-
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a fiziki özgürlük talebiyle Strasbourg'da başlatılan kesintisiz nöbet eylemi 15. yılında. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden Sandra Regol, “’Umut Hakkı’, yarının birlikte kurulabileceğini hayal etme umududur. Bu, bir barış önerisi ve ortak bir gelecek önerisidir” dedi.
BARIŞ BALSEÇER/STRASBOURG
Fransa'nın Strasbourg kentinde başlatılan "Önder Apo'ya Özgürlük Nöbeti" 15. yılına girdi. Avrupa Konseyi önünde kesintisiz sürdürülen nöbet, Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin en uzun soluklu eylemlerinden biri olmaya devam ediyor.
25 Haziran 2012’de başlayan nöbet eylemi, geçen 14 yıl boyunca yağmur, kar, sıcak hava, pandemi koşulları ve siyasi baskılara rağmen kesintisiz sürdü. Haftalık dönüşüm sistemiyle Almanya, İsviçre, Norveç, Belçika ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen grupların katılımıyla sürdürülen nöbet, Haziran 2026 itibarıyla 731. haftaya ulaştı. Bugüne kadar 400 binden fazla broşürün dağıtıldığı eylem kapsamında her gün sabah saatlerinden itibaren bilgilendirme çalışmaları, basın açıklamaları ve ziyaretçilerle buluşmalar gerçekleştiriliyor.
AK, CPT görevini yerine getir
Nöbetin koordinasyonunu yaklaşık 9 yıldır sürdüren Zülfü Bingöl, eylemin temel amacının Avrupa kurumlarına sorumluluklarını hatırlatmak olduğunu söyledi. Avrupa Konseyi'nin Önder Apo hakkında verilen "Umut Hakkı" kararının uygulanmasını sağlamadığını, CPT'nin ise İmralı'daki koşullara ilişkin görevlerini yerine getirmediğini belirtti.
Nöbetin bu sorumlulukları sürekli gündemde tutmayı amaçladığını kaydeden Bingöl, "Temel amacımız Önder Apo'nun özgürlüğüdür. Eylemimizin temel şiarı budur ve biz Önderliğimizin özgürlüğü sağlanıncaya kadar nöbetimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Bu, halkımızın ortak iradesidir" ifadelerini kullandı.
Avrupa’ya eleştiri
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden Sandra Regol, nöbete destek veren Kürt dostlarından. Regol, Önder Apo’nun 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”na işaret ederek, “Avrupa’nın, Avrupa Konseyi’nin ve uluslararası kurumların desteğiyle yürütülecek gerçek müzakereler, Kürt halkının uzun yıllardır meşru biçimde talep ettiği barış hakkına ulaşılmasını sağlamalıydı” dedi
“’Umut Hakkı’ çok ama çok güzel bir ifadedir. Bu, yarının birlikte kurulabileceğini hayal etme umududur, her ülkeye ve her kültüre saygı temelinde ortak bir gelecek düşleyebilme umududur” diyen Regol, şöyle devam etti: “Bu talep, şu anda Avrupa Konseyi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde bir araya gelen meslektaşlarımızı ve Avrupa ülkelerini heyecanlandırmalıdır. Hatta Türkiye’yi bile heyecanlandırmalıdır. Çünkü bu, bir barış önerisi ve ortak bir gelecek önerisidir.”
Ekolojistlerin dayanışmasını iletmek için Kürtlerin yanında durduğunu ifade eden Regol, “Bu talebinizde ve mücadelenizde her zaman bize güvenebilirsiniz. Çünkü bu mücadele sizin halkınızın mücadelesidir ve meşrudur” dedi.
En uzun soluklu eylem
DEM Parti Avrupa Konseyi Temsilcisi Fayik Yağızay Strasbourg’daki nöbetin Kürt Özgürlük Hareketi tarihindeki en uzun soluklu eylemlerden biri haline geldiğini belirtti. Yağızay, "Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve CPT gibi uluslararası kurumların bulunduğu Strasbourg’da gerçekleştirilen eylem, yıllar içinde bu kurumlarda çalışan kişiler ve ziyaretçiler üzerinde önemli bir farkındalık oluşturduğu" dedi.
Nöbet alanının milletvekilleri, hukukçular, sivil toplum temsilcileri ve uluslararası heyetler tarafından sık sık ziyaret edildiğini belirten Yağızay, "Burada düzenlenen etkinlikler ve dağıtılan yayınlar sayesinde, Başkan Apo'nun düşüncelerini doğrudan inceleme fırsatı doğdu”dedi.
Strasbourg’daki nöbetin hem uluslararası kurumlar hem de diplomatik çevreler nezdinde önemli bir rol oynadığını belirten Yağızay, "Nöbet, Kürt halkının Başkan Apo'ya verdiği değeri ve sahiplenmeyi de somut bir biçimde ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı.
Özgürlüğünü sağlayana dek
KCDK-E Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt de nöbetin diasporadaki Kürtler açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, birçok Kürt'ün kendi özgürlüğünü Önder Apo'nun özgürlüğüyle birlikte değerlendirdiğini söyledi. Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin son yarım yüzyılda uluslararası alanda önemli bir görünürlük kazandığını belirten Zümrüt, geçmişte “Kürtler ne istiyor?” sorusunun tartışıldığını, bugün ise Kürt sorunu çözülmeden Ortadoğu’daki birçok sorunun çözülemeyeceğinin daha geniş çevrelerce kabul gördüğünü ifade etti.
Önder Apo’nun 2025’te yaptığı çağrısının uluslararası düzeyde yankı uyandırdığını belirten Zümrüt, "Mesele yalnızca olumlu açıklamalarla sınırlı değil. Bizim açımızdan hedefe ulaşmanın yolu, Önder Öcalan'ın özgürlüğünden geçiyor" dedi.
Ayrıca Kürt kadınlarının mücadeledeki rolüne de değinen Zümrüt, "Önder Apo fiziki özgürlüğüne kavuşmadığı sürece Avrupa’daki Kürt kadınları da bu mücadeleyi sürdürmeye ve öncülük etmeye devam edecektir” diye konuştu.
***
'Umut Hakkı'nı uygulayın
“Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Siyasi Çözüm Uluslararası Kampanyası” tarafından nöbetin 15. yılı dolayısıyla 22 Haziran’da Avrupa Konseyi'nin Strasbourg yerleşkesinde düzenlenen oturumlar haftasında bir etkinlik gerçekleştirildi. Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, Kürt sorununun demokratik ve siyasi çözümü yönündeki talepleri bir kez daha dile getirildi.
Önder Apo’nun 2025 yılında yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından başlayan yeni sürecin uluslararası destek ve dayanışmayı daha da önemli hale getirdiği vurgulandı. Ayrıca Önder Apo’nun cezaevindeki koşullarının işkence yasağını ihlal ettiğini kınayan, "Umut Hakkı" ilkesini teyit eden 2014 tarihli AİHM kararının uygulanmasında Avrupa Konseyi'nin sorumluluğu bulunduğunun altı çizilerek, "Bu hakkın tanınması 27 yılı aşkın süredir devam eden aşırı tecridin sona erdirilmesi ve Öcalan'ın serbest bırakılması için yasal zeminin oluşturulması yolunda önemli bir adım olacaktır" denildi.
Enternasyonalist gençlerden destek
Etkinliğe destek veren enternasyonalist gençler de zamanın daraldığına ve harekete geçilmesi gerektiğine dikkat çekti. Gençler taleplerini şöyle sıraladı: “AİHM'in 2014 kararının derhal uygulanması ve "Umut Hakkı”nın uygulanması, Türkiye'nin mahkeme kararını uygulamasını sağlamak için Avrupa kurumlarının mevcut mekanizmaları kullanması, denetimin güçlendirilmesi, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılması ve barış sürecine tam katılımının sağlanması.”