Tayyip Erdoğan, Kürtleri tanımıyor. Kürt coğrafyasını, tarihini ve toplumunun özelliklerini hiç bilmiyor. Bölgede devam eden savaş ve çatışmalar hakkında ise doğru bilgilendirilmediği için büyük siyasi hatalar yapıyor. Bu hataların baş mimarı Yalçın Akdoğan’ın yapılan anketleri “mankurtlaşan” kişiliğine göre yorumlayarak Erdoğan’a anlatması. Erdoğan’ın yakınında bulunan “mankurtlaşan uzman, bilirkişi ve danışmanlar” Kürtler ve çatışmalarla ilgili verdikleri bilgilerle Erdoğan’ı ve AKP’yi acayip bir şekilde yanıltıyorlar. Erdoğan’ın hemen “gaza gelen” kişisel özelliği de bu yanlış bilgilerle tamamlanınca ortaya sürekli kendisi ile çelişen, nefret suçu işleyen ve yalan yanlış açıklamalarıyla kendisini rezil eden bir konuma sürüklemektedir. Erdoğan’ın içinde bulunduğu durum bir dönemler Yıldırım Akbulut ve Tansu Çiller’i anımsatıyor. Baştan savma açıklamalar, sinirli ve gergin ses tonu ile cahilce konuşmalar Erdoğan’ı bataklığın içine çektikçe çekiyor.
Örneğin valilerin ve askeri yetkililerin sıcak çatışma bölgeleri ile ilgili verdiği bilgiler ve açıklamalar Erdoğan’ın defalarca yanlış açıklama yapmasına sebebiyet verdi. Diyarbakır Valisi, Hakkari Valisi, Çukurca, Gever, Beytülşşebap ve Şemdinli kaymakamlarının kendi bölgelerindeki gerilla eylemleri ve baskınları hakkında yaptığı açıklamalar Erdoğan’ın “bir karış toprağımız bile denetimimiz dışında değil” diyordu. Oysa bu bölgelerdeki gerilla varlığı ve gerillanın eylem kapasitesi 2012’de çok yoğundu. Yapılan birçok eylem gerillalar tarafından kameralarla belgelenmişti. Erdoğan ise kendisine verilen yanlış bilgiler nedeniyle yaptığı açıklamalarla onlarca kez yalanlanmıştı. Çünkü gerillanın elinde ele geçirdikleri askeri belgeler vardı. Ölen askerlerin isimleri, rütbeleri, görevleri ve telefon numaraları vardı. Kaldırılan onlarca silahın ve askeri mühimmatın seri numaraları ise cabası.
Erdoğan sadece gerilla eylemleri ile ilgili yanıltılmıyor. Mesela cezaevlerindeki açlık grevi direnişinin gerçekleri konusunda da yanıltılıyor ve yanılıyordu. Hem de uluslararası alanda Erdoğan kendisini rezil eden “Açlık grevinde sadece bir kişi var o da bıraktı” söylemiyle yaşanan gerçek ile AKP’nin gösterdiği yanılgılı gerçekler arasındaki belirgin farkı göstermek için yetiyor.
Tayyip Erdoğan’ın binlerce yıllık tarihe sahip Êzîdî toplumun inancı konusunda atıp-tutmaları ise en basit hali ile cahillik. Her konuşmasında Êzîdîleri, Alevileri aşağılayan Erdoğan; İslam inancına sahip Kürt toplumunu da sürekli rencide ediyor. Erdoğan’ın gafları ve cahilce açıklamaları bunlarla sınırlı değil. Bütün cahilliğinin temelinde ise Türkiye ve bölgenin son 40 yıllık tarihine damgasını vuran PKK ile ilgili. Sultanlık ve halifelik arasında gidip gelen kişilik bozukluğu, devletin soğuk renkleri ve cahil cehaleti ile yönetmek istediği topluma “yalanlar” üzerinden politikalar üretiyor.
Erdoğan’ın bu duruma gelmesinde en önemli rolü ise Yalçın Akdoğan ve Akif Beki (eski basın danışmanı, şimdi Doğan grubundaki Truva atı!) gibi danışmanları, Fehmi Koru, Abdulkadir Selvi gibi yazarları ve Mecliste sayısı yüzlerle ifade eden “Sen çok yaşa Tayyip” diyen vekil şakşakçıları. Bu zevatın toplamı son günlerde Tayyip Erdoğan’a “Sen idamı güncelleştir, Açlık Grevleri Şantaj’dır, Terörle bir yere varılmaz de; sorunlar çözülür” diyor. İdamla milliyetçi MHP oylarını alır, şantaj söylemi ile BDP’yi köşeye sıkıştırır, terör diyerek PKK’yi teşhir edersin!” diyorlar. Hesapları çok basit. Planları buna uygun. Söylemleri ise yılışık medyada hemen yer buluyor.
Ama maalesef “hakiki gerçekler” Erdoğan’ın ve yanındakilerin söylediği gibi değil. Onlar 2012 boyunca “karakollar kuşatılmadı, gerilla baskını olmadı” diyordu. Ama öyle değildi. Onlarca karakola yapılan baskınlar, yüzlerce asker ölümü “hakiki gerçek” olarak ortada. Karakol baskınları, kayıtlarda. Erdoğan’ın danışmanları Kürt direnişini “şantaj” siyaseti olarak tanımlıyor. Oysa dağlarda, zindanlarda, kentlerde ve sürgünde Kürt direnişi öfkesini büyüterek, katmanlaşarak giderek tırmanıyor. Erdoğan’ın danışmanları Kürt toplumunu, tarihini ve coğrafyasını bilmeden siyasete Erdoğan üzerinden yön vermek istiyor; ama Kürtler tarihten aldıkları derslerle, müthiş coğrafyaları üzerinde siyasal önderlikleri ve örgütleri ile ivmeli bir yürüyüş içindeler. Erdoğan ne yapar tam bilemeyiz ama çevresindeki “mankurtlaşan danışmalarının” ipi ile indiği kuyuda kendisine kılavuzluk edecek kargaların izinde pek fazla uzağa gidemeyeceği muhakkak.
Mankurtlaşan Yalçın Akdoğan ve Erdoğan