Kulp’un HDP’li belediyesine dün, kaç gündür sürmekte olan mizansenin finali olarak kayyum atandı. Bir gün öncesinde belediye eşbaşkanları, HDP ilçe eşbaşkanı ve belediye fen işleri müdürü tutuklandı. Güya, 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan Cuma günkü patlama öncesi alanda belediyeye ait araçlar ‘köylüler tarafından görülmüş’! Mobese cenneti TC’de bunu kanıtlayan herhangi bir görüntü kaydı yok tabii. Ama mühim de değil. O nedenle, aralarında belediye eşbaşkanlarının da bulunduğu 5 HDP’li tutuklanırken herhangi bir delile, hatta soruşturma dosyasına bile gerek yok.

Çünkü bu iş baştan sona yalandan ibarettir. Soysuz ayarındaki bir akıldan çıkan alçak bir mizansen, kirli bir hesaptır.

Olayın başına dönelim. İlk haberlerde denildi ki “Diyarbakır’ın Kulp ilçesi ile Muş arasında bulunan bölgede teröristler tarafından yola döşenen patlayıcının sivil aracın geçişi sırasında infilak etmesi sonucu ölü ve yaralılar olduğu belirtildi”. Sonra minibüs denildi. Siviller bu kez orman işçileri oldu, sonra ‘odun toplamaya giden köylüler’. Basına yansıyan fotoğraflarda ise minibüs değil, bölgede Megzamin denilen arkası açık arazi aracının olduğu görüldü.

Bu ise ölü ve yaralıların ne kadar sivil olduğu, bölgede bulunma sebeplerinin ne olduğu ile ilgili soru işaretleri yaratıyor. Şöyle ki TC kaynaklı açıklama ve haberlerde bu kişilerin ‘köylü’ ve ‘sivil’ kimlikleri sürekli vurgulanırken, düzenlenen askeri törenlerin biçimi ve burada yapılan konuşmalar farklı bir dil konuşuyor. Öncelikle olayda ölen 7 kişi gerçekten kişisel ihtiyaç için odun toplamaya çıkan köylüler olsa, aynı köy veya hiç olmazsa aynı mıntıkadan olmazlar mı? Ama ölenlerden 2’si Batmanlı, 1’i Muşlu. Hadi diyelim olayın yaşandığı yer Kulp ile Muş arasıdır; Batmanlı köylü ne zamandan beri Kulp’un ötesinde odun toplamaya çıkıyor? Yine valilik bahçelerinde yapılan askeri törenler, faşist devlet makamından törene katılanların profilleri, burada yapılan konuşmalar çok net ortaya koyuyor ki bu kişiler odun toplamaya çıkan siviller değil, TSK tarafından operasyon kapsamında görevlendirilmiş koruculardı. Muhtemelen görevleri, gerillanın üs noktalarının belirlenmesi veya sonbahara girerken kış üslenme yerlerinin tespit edilmesiydi. Ki bunun üzerine bölgede askeri operasyon başlatılsın ya da hava saldırısı yapılsın. Bu durum ise uluslararası savaş hukukuna göre korucuları (kıyafetleri o an sivil olsa dahi) askeri hedef yapar – haklı veya meşru göstermek bir yana; hukuken durum böyledir.

Tabii bu arada PKK’nin olaydan sorumlu olduğunu da net bilmiyoruz. HPG henüz konuyla ilgili bir açıklama yapmış değil.

Fakat net olarak biliyoruz ki ne HDP’li belediyenin ne ilçe örgütünün Kulp olayı ile herhangi bir alakası yoktur. Bununla birlikte alçak devletin HDP’li belediyelere kayyum atamak için illa bir gerekçeye de ihtiyaç duymadığını Amed, Mêrdîn ve Wan’daki belediye gasplarından biliyoruz.

Öyleyse Kulp meselesi nedir? Burada denenmek istenen oyun nedir? Olayın HDP’nin kriminalize edilmesi ile sınırlı olmadığı açık. Bu oyunun ilk perdesi zaten HDP Amed il binasının önünde oynanmaya devam ediyor. Fakat bunun dışında belli ki Kulp belediyesinin gasp edilmesini PKK gerillalarının eylemine bağlayıp siyasal alandaki Kürt özgürlük mücadelesine zarar verenin askeri direniş olduğu algısını inşa etmeyi amaçlıyorlar. Yani şantaj yoluyla teslim alma siyasetinin son model uygulaması. Kulp’taki olay bunun denenmesidir. Böylesi bir akıl devrededir. Pasif defans ile bu aklın boşa çıkartılması ise pek mümkün görünmüyor. Savaş çizgisindeki devlet aklının tasarladığı mizansenleri boşa çıkarmanın yolu ortak fikir, karar ve eylem gücüne dayanan etkin ve yaratıcı, aksiyoner akıl ve duruştan geçer.