Kırk milyonu aşan Kürt halkının anadili yasak iken, Fethullah Gülen cemaatinin dünya çapında yürüttüğü çalışmayla 10. Uluslar arası Türkçe Olimpiyat’ına katılan çocukların şarkıları, şiirleri gündemde tutulmaya çalışılıyor. Hoca efendinin milliyetçi, faşist duyguları, emelleri için dünyanın her tarafından çocuklar kullanılıyor. Herkesin Türkçe konuşacağı bir dünya hayal ediliyor. Gülen ve Erdoğan dünya faşizmine oynuyor.
Erdoğan ise Suriye’de yaşanan olaylar üzerinden “Ölen insan susar, insanlık susmaz” dese de sorumluluğu altındaki devlet güçleri Geverli on beş yaşındaki Özgür Taşar’ı daha dün ana dilinde konuşup yaşamasın diye katlederek susturdu. Roboskî’de genç, çocuk demeden TSK, hükümet ile elbirliği içinde ölen insan susar, ya da en iyi Kürt ölü Kürt mantığıyla katletti. Hoca efendinin ve Erdoğan’ın “Ölen insan susar” diyerek Kürt halkına zulüm ettiği, katli farz gördüğü, dilini, kültürünü yasakladığı bilinmekte. Ölen insan susar zihniyetiyle hareket eden Gülen ve Erdoğan’ının Kürde, Kürt diline, iradesine düşmanlığı anlaşılırdır.
Anlaşılan Kürde soykırımı dayatan Gülen ve Erdoğan’a bu yetmiyor, ellerinden gelse tüm dünya tekçi bir zihniyetle aynı dili konuşacak, aynı dilde yazacak, aynı dilde rüya görecek. Kuşkusuz Türkçe dili de bir halkın dilidir, Türk halkı kendi dilini geliştirmeli ve korumalıdır. Ancak Türk halkı, farklı halkların kendi ana dillerinde konuşması, yazması ve yaşaması için empati gücünü daha fazla geliştirmeli ve dili yasak olan halkların yanında yer almalıdır. Uluslar arası Türkçe Olimpiyatlarının arkasındaki faşist zihniyeti görerek, “Ölen insan susar” diyenlere insanlık ana dilleriyle, direnişiyle susmaz demelidir.
  AKP ve Gülen cemaati faşist, tekçi zihniyetiyle tüm topluma hatta tüm dünyaya uluslar arası Türkçe olimpiyatlarıyla tek dil anlayışını dayatsa da, farklılık zenginliktir anlayışıyla başta Kürt halkı olmak üzere tüm halklar kendi ana diline sahip çıkacaktır. Herkesin kendi ana diliyle konuştuğu, okuduğu, yazdığı bir dünya, özgür, yaşanılır bir dünyadır. Ana dil hiçbir hukuk normları olmadan da en doğal haktır. Anadil bedende dile gelmek, kendini var etmek, özgür ve anlaşılır kılmak ister. Ana dili canlı kılan yaşayan insandır, halklardır.
Kürt dili bu gün tüm yasaklamalara rağmen eğer halen yaşıyor, kendisini özgür ve anlaşılır kılmaya çalışıyorsa bu, Kürt kadının sayesindedir. Kürt kadınlarının kendi toplumu içersinde her zaman her yerde kendi anadilinde konuşması, bu yasakçı zihniyette karşı bin yılları bulan bir öz savunmadır. Dil, kadın öncülüğünde toplumsallaştıkça yaşar, kendini savunur.
Başta kadınlar olmak üzere halklar, yaşadıkları topraklarda demokratik birliktenliğini sağlarsa Kürtçe’ye yasak, Türkçe’ye olimpiyatın anlamı kalmaz. Yetmiş iki milletli bir ülkede herkesin ana diliyle katıldığı alternatif etkinlikler, Gülen ve Erdoğan cemaatine en iyi cevap olacaktır.