24 Temmuz'da Erdoğan cuntası çok yoğun kirli savaş başlattı ve uğursuz beklentisi de büyüktü. 

 Kandil ve diğer gerilla üslerine bombardımanlarda devletler arası savaşta aylarca kullanılacak düzeyde bomba yağdırdı

Diktatörler dehşet saçarak boyuneğdirmeyi, güçlülük gösterisi olarak görür ve severler. 

Erdoğan-Davutoğlu ve generaller, dehşet saçacak denli yüksek sayıda gerilla ve PKK kurmayını katletmeyi bekliyorlardı. Umduklarını bulamayınca Zergelê Köylülerini bombaladılar. 8 köylüyü ve anne karnındaki bebeği acımasızca katlettiler. 

Bu acımasız savaş suçuyla, yaşayan köylüleri cezalandırarak Kandil çevresini "temizleme"yi amaçlıyorlar. Zergelê Köyünün de bağlı olduğu Belediye Başkanı'nın açıkladığına göre amaç; köylüleri sürerek kimyasal silah kullanmak!

Yoğun savaş bombardımanında yitirğimiz HPG komutan ve gerillaları ile, köylülerimiz ve anne karnındaki bebek canlarımız yüreğimizde acıdır. Fakat belirtmek gerekir ki, Erdoğan cuntası ve generaller, beklediklerini bulamadılar. Ağır savaş bombardımanı fiyaskoyla sonuçlandı.

Bu arada kirli savaş tamtamlarını harekete geçiren Erdoğan cuntası ve generaller, şovenist atmosferi yükseltmede kısmen başarılı oldular. Tekelci medya şovenist mutabakat içinde harekete geçti. HDP ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin sesi ve açıklamaları koyu sansür altında boğduruldu. Demokratik barış için diyalog ve görüşme sürecinin başlatılmasını isteyenlerin açıklamaları kirli savaş naraları altında sansüre tabi tutuldu. Yürüyüşleri yasaklandı.

Mecliste AKP-MHP ittifakı, bunlara destek sunan Perinçek ve diğer sağ küçük partiler, gerici kitle örgütleri, kirli savaşı çemkirerek destekliyorlar.

Fakat şovenist atmosferin daha koyu karanlığa doğru geliştirilemeyeceği, dünden farklı olarak bugünün gerçeğidir. Bu duruma rağmen liberal yelpazenin değişik kesimlerinden sesler, Kürt Özgürlük Hareketi'ne yüklenmeye başladılar: bombardımana karşı eylem koyma, silahları bırak ki, devlet de bombardımana son versin! Masaya geri dönsün! 

Bu, demokratik barış direnişle değil, Erdoğan cuntası, generaller ve şovenist cepheden dilenerek, ölü taklidi yapılarak elde edilir demektir. 

Oysa eğer şmdi Erdoğan cuntası ve kirli savaş için sabırsızlanan generaller, tereddüde düşüp yeniden diyaloga geçmeyi düşünüyorlarsa, esasen Kürt Özgürlük hareketi, ölü taklidi yaparak barış dilenmek yerine başarıyla direndiği içindir.

Bir an için o çok eleştirilen eylemlerle yanıt verilmediğini düşünelim. Dehşet yaratarak bombalarla katleden Erdoğan cuntası ve generaller o durumda masaya neden geri dönsün? Hangi zorunluluktan ötürü? Barışsever olmadıklarını kanıtladıklarına göre neden geri dönsünler? 

Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Erdoğan'ın ağır kirli savaşına yanıt eylemleri Türk halkı üzerinde şovenizmi kışkırttığı ve savaş yanlılarına desteği arttırdığı için, böylesi yanıt eylemleri olmasın diyenler var. 

Demokratik barış için diyalog süreci gerçekten de Gezi ayaklanmasına zemin hazırladı. Türk emekçileri yeniden yüzlerini hak alma eylemlerine döndüler. HDP beklenenden daha fazla etkisini Türk halkı arasında bu süreçte yaygınlaştırdı.

Ama zaten bu süreci masayı devirerek bozan, kirli savaş başlatarak ateşkesi sona erdiren Erdoğan cuntası oldu. 

Erdoğan kirli savaşı yeniden başlatırken, buna yanıt eylemleri meşru savunma çizgisinde. Kürt Özgürlük Hareketi meşru savunma hakkına sahiptir. Ama mesele cenazelerin gelmesi Türk halkında şovenizmi kışkırtıyor meselesi ise, buna karşı demokratik barış mücadelesini yükseltmek savaşa karşı olan herkesin görevi. Şovenizmi bu ve diğer mücadelelerle yıkmak kirli savaş karşıtlarının görevi. Kirli savaş bombaları ve kurşunlarına yanıt olmasaydı, savaş uçaklarına karşı savaş deneyimiyle iyi korunma olmasaydı, asıl o zaman demokratik güçlerin morali çok bozuk hale gelirdi. Yenilgi ve "çaresizlik" ruh hali karşı tarafın şovenist "zafer kibiri"ni şaha kaldırırdı. 

Hiç yanıt vermeyip, kirli savaşın ağır saldırıları karşısında, yalnızca barış dilenmek, ne yazık ki, kirli savaşçıları aşırı cesaretlendirir, şovenist atmosferi çok daha uzun yaşamasına yolaçar.

Bunu Perincek'in savaş gazetesi sergiledi de. Kürt demokratik hareketinin değişik alanlardaki sözcüleri savaşın durdurulması ve yeniden görüşmelerin başlamasını isteyince Perinçek medyası bunu," panik başladı" diye verdi. Direniş olmadan yanızca barış dilenilseydi, kirli savaşçıların destek saflarında şovenist kibirin nasıl kabartılacağının tahmin etmek zor değil. 

Erdoğan cuntası ve müttefiklerinin kirli savaş bombardımanı, yalnızca seçimin öcünü alma cezalandırması değil. Ayrıca masaya rakibini zayıflatarak daha elverişli pozisyonda oturmak için geçici saldırı da değil. Sri Lankavari saldırıların değişik versiyoınlarla yeniden yeniden tekrarlanmasıdır. 

Kürt halkı savaşın sosyolojik yıkımına nasıl ki emekçiliğin ağır işlerinde çalışarak direniyorsa, daha çok Kürt emekçilerinin temsilcsisi olarak Kürt Özgürlük Hereketi de ağır savaş saldırılarına karşı, kendisini koruma ve meşru savunma çizgisinde etkili eylemlerle direniyor. Kirli savaşçılar arkalarına emperyalist süper devlet ABD'yi alarak, yanına bölgenin hemen bütün despot devletlerini çekerek saldırmalarına rağmen direniyor. Kirli savaşçılar DAİŞ ve diğerlerini vurucu güç olarak kulanmalarına rağmen direniyor.

Kirli savaşçılar yeniden masaya geleceklerse, barış dilendiği için değil direniş dayattığı için gelecekler. 

Türkiye cephesinden demokratik barış mücadelesini yükselterek Türk halkını saflara daha çok çekmek, hayatidir. Kirli savaşçıları yenilgiye uğratacak olan budur. Ölü taklidiyle barış dilemek yalnızca kirli savaş cephesini cesaretlendirir.