Kürt gençler yönetime aday
Yurt Dışı Haberleri —

Direm Dölek ve Melisa Tepeli
- Hessen’de 15 Mart’ta yapılacak seçimlerde 260 bin genç seçmen ilk kez oy kullanacak. Bu seçimlerde yerel yönetime aday Kürt genç kadınlar Direm Dölek ve Melisa Tepeli de seçmenlerin desteğini bekliyor.
NİHAL DOĞAN/FRANKFURT
Hessen’de 15 Mart’ta yapılacak yerel seçimler öncesinde yaklaşık 4,7 milyon seçmen sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Hessen İstatistik Dairesi verilerine göre seçmenlerin yaklaşık 4,2 milyonu Alman vatandaşı, 430 bini ise diğer AB ülkelerinden gelen vatandaşlardan oluşuyor. Eyalette ayrıca yaklaşık 260 bin genç seçmen bu seçimlerde ilk kez oy kullanacak. Yerel seçim süreci yalnızca seçmen sayısı ve katılım oranlarıyla değil, aday profiliyle de dikkat çekiyor. Bu seçimlerde göçmen kökenli gençler ve özellikle Kürt genç kadın adaylar da yerel yönetime aday.
Direm Frankfurt’ta aday
Frankfurt’ta yaşayan Direm Dölek, Sol Parti (Die Linke) listesinden 31’inci sırada Frankfurt Belediye Meclisi için aday. Hessen Eyaleti Feminizm Çalışma Grubu’nda sözcü olarak görev yapan Dölek, parti içinde feminist eğitimi güçlendirme çalışmaları yürütüyor. Feminizmin dünya genelinde farklı perspektiflerle var olduğunu belirten Dölek, ataerkil deneyimlere karşı direnilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Sesi ve sözü olmaya adayım
Demokratik, toplumsal ve siyasi katılım talep eden halkların sesi olmak istediğini belirten Direm, “Toplumumuzda bir kadın olarak tüm imkanları değerlendirmek, kendini ifade etmeye teşvik etmek, özellikle kadınların hayatlarının ve hedeflerinin başkaları tarafından belirlenmesine karşı durmak ve kadın kimliğine yönelik saldırılara karşı güçlü bir direniş göstermek çok önemli. Göçmen Kürt bir kadın olarak seçim sürecine aktif katılım sağlamak ve toplumsal sorunları çok dilli ve çok kültürlü bir yaklaşımla çözmek günümüzde büyük bir ihtiyaç. Ben de bu ihtiyaçlara cevap olmak için aday oldum. Seçimlerde yalnızca Direm olarak değil, toplumun sesi ve sözü olarak adayım” diyor.
Kadın ve kültür odaklı projeler
Yoksulluk, yüksek kira artışları ve geçim sıkıntısının kentte yaşayan birçok insanın temel sorunları arasında yer aldığını kaydeden Direm, bu sorunlara çözüm üreten politikaların desteklenmesi gerektiğini söylüyor. Seçilmesi halinde “yerel siyasette kadınların sesi olmak istiyorum” diyen Direm, öncelikli çalışma alanlarını şöyle özetliyor:
* Kadın ve kültür odaklı projeler yürütmek
* Frankfurt ve çevresinde feminist iletişim ve çalışma ağları kurmak
* Bu ağların yerel siyasi birimler tarafından dikkate alınmasını sağlamak.
Kürt kimliği görünür olmalı
Almanya’da Kürt toplumunun artık 4’üncü nesle ulaştığına işaret eden Direm, yönetimlerde temsilin ve karar sahibi olmanın önemine vurgu yaparak şu mesajı veriyor: “Bu uğurda yıllardır mücadele eden Kürt halkının bir ferdi olarak siyasetin, diplomasinin ve kimlik temsiliyetinin Avrupa’da ne kadar önemli olduğunun bilincindeyim. Gençlerin, mülteci ve göçmen geçmişe sahip bireylerin siyasete daha fazla katılması, aday olması ve siyasi partiler içinde söz sahibi olması gerekiyor. Kürt kimliği siyaset içinde görünür olmalı. Yerel siyaset toplumla birlikte düzenlenmeli. Toplumu oluşturan bireyler olarak bu bizim sorumluluğumuz. Kendimizi anlatabilmeli ve söz hakkına sahip olabilmeliyiz.”
Melisa Offenbach’ta aday
Sol Parti’den Offenbach Belediye Meclisi’ne 9’uncu sıradan aday olan Melisa Tepeli, aday olma gerekçesini şöyle açıklıyor:“Bugüne kadar sürdürdüğüm siyasi ve sosyal çalışmaları artık bir siyasi parti çatısı altında devam ettirmek istiyorum. Özellikle kadınların, ailelerin ve gençlerin günlük yaşamda daha da güçlenmesini sağlamak, partiye yeni perspektifler kazandırmak ve partinin yeniden inşasında aktif rol almak hedefim.”
Öğrenci olan Melisa, Offenbach’ta sahada yaptığı görüşmelerde en görünür sorunların yüksek kiralar, geçim zorluğu ve ev sahiplerinin kiracılara karşı keyfi uygulamaları olduğunu belirtiyor. Kentteki diğer bir sorun ise, insanların iletişim ve ortak projeler geliştirebileceği yeterli buluşma ve çalışma merkezlerinin eksikliği.
Ortak yaşam alanları
Melisa, bu durumun dayanışma ve iletişim ağlarının sınırlı kalmasına yol açtığını söylüyor: “Gençler ve aileler için çok az sayıda mekan var. Belediyenin bu konuda büyük bir potansiyeli olsa da, ortak yaşamı paylaşabileceğimiz yerlerin sayısı sınırlı. İnsanlar çoğu zaman kendi sorunlarıyla yalnız başına mücadele ediyor. Bu da yaşamlarını, geleceklerini ve kişisel gelişimlerini planlamalarını zorlaştırıyor. Bu mekanlar ayrıca göçmen ve yerli toplum arasında kültürlerarası diyaloğun kurulması açısından da büyük önem taşıyor.”
Kadınlar karar hakkına sahip olmalı
Bir kadın, genç, göçmen ve Kürt olarak siyasi katılımın önemine dikkat çeken Melisa, Almanya’daki siyasi partilerde bu kimliklerin kesişiminde yer alan insanların sayısının az olduğunu ve bu nedenle yeterince söz ve karar sahibi olamadıklarını vurguluyor. Kadınların yaşam koşulları ve toplumsal dinamikler nedeniyle siyasetten uzak olmadığını vurgulayan Melisa, “Kadınlar, kendilerine dayatılan rollerle değil, kendi haklarını savunan ve yaşatan bireyler olarak siyasette ve yaşamda ön saflarda yer almalı; söz ve karar hakkına sahip olmalı” diyor.
Kürt adaylar oy bekliyor
Melisa ayrıca seçmenlere de çağrıda bulunuyor: “Seçmenler toplam 71 oy kullanabiliyor ve bir adaya en fazla üç oy verilebiliyor. Seçimlere katılım siyasi bir sorumluluktur. Güç dengesinin sağlanması ve özellikle sağ eğilimlere karşı sol ve demokrat bir güç birliği oluşturulabilmesi için sandığa gitmeli ve oylarımızı kullanmalıyız.”















