‘PKK yasağı’, Almanya’da yaşayan Kürtler açısından çok sert bir kriminalizasyon dalgasını beraberinde getirmişti. Binlerce Kürt hakkında, PKK’ye ve farklı Kürt örgütlenmelere destek gerekçesiyle şikayetlerde bulunuldu, davalar açıldı. Yüzlercesi burada hapis yattı. ‘Yasaklı Kürt semboller ve PKK lideri Öcalan’ın resminin taşınması’, izinsiz gösteri, miting ve etkinliklere katılım sağlanması gerekçesiyle binlerce ceza davası yürütüldü.
‘PKK yasağı’ nedeniyle her iki tarafta, hem Kürtler hem de Alman makamlar açısından sayısız maddi ve farklı zararlar doğdu. Siyasi Kürtlerin yüksek para ve hapis cezalarına çarpıtılması sebebiyle aileler dağıldı, insanların yaşamları tahrip edildi. Almanya’da yasakla birlikte 40’ı aşkın dernek, ilk Kürt haber ajansı, Köln’deki Ağrı Yayınevi ve haftalık Berxwedan gazetesi kapatıldı, 100 tonu aşkın ağırlıkta kitaba el konuldu. Haziran 1995’te Ağrı Yayınevi’ne ait 15 ton kitaba el konuldu. Aynı sene, Frankfurt’taki Kürdistan Bilgilendirme Merkezi’ne ait kitaplarla dolu iki tıra el konuldu. Örneğin Kürt önderi Abdullah Öcalan’a ait 40’ı aşkın kitap Almanya’da yasaklı olup, suç unsuru sayılıyor. Ki bu kitaplar her Kürdün evinde bulunur.
Kürt ilticacılar ve tercümanlar, polis tarafından zorla ajanlaştırıldı. Siyasi faaliyet yürüten Kürtler Türkiye’ye sınırdışı edilmekle tehdit edildi. Kürt davasına sempazi besleyen Almanlar da paylarına düşeni aldı. Kürtlerin, Kürdistan’daki savaşa ve Öcalan’ın kaçırılışına karşı protestolarını ifadeye kavuşturduğu yürüyüşler, Newroz etinlikleri ve açlık grevleri, PKK yasağı nedeniyle polisle Kürtler arasında çatışmalara dönüştü çokça.
Alman hükümetinin dik yaklaşımı nedeniyle de memur, tercüman ve ajanlara ödenen maaşlar sonucu yüksek bir gider oluştu. Yine Alman devletinin PKK yasağı için yaptığı Avrupa ve uluslararası işbirliğinden doğan masraflar yanı sıra Federal Kriminal Dairesi (BKA), Federal Sınır Güvenliği (BGS), Federal Haber Alma Servisi (BND) ve farklı makamlarda yürütülen çalışmalar (örneğin Kürt televizyon ve yazılı basın organların yayınının izlenmesi, tercüme edilmesi ve incelenmesi; mahkeme davaları, ev baskınları, dinlenmeler vs.) sonucu doğan giderin miktari hayli yüksek. Dönemin PDS Milletvekili Ulla Jelpke’nin verdiği bir soru önergesine 28 Ekim 1999’da yanıt veren dönemin Federal Hükümeti, sırf 1999 yılında sadece Federal Sınır Güvenliği’nin destekleyici görevleri sonucu devlete 1 milyon 635 bin DM masraf doğduğunu kaydetti.
Almanya’daki Kürtlerin durumu
Kürtlerin Almanya’ya göçün başlangıcının üzerinden 4 kuşak yetişti ama hala da, 1 milyona yakın Kürde karşı sorumluluktan doğan geçerli resmi bir politika söz konusu değil. Kürtler, resmi makam ve istatistiklerde hala resmi olarak tanınmadığından, siyasi açıdan yoklar. Çünkü geldikleri devletin yurttaşı olarak görülüyorlar. Dolayısıyla Almanya’daki Kürtler ya Türk, ya Arap ya da Fars. O kadar.
Bonn’da kayıtlı Kürt Enformasyon ve Dokümantasyon Merkezi, İş Bulma Kurumu’nda Kürt gençleri için entegrasyon konseptinin desteklenmesi için başvuruda bulundu. 22 Mayıs 1995’te başvurunun reddi şöyle gerekçelendirildi:
“Yukarıda bahsi geçen iş bulma uygulaması Alman-Türk ilişkilerinde etkide bulunur. Zira Türk hükümeti, söz konusu desteği Türk içişlerine müdahale ve bölücü eğilimlere destek olarak algılar. Bundan dolayı uygulamanın sonucu entegrasyonu destekler değil, önler nitelikte olur. Zira Türk ile Kürt kökenli yurttaşlar arasındaki çelişkiler derinleştirilir ve böylece Almanya’da yaşayan yabancı gruplar arasındaki sosyal barış zedelenir.” Kürtler, sosyokültürel hakların desteklenmesinin dışında tutuluyor. Federal düzeyde kamu ve resmi yardım almıyorlar. Böylece Kürtlerin sosyokültürel aktiviteleri desteklenmemiş oluyor.
Kürt derneklerin sosyokültürel aktivitelerinin ve entegrasyon çalışmalarının yerel ve resmi makamlarca desteklenmemesi, Dışişleri Bakanlığı’nın 13 Haziran 1990 tarihli bir kararına dayanıyor. Kararda şöyle deniliyor: “... Dışişleri Bakanlığı, siyasi sebepler nedeniyle Kürt gruplarının Almanya’daki faaliyetlerinin devlet bütçesi ile desteklenmemesi gerektiği yöndeki tutumunda ısrarlı. Tamamen kültürel nitelikte olduğu iddia edilen faaliyetlerin de desteklenmesi, Almanya’daki Türkler açısından sorun yaratır. Ayrıca böyle bir destek Türk hükümetince iç meselelerine müdahale girişimi ve bölücü eğilimlerin desteklenmesi olarak algılanır.”
Alman politikasının yaklaşık 50 yıldan beri Kürtlere karşı sürdürdüğü bu sert tavır birçok farklı sorunu beraberinde getiriyor. Kürtler için özgün sosyal çalışmalar ve sosyopedagojik hizmetler söz konusu değil. Kürtler için özgün sosyal hizmetler, Alman hükümeti tarafından, ancak Alman-Türk dostluğuna zarar verecek uygunsuz bir istek olarak nitelendirilmişti. Oysa hem burada yaşayan Kürtlerin sağlıklı bir kişilik geliştirebilmesi hem de yaşamlarının pozitif anlamda gelişebilmesi için, Almanya’da yaşayan Kürtlerin diğer gruplarla eşit haklara sahip olması, hem insani hem de hukuki bir görevdir.
Yapılması gerekenler
Almanlarla Kürtlerin ilişkisinin normalleşmesi, barışçı bir arada yaşam ve uyum için söz konusu uygulamalar zorunludur:
1- Kürtlerin diğer göçmen gruplarla eşitlenmesi için ayrı bir halk olarak tanınmaları şart.
2- Federal hükümet, Kürt sorununun siyasi çözümü için çaba sarf edip Kürtlere karşı resmi, adil bir tutum geliştirmeli.
3- Hükümet, Kürt siyasi partileri, örgütleri ve dernekleri Kürtlerin temsilcileri olarak tanımalı.
4- Kürtler, ayrı bir halk olarak tanınıp, Türk, Arap veya Fars olarak kategorize edilmemeli.
5- PKK yasağı kaldırılmalı.
6- Kürtlere yönelik devlet baskısına son verilmeli, kişiler ve kurumlar aleyhine tutulan kayıtlar imha edilmeli.
7- Kürt mülteciler savaş mağdurları olarak tanınmalı, ülkelerindeki durum değişmediği müddetçe sınırdışı edilmemeli.
8- Kürtlerin sosyal ve kültürel projeleri hem belediyeler hem de devlet tarafından desteklenmeli.
9- Okullarda Kürtçe anadilde eğitim geliştirilmeli
10- Kürtçe radyo ve televizyon programları açılmalı, kendi yayınlarını takip edebilmeleri sağlanmalı.
11- Kürtçe isimler resmi kurumlarda tanınmalı.
12- Psikososyal danışmanlık hizmetleri Kürtlerin de ihtiyaçlarını dikkate alınarak oluşturulmalı ve Kürtçe hizmet verilmeli.
13- Kürtçe yayınların (kitap, gazete vs.) kütüphanelerde bulunmalı.
Dipl. Sosyal Hizmet Görevlisi
MEHMET ATAÇ: Göçmen hakları ve kriminalizasyon