Seçim günü yaklaştıkça akıldışılık fazlalaşıyor. Erdoğan’ın ruh halinden, söyleminden tükenmişliği okumak mümkündür. Çünkü bu seçimlerde aradığı çoğunluğu yakalaması zor görünüyor. Parlamento çoğunluğunu kaybettiğinde, kendisi cumhurbaşkanı seçilse de fazla anlamlı bir zafer olmayacaktır. Kazanmak için yalanın her türlüsü, riyakarlığın her biçimini sergilemekten geri durmuyor.
Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan yıllar önce bir tespitte bulunmuştu. Diyalog ve çözüm sürecinde Erdoğan’ın iki yüzlü, sahtekar ve oyalayan tavrına binaen “AKP ve Erdoğan’ın bir proje olduğu ve Kürt özgürlük hareketini bitirmek için geliştirilmiş bir projedir”... “Çiller’den 50 kat daha tehlikelidir” demişti. Erdoğan Diyarbakır’da “Kürt sorunu benimdir” dedi. Çözerek değil imha ederek bitirmek istedi.
Erdoğan’ı sadece seçimler üzerinden değerlendirmek yetersiz olacaktır. Seçimleri kazanmak için şuursuz davranışlar içine girerek her tarafa saldıracaktır. Dengesiz ruh hali içinde üstlendiği Kürt düşmanlığı projesini hayata geçirecektir. Çiller, Güreş ve Ağar dönemine yeşil ışığı İngiltere yakmıştı. Erdoğan’a yeşil ışığını yakan ise birden fazla güçtür, yani kapitalist modernitenin onayıdır.
Kapitalist modernitenin bölgedeki temel dayanağı olan bir diktatörlükten bahsediyoruz. Hafife alınacak es geçilecek bir yönetim değil. Elde ettiği iktidarı kaptırmayacaktır. Son derece acımasız ve yok edici bir politika izlemeye devam edecektir. Uyguladığı yöntemler sadece şiddetle değil, şiddet dışı uygulamaları da ha keza bitirici ve yok edicidir. Kürtlere baskı, şiddet, imha yöntemleri uygularken diğer toplumsal kesimleri de tutuklama, sindirme, korkutma, işten atma, açlıkla terbiye etmeye çalışmaktadır. İstibdat rejimi, korku imparatorluğu yaratılacaktır. Erdoğan, seçimleri kazanması halinde rakiplerine karşı daha intikamcı yaklaşacak ve Türkiye’yi karanlığa gömecektir.
Kandil operasyonu
Irak devleti, yönetim olarak en zayıf dönemini yaşamaktadır. Siyasi istikrarsızlık içinde, dış destek olmadan kendisini savunamaz durumdadır. Böylesi bir zamanlamayı fırsat bilen Türk devleti Irak’ın egemenlik sınırlarını hiçe sayarak Güney Kürdistan’ı fiilen işgal etmesi yeni bir durum yaratmıştır. Kandil operasyonunun seçim dönemine denk getirilmesi oy devşirme olarak algılansa da, özünde yayılmacı politikanın ürünüdür. Kapitalist modernite bölgeyi istikrarsız hale getirip kalıcı olmak istiyor. Efrîn’den Kandil’e savaş hali, Kürt düşmanlığı bu projenin ayağıdır. Erdoğan bu projeye hizmet ediyor.
Bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyen güçleri yaratan kapitalist sistemdir. Tıpkı İŞİD’i yaratıp yok ettikleri gibi. Şimdi İŞİD’in rolünü AKP/MHP üstlenmiştir. Erdoğan’a Kürtleri yok etmek için yeşil ışık yakan kapitalist modernitedir. Ortadoğu 3 dünya savaşının merkezi haline getirildi. Sistemin vurucu gücü Erdoğan iktidarıdır ve hedefinde Kürtler vardır. Bu denklem iyi bilinmelidir.
Kapitalist modernite Erdoğan hükümetine her türlü desteği vermektedir. Bunca haksızlık, hukuksuzluk, Kürtlere yapılan zulmün haddi hesabı yoktur. Buna rağmen küresel güçlerden tık yok. Açıktan destek verip Kürt katliamını izlemektedirler. Efrîn işgali, Minbic ve Rojava tehditlerine göz yumuyor, Güney işgali, Şengal ve Maxmur’a tehdit, Kandil’e operasyona da ses çıkarmıyorlar. Kürtler imha ediliyor, bu imha projesinin taşeronu da Erdoğan’dır.
Erdoğan kapitalizmin projesidir
Bu projenin mantığı Kürt direnişini, Kürt özgürlük hareketini bitirmektir. Erdoğan bu proje gereği iktidara getirildi. Erdoğan kendisine karşı çıkan tüm muhalifleri bastırarak yok edecektir. Devletin tüm kurumlarını ele geçirerek diktatörlüğe yönelmesinin önü sonuna kadar açılmıştır. Suriye ve Irak’ın başına getirilen, Erdoğan projesiyle Türkiye’nin başına da getirilecektir. Bunun aymazlığı içinde olan ve Erdoğan’a destek veren, onu iktidarda tutan toplumsal taban bir anlamda kapitalist modernitenin projesine onay vererek, kendi geleceğine de ihanet etmektedir. Türk toplumu bu tehlikenin farkında değildir. Erdoğan üzerinde yürütülen proje Ortadoğu’da sürdürülen 3 dünya savaşının ta kendisidir. Ortadoğu’yu yakıp yıkarak, çelişkileri sürekli derinleştirerek, savaş içinde tutarak kendilerine bağımlı kılmak istemektedirler. Bu zihniyetin Türkiye ayağı ise Erdoğan’dır.
Erdoğan’ı yönlendirerek Türkiye’yi hızla Ortadoğu batağına çekmek istiyorlar. Eşeğin aklına karpuz kabuğu getiriyorlar. Erdoğan bu projeyi uygulamak için dinciliği ve milliyetçiliği çok pervasızca kullanmaktadır.
Erdoğan diktatörlüğünü frenlemek için bu seçimler bir fırsattır. Sağduyulu ve insanım diyen herkesin ideolojik siyasi dünya görüşü ne olursa olsun, eğer Türkiye’yi seviyorsa Erdoğan’ın bir proje olduğunu bilerek destek vermemelidir. Bu oyunu bozmalı, projeyi boşa çıkarmalıdır. Seçimlere kısa bir süre kalmışken ve halen bir fırsat varken, halklarımız Erdoğan’a oy vermesin ve Türkiye’yi kan tuzağına düşürmesin.