Dünya halklarının Kürtlere ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne ilgisi, Rojava Devrimi’nden bu yana eskiye oranla çok büyük oranda arttı; birçok yerde ilgi, pratik çalışmalara dönüştü. Kürdistan’dan binlerce kilometre ötede bile dayanışma grupları, eylem komiteleri oluşturuldu; yüzlerce aktivist, Kürtlerle dayanışmak için etkinlikler organize etmeye başladı.

Fransa’nın Strasbourg kentinde, Avrupa Konseyi önünde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve tüm siyasi tutsaklara özgürlük talebiyle 25 Haziran 2012’den beri kesintisiz devam eden “Özgürlük Nöbeti” eylemi, 18-22 Nisan tarihleri arasında 40 civarında ülkeden gelen aktivistler tarafından devralındı. Dünyanın dört bir yanından aydınlar, akademisyenler, yazarlar ve aktivistler, Öcalan’ın ve Kürdistan’ın özgürlüğünü talep etti; ayrıca birbirleriyle tanıştı, fikir alışverişinde bulundu.

Nöbete katılan “popüler” isimlerin, aydınların görüşleri kamuoyuna bir ölçüde yansıdı. Bu kez dünyanın dört bir yanında Kürdistan için çalışmalar yapan aktivistlerin görüşlerine başvurduk. Hepsinin ortaklaştığı konuların başında Kürdistan’da süren mücadelenin ilham vericiliği vardı.


İspanya’da Kürt metinleri

Rok, eyleme İspanya’dan katılanlardan biri. Madrid’te yaşıyor; fakat Barcelona’daki çalışmalara da dahil oluyor. Yaşadıkları alanlarda Kürtlerle dayanışma grupları kurmaya çalıştıklarını söyleyen Rok, devam ediyor: “Madrid’de Rojava Azadi adında bir dayanışma grubumuz ve gelişmeleri yansıttığımız bir internet sitemiz var. Kürdistan’la ilgili gelişmeleri İspanyolca’ya çevirip yayınlıyoruz. Çünkü Kürdistan’la ilgili İspanyolca’da çok fazla bilgi yok. İnternet sitesinin İspanyolca dışında dil bilmeyenler yararlanacağı bir bilgi kaynağı olacağını düşünüyoruz ve giderek daha fazla haber yayınlamaya başlıyoruz.”


İspanyolca materyal arşivi

Kürtlerle ve Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilgili gelişmeleri İspanyolca’ya çeviren iyi bir tercüman ağı kurduklarını da aktaran Rok, aktif oldukları ikinci bir konunun ise konferans ve seminerler olduğunu belirtiyor. Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilgili şimdiden İspanyolca’da bir materyal arşivi oluştuğunu kaydeden Rok, devam ediyor: “Henüz küçük bir grubuz. Birçok ülkeden bizimle aynı konuda çalışan enternasyonal aktivistler ile bir araya gelmek, deneyim alışverişinde bulunma ve daha etkili br çalışma yapmak için fırsat yaratmak istiyoruz, o yüzden de buraya geldik. İnanılmaz derecede mutlu olduk. Edindiğimiz deneyimleri İspanya’ya döndüğümüzde grubumuzu daha da geliştirmek için kullanacağız. Ayrıca uluslararası bir proje için de tartıştık, önümüzdeki aylarda yapabileceğimizden eminiz.”


YPJ’yi İngiltere’ye taşıdılar

Gabrile Oak ise, İngiltere’den bir demiryolu işçisi ve sendika üyesi. Kürt Özgürlük Hareketi’yle birlikte çalışmaya başlayalı henüz bir yıl olmuş. Londra’da Kürtler ve Türklerden oluşan bir mülteci kampında serbest dövüş sporları etkinlikleri düzenliyorlarmış. Amaçlarını şöyle açıklıyor: “Kürt ve Türk gençlerini İngiliz gençlerle bir araya getirmek ve onları da Kürt hareketinin feminizm ve jineoloji anlayışı hakkında bilgilendirmek istiyoruz. Onları, YPJ’nin yaptığı gibi güçlendirmek istiyoruz. Başlangıç olarak YPJ’nin fotoğraflarının olduğu tişörtler çıkardık.”

Oak, bir yıl önce Kobanê’ye de gitmiş ve gönüllü çalışmalara katılmış. “Yeni olmamıza rağmen Kürtler bize yabancı muamelesi yapmıyor” diyor ve devam ediyor: “Önerilerimizi dinliyor, düşüncelerimizi soruyorlar. Burada da Öcalan’ın avukatlarıyla tanıştık. Onlarla tanışmak, onur vericiydi. Misafir olarak gittiğimiz Kürt aileler de oldukça misafirperverdi.”


Belçikalı Anke, Kürtçe öğreniyor

Eyleme Belçika’dan katılan Anke Heyerick ise, Kürt hareketiyle ilgili çok şey bilmediğini söylüyor ve Kürtlerle irtibatının başlangıcını şöyle anlatıyor: “Fransa’daki Belçika’ya çok yakın bir mülteci kampında gönüllü olarak çalışıyordum. Kampta Güney Kürdistan’dan gelen çok sayıda Kürt de vardı. Bazılarıyla arkadaş olduk. Onları tanıyınca Kürtleri daha fazla tanımak istedim. Şimdi Kürtçe’yi öğrenmek ve Kürt sorununu da daha fazla bilmek istiyoruz. Önce Soranî lehçesi öğrenmek istedim ama kurs bulamayınca Kurmancî öğrenmek için Brüksel’deki Kürt Enstitüsü’ne gittim.”


‘Avrupa medyasında yok’

Kürt sorunuyla ilgilenmeye başladıktan sonra fark ettiği ilk şeyin Avrupa’da da “Kürdistani her şeyin gözmezden gelinmesi” olduğunu belirten Heyerick, bunu Türkiye ile Avrupa arasındaki “korkunç anlaşmalara” bağlıyor. “Medyadan orada olanlarla ilgili bir şeyler aradım ama bizim medyamızın bu konuya çok fazla ilgi göstermediğini gördüm” diyen Belçikalı aktivist, devam ediyor: “Bilgilerin bize tek taraflı verilmesini tuhaf buluyorum. Kürt aktivistlerle konuşuyorum. Onlarla konuştukça Kürt hareketini daha çok tanıdım. Bu harekette feminizmin çok önemli olduğunu gördüm. Ben de feminizmle çok ilgiliyim. Sonunda benim ilgi duyduğum şeylerle Kürt hareketinde olanlar bir ortak paydada buluşmuş oldu.”


‘Bu hareketten çok şey öğrendim’

Kürt Özgürlük Hareketi’nde ilham verici birçok şey gördüğünü de heyecanla anlatan Heyerick, “Bu hareketten çok şey öğrendim” diyor. Aynı heyecanla çalıştığı yerden bir hafta izin alıp nöbet eylemine de katılan Heyerick, şöyle devam ediyor: “Burada farklı ülkelerden, farklı görüşlerden insanların dayanışma içinde olduğunu görmek, bana oldukça ilginç geldi. Marksistler, komünistler, sendikacılar, bir sürü farklı politik görüş... Bu insanlar gerçekten inanıyor ve değiştirmek istiyor. Bunun için çaba harcıyorlar. Burada bir sürü farklı dil konuşuluyor. Hem Kürt olanlarla hem de diğerleriyle sohbet ettim. Bu sohbetler, bana birçok konuda ilham verdi.”


Bask ile Kürdistan arasında köprü

Aketza Zurinaga, Bask Ülkesi’nden, Bask Kürt Derneği üyesi. Bilbao kentindeki derneğin, 20 yılı aşan bir tarihi var. Zurinaga, çalışmalarını şöyle anlatıyor: “İlk adımda insanları, Kürt hareketi ve Kürdistan’daki durumla ilgili bilgilendiriyoruz. İkinci olarak ise Bask’taki belediyeler ile Sur için projeler yapıyoruz. Para toplayıp Sur’daki kadınların kendi kendilerini istihdam edecekleri bir projeyi hayata geçirebilmek istiyoruz. Sur’daki çocuklar için Kürtçe kitaplar hazırlanmasına katkı sunuyoruz.”


Bask’tan Kobanê’ye kardeş

Bask Kürt Derneği, yakın zaman önce adını “Newroz” olarak değiştirmiş ve kültürel ve politik projelere ağırlık vermeye başlamış. Kongrelerinin ardından Kürt Sinema Günleri yaptıklarına dikkat çeken Zurinaga, şöyle devam ediyor: “Kısa bir süre önce, San Sebastian yakınlarında, Şemdinli ile kardeş olan bir ilçede Kürt haftası gerçekleştirdik. Şimdi bir de başka bir belediyeyi Kobanê ile kardeş belediye yapmaya uğraşıyoruz. İlişkiler iyi gidiyor, önümüzdeki günlerde bir görüşmenin gerçekleşmesini bekliyoruz.”


Kürt direnişinin 

‘İtalya parçası’

İtalyan hukukçu Sara Montinaro ise, kendisini “politik aktivist” olarak tanımlıyor ve Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilişkisini şöyle anlatıyor: “İtalya’da Kürt hareketiyle ilişkiler yoğun. Çok sayıda proje yapılıyor. Mesela Rojava’da Uluslararası Kadın Evi kurmaya yönelik bazı projeler var. Yine Kobanê’yi inşa için kurulmuş komiteler var. Antonio Gramsci isimli bir okulun kuruluşu için de çalışıyoruz. Sur’da da bir anaokulu inşa etmeye çalışıyoruz. Bütün bu projelerde ben de yer alıyorum. Bunun yanı sıra insanları Rojava, Bakur ve bütün Kürdistan’da olanlarla ilgili bilgilendirmeye uğraşıyoruz.”

Kürtler ve Kürdistan’la ilgili kitapları İtalyanca’ya çevirmeye de emek verdiklerini kaydeden Montinaro, “Yalnızca Kürt direnişiyle dayanışma içinde olmuyoruz, aynı zamanda bu direnişin bir parçası olmaya çalışıyoruz” diyor.


Norveçli Mino’nun doktorası Kürdistan

Mino, Norveçli bir aktivist. İsveç’te yaşıyor ve orada doktorasını yapıyor. Doktora çalışmasının konusu, Bakur’daki Kürtler ve onların demokratik konfederalizm deneyimleri... Geçtiğimiz yıl Kürdistan’da 7 ay geçiren Mino, şunları söylüyor: “Türk devleti Kuzey Kürdistan’da çocuk ve kadınların da aralarında olduğu yüzlerce insanıöldürüyor. Biz enternasyonal aktivistler olarak Avrupa Birliği ve uluslararası güçlerden Türkiye’ye savaş politikasını değiştirmesi için baskı yapmalarını istiyoruz. Bu baskı, hayati öneme sahip.”


Csiers’in ilhamı Kürdistan

Belçika’nın başkenti Brüksel’de çalışmalarını sürdüren Kürt Enstitüsü’nde çalışan Margot Csiers de nöbet eylemine katılan aktivistlerden biriydi. Avrupa’da Kürt sorunu ve Kürt Özgürlük Hareketi’yle ilgili bir farkındalık yaratmak istediklerini belirten Csiers, nöbet eyleminde kurulan iletişimin de bu anlamda önemli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Birbirimizden ilham aldık, oldukça mutluyum.”

Türk devletinin Kürdistan’da acımasız bir şiddet uyguladığını kaydeden Csiers, “Bu aynı zamanda, artık sadece kağıt üzerinde de kalsalar, Avrupa Birliği’nin savunduğu bütün değerlere de saldırıdır” diyor.


Kürt gençleri: Gurur verici


Nöbet eylemine katılan Kürdistanlı gençler de Avrupa’nın dört bir yanında Kürdistan’a ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne bakarak ilham alan ve çalışmalar yapan farklı halklardan gençlerle birlikte olmaktan mutluydu. 


‘İnsanlık mücadelesi’

Bu gençlerden Zozan Alxas, ortamdan gurur duyduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bu kadar farklı halktan dostların bir araya gelmesi, arkadaşlarımızın başarısıdır. Demek ki Önderliğimizin isteklerini eksik de olsa yapabiliyoruz, kendimizi aşabiliyoruz. Bizi yok etmek isteyenlere inat mücadelemizi çeşitlendiriyoruz. Paylaşımda bulunmak oldukça güzeldi. Sonuçta bu etkinlik daha çok Kürt hareketinin düzenlediği bir etkinlik ama verdiğimiz sadece Kürt mücadelesi değil. Demokratik konfederalizm, bir insanlık mücadelesi.”


‘Motive ediyor’

Avrupa’daki Kürdistanlı gençlerin örgütü Ciwanên Azad’ın Strasbourg örgütlülüğü üyelerinden Agit Karartut da bu buluşmayla duygulandığını belirtiyor. Farklı halklardan oluşan birlikteliğin mücadelenin haklılığını ortaya koyduğunu söyleyen Karartut, devam ediyor: “Türk devletinin sivil katliamları, Önderliğimize karşı tecridi durdurması, Avrupalı kurumların bu konuda baskı yapması için çalışıyoruz. Onlarca farklı ülkeden insanın da bizimle birlikte bunun için çalıştığını görmek, motive ediyor. ABD’den, İngiltere’den, dünyanın dört bir yanından dayanışma içinde olan insanlarla mücadelemiz daha da güçleniyor. Bazıları zaten Kürdistan’a gitmiş ve Türk devletinin Kürdistan’da uyguladığı terörü yerinde görmüş. Bunun için de bir şeyler yapmak istiyorlar. Ben bu isteği çok değerli buluyorum.”


‘6 ayda Kürtçe öğreniyorlar’

Gökçe Kobatan ise, başka halklardan insanların Kürtler hakkında konuşmasının, bir şeyler yapmasının çok etkili olduğuna dikkat çekiyor ve devam ediyor: “Ayrıca bu kadar farklı kesimden insanın bir araya gelmesi de, mücadelenin sadece Kürtleri değil tüm insanlığı ilgilendirdiğini ortaya koyuyor. İçlerinde Kürtçe konuşan biri vardı mesela. 6 ay gibi kısa bir sürede, buradaki birçok gençten daha iyi Kürtçe konuşabilecek duruma gelmiş. Bu, bana göre istenirse neler yapılabileceğini de gösteriyor.”


Doğum günü nöbette kutlandı

Eylemde dayanışma öyle bir noktaya geldi ki, eylemcilerden biri olan Hasan Şerbet‘in doğum günü de, enternasyonal katılımcıların birlikte organizasyonuyla kutlandı. Şerbet, kutlama ardından duygularını şöyle anlatıyor: “Buradaki herkesi ailem gibi gördüm, ısındım onlara. Hepsi de oldukça içtendi. Mücadeleye inanıyorlar ve bu mücadelenin sonuç alacağının da farkındalar. Önderliğimizin özgür olması gerektiğine onlar da inanıyor. Bunun için mücadele ediyorlar. Bunu gördükçe duygulandım. Bu arada benim doğum günümü de bir sürpriz yaparak kutladılar. Oysa ben hayatımda hiç doğum günü kutlamamıştım, o da burada ilk oldu. Çok mutlu oldum.”


FEHMİ KATAR/STRASBOURG