
Mem Ararat, yeni kuşağın genç Kürt sanatçılarından… 3 çocuk babası. Toprakla uğraşmayı çok seviyor. Aslında bir çiftçi. Müziğe profesyonel olarak geç zamanlarda adım attı. Ancak ciddi bir müzik birikimi var, daha şimdiden kendine özgü bir müzik tarzı oluşturmuş durumda.
Mardin’in Derik ilçesine bağlı bir köyde dünyaya gelen Mem Ararat’ın hayatı da savaş, köy yakmalar ve sürgünle dolu. 90’lı yıllarda çocukluk ve gençlik yılları hep göç yollarında geçtiği için doğru dürüst okula gidemedi. İzmir, İstanbul, birçok kentinde çalışır.
Geçimini çiftçilikle sağlayan Mem Ararat, kendi deyimiyle ‘2014 yılından bu yana yarı profesyonel’ olarak müzikle uğraşıyor. Arkadaşlarının ısrarı ile CD çıkardığını söyleyen Mem Ararat, şu ana kadar Quling, Ewr û Baran ve Kurdika adlı iki çalışması bulunuyor. Son yıllarda hiçbir parça “Zana u Andok” kadar popüler olmadı. O şarkının hikayesini ise, ‘’Kırılmış ve öfkeli bir ruh hali ile yazdım. Aslında ilk önce söyledim, sonra yazdım. Onun öyküsü acıdır’’ sözleriyle anlatıyor. Şimdi sözü Mem Ararat’a bırakıyoruz:
Müzik en büyük tesellidir bazen
İlk ne zaman şarkı söylemeye başladım bilmiyorum ama ilkokulda arkadaşlarım sesimin güzel olduğunu söylüyorlardı. Çocukluğumdan bu yana müzikle bir şekilde ilgiliyim. 2014 yılında yayınlanan Quling, Ewr û Baran adlı albüm ile profesyonel müzik hayatım başladı. Dışarıyı değil de içeriyi izlediğimde “Quling, Ewr û Baran”la oturup biraz konuşuruz. Müzik en büyük tesellidir bazen.
Yaşadıklarımı dile getiriyorum. İlham kaynağım hayat. Hissetmediğim şarkıları söylememeye çalışıyorum. Dinleyiciye haksızlık etmemeye çalışıyorum. Hak etmediğim hiçbir şeye el sürmemeye çalışıyorum. Özgürlüğümü gerçekten seviyorum ve hak edilmeyen şey bir prangadır.
Mirasçı olmak beni ürkütüyor
Her yaşam yenidir. Mirasçı olmak beni ürkütüyor. Hazır sofraları ve açık yolları çok tehlikeli buluyorum. Her kişi kendi tırnakları ile açmalıdır yolunu. Açık yollar başkasınındır.
Müzik türlerinin neredeyse hepsini dinliyorum. Ama kendine ait bir rengi, duygusu ve sözü olan sanatçılardan dinlemeyi seviyorum. Özellikle etnik müziklere kulak vermeyi seviyorum. Diğer halkların müziklerini bazen saatlerce araştırırım. Son zamanlarda yurt dışı seyahatlerine de çıkmaya başladım. Bir ülkeye gitmeden önce o ülkede insanlar ne dinliyor, o ülkenin geleneksek müzikleri nasıldır gibi sorularla yola çıkıp araştırmalar yapmaya çalışıyorum. Onun dışında Klasik Kürt müziği ve klasik batı müziğini dinlemeyi çok severim.
Kürt müziği şu sıralar daha çok savaşın müziği gibi
Kürt müziği şu sıralar daha çok savaşın müziği gibi. Her zaman olduğu gibi şimdi de işini iyi yapmaya çalışan insanlar var elbette ama bu konuda acayip bir kargaşa da varmış gibime geliyor bazen. İyi bir şeyler yapmak istiyorum, ama ne kadar başarılı olduğumu sanırım zaman gösterecek.
Bilmeden ve hissetmeden yapanlar çokça incitirler müziği. Her kişinin şarkı söylemeye hakkı vardır elbette... Ama bazıları sadece kendi için şarkı söyleseydi daha az haksızlık etmiş olurdu müziğe ve dinleyiciye belki de. Nicelik niteliğin yerine çokça göz diker. Ama zaman acımasız bir yargılayıcıdır.
Sanat içtenliktir, siyaset stratejidir
Bence sanat ve siyaset kurumu doğaları gereği birbirine muhaliftir. Aralarında çok ciddi uzlaşmaz farklılıklar vardır. Sanat kişiye, siyaset kurumu ise topluluğa seslenir. Sanatın dili içtenliktir, siyaset ise strateji işidir. Siyaset için her şey bir araca dönüşebilir, hatta sanat bile… Siyasetin aracına dönüşmüş sanat ise topluluğa yapılmış en eski kötülüklerden biridir. Eğer siyaset ile sanatı bir odaya kapatırsanız siyaset sanatı yer.
Çok çetin bir mücadele var. Yaptıklarımız yaşadıklarımızın genetiğini taşır bence. Ne yaşarsanız onu işlersiniz. Müzisyen içinde bulunduğu zamanı işler. Durduğu yerden seslenir geçmişe, yarına ve bugüne. Maalesef bugünümüzde savaş var, acı var. Savaş yüzünden müziğin ‘nasıl’ını ve ‘niçin’ini konuşamıyoruz bile.
Diktiğim ağaçların büyümesi heyecan verici
Yakın zamanda teknik konularda biraz eğitim almak istiyorum. Konserler de yer yer devam ediyor. İmkanlarım el verirse bir homestudio kurmak istiyorum. Kendi kayıtlarımı kendim yapmak istiyorum. Bu bana özgür bir alan tanıyacaktır diye düşünüyorum. Kendime biraz zaman ayırmak ve yazmak istiyorum.
Hayallere gelince…
Düzgün bir dünyada yaşamak isterdim.
Müzik dışında toprakla uğraşmayı çok seviyorum. Diktiğim ağaçların her gün biraz daha büyüdüğünü görmek çok heyecan verici. Büyüleyici.
ERKAN GÜLBAHÇE