘U’ boru ile su sayacını sollayan aileler temel ihtiyaçlarını, suyu elde etmektedirler.
Ulaşımda da aynı meşru kabul yaygın olarak vardır. Mesela kaçak binilen trenlerde ya da tramvaylarda, diğer yolcular kaçak olanı korumak için her zaman elinden geleni yaparlar. Ulaşım hakkını ücretsiz kullanma eylemlerinde, eylemin örgütleyicilerinin yanında, o an için bedava biniş kartı olanlar da kolayca yer almaktadır.
Bu nedenlerle özellikle krizlerde, en yüksek seviye varan ‘gündelik pratik direniş’, sol ve toplumsal hareketler tarafından, küçümsenerek ve hatta ayıplanarak hesaba katılmamasının aksine temel örgütlenme alanlarıdır. Bugün için en yaygın olan direniş bu olduğu gibi kriz günlerinde de en etkili direniş alanlarıdır. Halka ücretsiz temel hakları elde etme şansı veren ve bunu da bir tarih –iktidar ya da devrim- sonrasına ertelemeyen bu biçim, aynı zamanda devrim sonrasının hak mefhumunu da doğrudan anlatmak için en etkili yöntemdir. Bu yine iktidarın ya da neoliberal şirketlerin, hakların satışından elde edecekleri gelirlerin, en azından bir kısmından yoksun kılacağı için de doğrudan çok etkili bir eylemdir.
‘Gündelik pratik direniş’in büyük bir olasılıkla sonuç getirmeyecek birkaç küçük yürüyüş yerine, çok daha etkili olduğunu gösteren ülkemiz de ki son eylem, İstanbul da 3. Köprü inşasına daha geniş bir zemin yaratmak için özellikle pek telaş edilmeden yapılan köprü tamiratlarında görüldü. Bir çok protesto ve haberin ötesinde, pratik bir buluşla plaka numaralarını bantlarla örterek ve bunları köprü üzerinde sıkışmış trafikte birbirleriyle paylaşarak, gişelerden geçen şoförler, çok kısa bir zaman içinde en azından tadilat sırasında köprüden ücretsiz geçme hakkını elde ettiler.
Elektrik ve su ya da İki, üç daha fazla gündelik pratik direniş…