
Bu Önderlik önceki Kürt liderlerinde olduğu gibi aşiret reisi, aşiret reisinin çocuğu, ağa, şeyh ya da bunların çocukları değildir. Az topraklı bir köylü çocuğudur. İlk arkadaşlarının tümü de yoksul işçi, köylü ya da küçük memur çocuklarıdır. Bu bileşimle sadece eski önderliklerden değil, 1970’li yıllarda ortaya çıkan diğer tüm örgütlerden, liderlerden, kadrolardan da farklı bir hareket söz konusudur. Amiyane deyimle bu mücadeleye sıfırdan ve hiçbir imkan yokken başlamıştır.
1970’li yıllar dünyada ulusal kurtuluş hareketlerinin yükselişe geçtiği ve başarılı olduğu yıllardır. Durumu Kürtler gibi olan halkların çoğunluğu ayağa kalkmış, ama başarılı oluştur. Güney Kürdistan’da 15 yıl kadar süren bir silahlı direniş olmuş ancak sonuçta uluslararası ve bölgesel güçlerin anlaşması sonucu trajik bir yenilgiyle son bulmuştur. Kuzey Kürdistan’da ise bazı küçük kıpırdanmalar dışında 1960 ve 70’li yılların konjonktürüne denk bir Kürt hareketi ortaya çıkamamıştır. Bu yıllarda neden Kuzey Kürdistan’da etkili bir Kürt hareketi ortaya çıkmamıştır; bu da araştırmaya değer bir konudur.
Kürt Halk Önderinin en ayırt edici özelliği mevcut verili durumu çok şiddetli eleştirmesidir. Mevcut köleliğe ve kültürel soykırıma rağmen neden büyük ayağa kalkış yok, neden büyük bir direniş yok sorusuna cevap aramaktadır. Bu nedenle kuruluş aşamasında ve Özgürlük Mücadelesine adım atar atmaz Kürdün içinde bulunduğu durumu, mevcut grupları ve liderlik iddiasında bulunanları çok ciddi eleştirilere tabi tutmuştur. Eleştiri ve özeleştiri yöntemini doğru duruş, doğru kimlik, doğru düşünce ve doğru pratik için olmazsa olmaz yöntem olarak ele almıştır. Kürdün o zamanki durumunu ve mevcut Kürt grupçuklarını çok eleştirdiği için, bu nasıl Kürt örgütü ki Kürdü ve Kürt gruplarını bu kadar çok eleştiriyor diyenler olmuştur. Apocu grubun esas güçlendiren yanını eleştirerek zaten nasıl bir dar ve geri yaklaşım içinde olduklarını göstermişlerdir.
Bu liderlik daha o zaman kişisel olarak farklılığını ortaya koyduğu için oluşan grup Apocular olarak anılmıştır. Bu, grubun kendine verdiği bir ad değildi; ama liderliğin etkinliği nedeniyle bu isimlendirme ortaya çıkmıştır. Ancak kişisel olarak oluşan grup içinde özellikleri açık ara önde olanlar örgütlere ya da düşünce akımlarına isimlerini vermişlerdir. Bunun tarihte birçok örneği vardır.
Bu Liderlik kısa sürede Kürdistan’ın en etkili örgütünü yaratmış, Türk devletinin temel paradigması olan Kürt inkarcılığını sarsmıştır. Kürdistan’da kurdukları sömürgeci ve kültürel soykırımcı sistem açısından bir tehlike belirmiştir. Daha 1980 öncesi devlet ‘ancak Apo yakalanırsa bu örgüt dağılabilir’ diyerek 1979 yılında büyük bir arama operasyonu başlatmıştır. Her polisin, her muhbirin cebine bu Önderliğin fotoğrafını koymuşlardır. Emniyet Müdürlüklerinde binlerce fotoğraflarını bulundurmuşlar ve her gelene vermişlerdir. Ancak bu hareket ve Önderlik devletin bu amacını hissettiği an 1979 Haziranında yurt dışına çıkışı gerçekleştirmiştir. Bu duruma Cüneyt Arcayürek hala öfkelidir; ‘bir askerimizin postalıyla ezebilecekken elimizden kaçırdık’ diyerek hayıflanmasını ortaya koymaktadır. Gerçekten de büyük öngörüyle bu çıkış gerçekleştirilmiştir. Yoksa bir iki ay içinde yakalanması söz konusu olacaktı. Çünkü o aylarda her tarafta operasyonlar yapılarak çember daraltılmaya çalışıyorlardı.
Bu Önderlik Ethen Akçan adlı bir militanla birlikte Suruç’tan sınır ötesine geçiyor. Tek imkanı bu militanın Kobanê’deki akrabalarıdır. Bu akrabalar yıllardır “evimize geldi ve bir iki gün içinde bizi etkileyerek bugüne kadar mücadele içinde olmamızı sağladı” diyerek bu Önderliğin etkileyici kişiliğini anlatmaktadırlar. Her tanıdığı evi ve kişiyi hemen düşüncesi doğrultusunda etkileyen ve çalıştıran bir Önderlik vardır. Nitekim bugün Rojava Kürdistan halkı bu Önderlikle kurdukları ilişki ve etkisi altında bugünkü devrimi gerçekleştirmişlerdir. Rojava devriminin yaratıcısı, Önderi kesinlikle bu liderliktir.
Bu Liderlik, Kuzey Kürdistan’ın neredeyse her evini bu mücadelenin içine çekmiştir. Tarihin en büyük demokratik, sosyal, siyasal, kültürel ve ulusal devrimini bu Önderlik Kuzey Kürdistan’da gerçekleştirmiştir. Devletçi paradigmayla düşünülmediği takdirde bu büyük devrimlerin gerçekleştiğini herkes kabul eder. Bugün Kürdistan’da 7’den 70’e politikleşmiş bir halk ve ulus gerçeği vardır. Demokratik bir ulus yaratılmıştır. Bunu bu önderlik gerçekleştirmiştir. Kürdistan’da bu Önderliği en çok sevenler kadınlar, Kürt Meleleri ve ezilmiş etnik ve dinsel topluluklardır. Kadınlar bu önderliğin özgürlükçü demokratik yanına büyük bağlanırken, Meleler ise Kürtlüğün tüm kültürel değerlerini ve güzelliklerini ortaya çıkardığı için bu önderliğe değer vermektedirler. Gelenekle geleceği bu düzeyde bağdaştıran bir önderlik olduğu için tüm toplumu etkisi altına almaktadır. Ezilen etnik ve dinsel toplulukların bağlılığı ise Kürdistan’daki tüm kültürel birikim ve zenginliklere sahip çıkması ve kendisini esas olarak da bu toplulukların lideri olarak görmesi nedeniyledir.
Bu önderliğin öncülüğünde gerçekleşen devrimlerle Kürt toplumunda demokratik devrim gerçekleşmiştir. Hem toplum hem birey özgürleştirilmiştir. Toplum ve birey üzerinde eski ve yeni hiçbir kurumun vesayeti yoktur. Öyle ki, erkeğin bile Kürt kadını üzerindeki otoriter etkisi kalmamıştır. Zaten bu Önderlik Kürt erkeğine “artık eskisi gibi karılar bulamayacaksınız” diyerek bu gerçeği ifade etmiştir.
Bu önderlik Kürdistan toplumunda büyük zihniyet devrimini gerçekleştirmiştir. Dinsel dogmatizmi de kırarak Kürdistan’da yaşayan tüm Hıristiyan toplulukların, Alevilerin ve Êzîdîlerin özgür yaşamasının ortamını yaratmıştır. Artık bu etnik ve dinsel topluluklar, itilen kakılan topluluklar bu Önderlik tarafından itibarlı hale getirilen ve değer verilen topluluklar düzeyine çıkarılmıştır. Bu Önderliğin büyük vicdan sahibi hak ve adalet Önderi olduğu bilinci ve inancı böyle gelişmiştir.
Bu önderlik sadece Kuzey’de ve Rojava’da değil, Güney, Doğu, Ermenistan, Rusya ve Avrupa’daki Kürtler tarafından da çok sevilmektedir. Bugün dört parça ayaktaysa, Kürtler bir siyasi ve toplumsal bir güç haline gelmişse, Avrupa’da Kürtler örgütlü hale gelip dört parçanın halkı olarak kaynaşmışsa, bugün tüm parçalar arasında ulusal duygu birliği çok güçlenmişse bunu sağlatan da bu önderliktir.
Bu önderlik ve PKK’nin olmadığı bir Kürt tarihi düşünüldüğünde, bugün Kürtlerin ulusal, siyasal ve toplumsal olarak aldığı mesafe bulanıklaşır ve kaybolur. Bu açıdan sadece Kuzey Kürdistan’da değil, tüm parçalarda Kürde kimlik ve irade kazandıran ve bugünkü güce ulaştıran bir Önderlik gerçeğidir. Kim, ne amaçla, hangi kaygıyla inkar ederse etsin, tarih bu gerçeği tespit ve takdir edecektir. Zaten Kürt halkının görülmedik sahiplenmesi bu tespit ve takdirin bugünden gerçekleşmesidir.