Türk devletinin zihniyeti, Kürtler, Aleviler söz konusu olunca pek fazla değişmiyor. İktidardakinin AKP’li, CHP’li ya da MHP’li olması da pek önemli değil. Somut örnek Kürtçe anadilde eğitim meselesidir. Kürt çocukları Türk okullarını boykot etti. Sağcısından solcusuna Türk medyası ya sus pus oldu, gerçeği görmedi ya da “yandım Allah Kürtler okul açmış memleket bölünüyor!” teranesine sarıldı.

AKP’li Bülent Arınç, “PKK yaptım oldu, diyerek fiili durum yarattı” söylemi ile tipik bir iktidarcı sömürge anlayışını ifade etti. Yani Türk devleti istediği zaman, istediği kadarı ile Kürtler ana dillerini öğrenecekmiş! AKP’nin bu konudaki yanılgısı tarihidir. Mevcut durumda Kürtlerin temel haklarını tanımadan Kürt sorununu çözmek büyük bir çelişki ve tanımlanamaz bir politik ahlak anlayışını ifade eder. Eğer AKP ya da Türk devleti Kürt sorununu çözmeyi istiyorsa ve de bu süreci “çözüm süreci” olarak tanımlıyorsa Kürtçe okulları yasaklamanın mantığı nedir? AKP’liler diyor ki “Bu Kürtçe okulları açmak algı operasyonudur, süreci zorlamak isteyenler projesidir.”
Oysa devlet şimdiye kadar “Kürtçe okullara rağbet yok, Kürtler gitmek istemiyor” diyordu. Bu kez de okulun binasını, araç gereçlerini, eğitmenlerini her şeyini halk kendisi yaratarak anadilinde eğitim görmek istiyor. Hem de oldukça coşkulu bir şekilde bunu yapıyor. Devlet ise bu gerçek karşısında adeta şaşkına dönmüş durumda. Ne yapacağını bilmiyor. Mühürleyerek, polisi ortaya sürerek meseleyi kriminal bir hale sokuyor. Oysa dünyaya kendisini rezil eden AKP devletidir. Çünkü anadil eğitimi gibi masum, sade ve insani bir talebe devletin yasakla gitmesi AKP’nin de zihniyetini gösteriyor.
AKP’nin Kuzey Kürdistan’daki Kürt sorununun çözümü konusunda anadile yaklaşımı önemli bir ölçü oldu. Ki bu da AKP’nin samimiyetsizliğinin ve ırkçı zihniyetinin devamı anlamı taşıyor.
 IŞİD ile AKP ilişkileri de Türk devletinin Kürtlere genel olarak nasıl baktığını göstermesi açısından önemli. Zaten Kürtçe eğitime karşı olan devletin IŞİD ile işbirliğinde neler yapabileceğini varın siz düşünün. AKP’nin Kürt karşıtı olduğunun temel iki göstergesi ortaya çıkmış durumda.
Birincisi Anadilde eğitim hakkına karşı çıkması, karakolların yapılması vb konular, ikincisi ise Rojava ve Güney Kürdistan’da AKP devletinin IŞİD ile tuttuğu ilişki biçimidir. Düşünün bizim KDP’liler ve Güney Kürdistan yönetimi diyordu ki: “AKP bizim stratejik dostumuzdur. Türkiye ile ekonomik ve siyasi ilişkilerimiz çok iyidir.” Ama IŞİD çetelerinin Musul’u alıp, Şengal’e saldırması, Hewler’in kapısına dayanması karşısında tüm dünyadan KDP’ye Güney yönetimine destek açıklamaları, silah, para vb yardımlar gelirken KDP’nin dostu AKP’lilerden ve Türk devletinden hiçbir yardım gitmedi. Hem de KDP’liler yardım istemesine rağmen Türk devleti KDP’ye hiç yardım etmedi. Etmediği gibi de IŞİD çetelerine karşı uluslararası alanda yapılacak askeri-siyasi ekonomik müdahaleyi de engellemeye çalışıyor. O da yetmezmiş gibi Rojava’da IŞİD çetelerinin Kobanê ve Qamişlo bölgelerine saldırıları için Türk devleti çetelere ulaşım, lojistik hizmetleri sunuyor.
Düşünün ki, Türkiye’nin sözde stratejik ittifakları, NATO üyeleri ülkeler ve bazı Arap devletleri Fransa’nın başkenti Paris’te IŞİD’e karşı konferansta toplanırken, Tayyip Erdoğan aynı günlere denk bir şekilde Katar’a gitti. Katar ve Türkiye’nin IŞİD’i destekleyen temel ülkeler olduğu ortadayken böylesi bir cepheleşmede Türk devletinin Kürt düşmanlığı ile varabileceği noktada ortaya çıkmış oluyor. Türk devleti sadece Kürtler bir hak kazanmasın diye elinden geleni ardına koymuyor. Kürt düşmanlığı için Türk devleti Güney Kürdistan’daki ekonomik kazancından da, ABD gibi stratejik ittifakından da kendi varlığından da vazgeçebilecek kadar ileri gidebiliyor. Bu da şu demektir Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu, Kuzey Kürdistan’daki Kürt dinamiğini oyalayarak bölgede istediği gibi at oynatabileceğini sanıyor.
Ama Kürt hareketinin Türk devletinin bu politikalarına karşı nasıl bir duyarlılık içinde olduğunu da görmüyor ya da görmek istemiyor. Halbuki Türk devletinin anti-Kürt politikasının varacağı noktanın Türk devletinin parçalara ayrılma olasılığı olduğunu birileri Erdoğan-Davutoğlu ikilisine söylemeli. IŞİD ile Türk devletinin dansının da Türklere nelere mal olacağını göstermeli…