Üniversiteki gençlik yıllarımızda hep tartışırdık, bir gün Üçüncü Dünya Savaşı çıkarsa Ortadoğu’da çıkacak diye. O zamanlar Ortadoğu’nun en yakıcı sorunu Filistin sorunuydu, Kürtlerin varlığı bile tartışılmıyordu. Ancak Kürt gençliği Kürdistan sorunun derinliğini ve kompleks yapısını iyi biliyordu. Kırk yıl önce tartıştığımız ve ileri sürdüğümüz tezler bugün yaşanıyor.

Türkiye’nin Rusya uçağını Suriye sınırında düşürmesi ile başlayan ilk kıvılcım, Türkiye’nin Ezaz’da YPG güçlerine saldırması ile ateşlendi (Bu son haber ne kadar doğru henüz bilinmiyor, ama olma ihtimali çok yüksek).

Üçüncü Dünya Savaşı artık başladı diyebiliriz.

Tabii ki Üçüncü Dünya Savaşı içinde bulunduğumuz çağın teknolojik gelişimine göre şekillenecektir. Savaş başladı… nasıl gelişecek, kimler arasında olacak. Kimler düşman, kimler müttefik henüz muğlak. Şimdi düşman olanlar yarın, müttefik olabilir… Bugün müttefik olanlar yarın düşman olabilir. Savaş Ortadoğu’da yürütülüyor. Her an, her şey olabilir.

Stratejik derinlikli planlar uygulayan küçük adamlar, rüyasında önce Kobanê sonra da Cerablus kabusu gören uzun adamlar da Ortadoğu’nun en dinamik gücü olan Kürtler ile ‘Namus’ algısı üzerinden savaş yürütüyorlar.

Cizre’de katledilmiş kadınların çıplak cesetleri üzerinden, Kürtlerin onurunu kırmaya çalışıyorlar.

Kürtlerin ‘namuslarına’ dokunmaya çalışıyorlar…

Neyi amaçlıyorlar?

Kürtler’i toplu isyana sürükleyip, kırımdan mı geçirmek istiyorlar, daha fazla büyümeden… Tıpkı Dersim’de olduğu gibi, ya da Şeyh Said isyanında olduğu gibi, erken doğum yaptırıp yeni doğan bebeği ölüme mahkum etmek gibi… Oysa bunun için artık çok geç… Üstelik kırımda yapıyorsun, değişen bir şey yok…

Kürtleri aşağılıyarak tatmin mi oluyorlar…

Bu olabilir… Kendisi namussuz, şerefsiz ve alçak olanlar, bunu hep başkalarında varmış gibi gösterip kendi namussuzlukları ile yüzleşmekten kaçınırlar. Bir çeşit savunma mekanizması…Karşıdakini ne kadar namussuz gösterirse, kendi namussuzluğunu o kadar gizleyebileceğini sanır…

Ayrıca namus ve şeref kavramlarının içeriği artık o kadar çoook değişime uğradı ki.. Bu değişimin farkında olmayanlar, ortaçağ mentalitesi ile yaşayanların namus kavramında kadın vücudu var.

Oysa Kürtler namusun adresini artık kadın bedeninde aramıyor….

Namus ve şeref, üzerinde yaşadığın topraklarda özgürce yaşamaktır…

Kölelik, biat etmek, namussuzluktur… Özgürce yaşamak namustur.

Namussuzluk eşittir hırsızlıktır… Bir ülkenin topraklarını işgal etmek onun doğa zenginliklerini çalmak hırsızlıktır ve namussuzluktur…

Bu işgale ve hırsızlığa ses çıkarmamak namussuzluktur…

Cansız bedenini teşhir ettiğiniz insanlar, sizin yüzünüze namussuzluğunuz ve şerefsizliğinizi çıplak vücutları ile haykırıyorlar…

Onlar namus ve şeref abidesi…

Namussuzların da kabusları…. Olmaya da devam edecek…