CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nın Bandırma olayı sıradan bir hadise değildir. Tesadüf, bilmezlik ve birinin yanlışı ile izah gitmek de mümkün değildir.
Birazcık zekası olan herkes, bandolu, mızıkalı askeri törenselliklerin nasıl düzenleneceğini biliyor. Şeref kıtasının selama durma kıstasları belli, bilinendir.
Kafası esen, şeref sunma gösterisi düzenleyemez askeri garnizonlarda.
Amed’de sivillere hizmet veren havaalanı askeri üs içindedir. Şimdi nasıl bilmiyorum, ama Malatya eski havaalanı da öyleydi.
Ama oralara konan ana muhalefet liderleri, şeref kıtalı askeri törensellikle karşılanmıyordu. Ancak, gereksiz askeri saygı gösterileri de anlamlı ve meşhurdur tarihte.
DP iktidarı, 27 Mayıs darbesinden önce, “galeyancıları” sokağa salıp İsmet Paşa’yı taşa tutarken, askerler Uşak’ta, Kayseri’de selama duruyordu.
Bugün kendilerini Muhammed Peygambere benzetip ahiret için oy isteyenlerden kimileri, 1969 yılında, cami avlusunda Yargıtay eski Başkanı İmran Öktem’in cenazesine saldırırken, bir General öne fırlamış, herkesin anlayacağı ima ile orada bulunan İsmet Paşa’ya selama durmuş “emrinizdeyim” tekmilini vermişti.
Sonra, 12 Mart darbesi gelmişti.
Erdoğan’ın dili ucunda, CHP lideri “vatan haini” ama, her ne oluyorsa orduyu temsilen, bir kışlada selama duruluyor.
Bu olayın her neyse anlamı, orada duruversin, Pazar günü yapılacak referandumun sonucu ne olursa olsun, AKP’nin sonunu haber veriyor gibi görünen çatırtı sesleri duyulmaya başladı.
Sesi irdelemeden önce, şu tesbiti yapalım:
Bunlar, Türk sağının ayak takımıydı. Bir kaç görgüsüzün dışında “Türk eliti” ile herhangi bir bağ ve bağlantıları da yoktu, bunların.
Çünkü, bunlar “Türk derin devleti”nin sosyal ve siyasal olayları bastırmada kullanılan, taşlı, sopalı yıldırma, dağıtma birlikleri olan "galeyancı"lar, tetikçiler kalabalığı pınarından gelmedir.
Rejime verdikleri hizmetlere karşılık ceplerine döner-ekmek parası konan, bazıları belli bir ücret karşılığında ayak işlerinde çalıştırılan, yasadışı iş ve işlemlerine göz yumulanlar…
6-7 Eylül’de, bu güruh kullanıldı. AKP’nin Parlamento Başkanı İsmail Kahraman Kanlı Pazar’ı yaratanların başındaydı. Mehmet Şevki’nin düzenlediği namazdan çıkıp Taksim meydanında cinayetler işlediler.
1978’deki Maraş, Sivas, Malatya, Çorum katliamcıları, 1993’de Sivas’da 34 canı diri diri yakanlar da cami avlularından fırladılar.
Bu katliamlardan amaç, etnik (ırk) temizlikti. Nitekim, Alevi Kürtler büyük çoğunluğu ile Maraş’ı, Malatya, Sivas, Çorum’u terketti.
1993 Sivas yangını ise Kürtlere destek çıkanlara gözdağı idi.
El, ayak olarak kullanılanlar, daha sonra güç ve iktidar oldular. Ülkeyi getirdikleri ise durak ortada…
Bir darbe girişimini atlattılar, ama şimdi dipten kaynıyor. Bandırma olayının bağlantısı ne bilemem ama, Pazar günkü referandum ne sonuç verirse versin, lumpenlerin imparatorluğu “bel" veriyor, artık.
15 yıldan beri bayrak şiirini okuyarak, tabanını peşinden sürükleyen reis artık darda. Çünkü, onu sayan yok. Karizması çizikler için de. AKP’nin özel gücü haline getirilmek istenen Kemalist ordu bile, onun "vatan haini“ ilan ettiği CHP Genel Başkanına selama duruyor.
Bunlar, beklenen durumlardı. Birbirine düşmekte geç bile kaldılar. Çünkü, yalanlar artık dikiş tutmuyor. Bayrak, ezan, din, iman, birilerini kendini Peygambere benzetmesi ise karın doyurmuyor.
Duyduklarımız, ayak takımı imparatorluğunda ilk kırılma sesleri. Arkası gelecektir. Çünkü her görgüsüzlüğün bir sonu vardır. Erbakan’ın sözüyle kanlı mı olacak, kansız mı o belli değil işte…
Her neyse, rejim ve iktidar kavgaları onların meselesi. Kimin kendi boynunun altında kalacağı da…
Sözüm Kürtleredir:
Pazar günü, aslında Kürtlerin “fermanı" oylanıyor. Kürtler için ferman, Kürt halkının kan sesidir, yangın ve hüznün göz yaşı şeklidir.
Osmanlı Sultanlarının kanun yerine geçen emirlerine “ferman" deniyordu. Sultanlık yıkılınca Kürtler, “barbarlığın sesi kesildi" diye sevinmişlerdi. Ama sevinçleri, tastamam bir yıl bile sürmedi. Ferman, 1925 yılında “tedip ve tenkil" oldu. 1991’de “topyekün savaş" adını aldı.
O hüküm devam ediyor. Ama katil, yer yüzündeki bütün Kürtleri yok etmeyi hayal ediyor. Onun için de Anayasa’da Ferman yetkisi olsun istiyor. Seni, yurdunu ve halkını senin oyunla vurmak istiyor, kalpazan. Anladın mı?