• Türk cezaevlerindeki baskılar, hak gaspları ve keyfi uygulamalar, devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne rağmen bitmiyor. 

  • Tutsak Abdurrahim Pamuk’un, göz muayenesi için revire çıkma başvurusu, tam iki ay boyunca işleme konulmadı.
  • Hasta tutsak Zerdeşt Oduncu'nun talep ettiği ilaçlar salgın geçtikten sonra verildi. Revire çıkarılmadı ve hastaneye sevk edilmedi.
  •  31 yıllık hasta tutsak Mehmet Akpolat, merdivenli bir yerde kalamayacak durumda olduğu için tek kişilik hücreye alındı.

 

Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ni ziyaret eden ÖHD’li Gazel Külüğ, ters kelepçe dayatmasına karşı olanların tedavi edilmediğini söyledi. 

Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu tarafından tahliyelerin engellendiği cezaevlerinden biri de Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi. Tutsakları 16 Ekim’de ziyaret eden Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Üyesi Gazel Külüğ, MA'ya konuştu. İhlallerin kronikleştiğini belirten Gazel Külüğ, anayasal güvenceler ve uluslararası sözleşmelerle sağlığa/tedaviye erişiminde ikincil bir cezalandırma yöntemine gidilmesinin yasaklandığını hatırlattı. 

Dilekçeler bekletiliyor

Hasta tutsakların revire çıkabilmek için verdikleri dilekçelerin aylarca işleme konulmadığına dikkat çeken Gazel Külüğ, şu örnekleri verdi: “Mahpus Abdurrahim Pamuk, sadece göz muayenesi gibi basit bir taleple revire çıkmak istemiş ancak başvurusu tam iki ay boyunca işleme konulmamıştır. Zerdeşt Oduncu, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde hapishanede salgın olduğunu ve bundan dolayı birçok tutsağın hasta olduğunu iletmiş. Kendisinin özel hastalıkları da olduğu için bu salgın kendisini olumsuz etkilemiş ve kan kusma boyutuna gelmiş. İdareye revire çıkmak için dilekçe vererek hastaneye sevk edilmek istediğini ve ilaç kullanması gerektiğini iletmiş. Maalesef sağlık sorunuyla birebir baş başa bırakılmış. Talep ettiği ilaçlar, salgın geçtikten ve durumu hafifledikten sonra verilmiş. Revire çıkma ve hastaneye sevki maalesef yapılmamıştır. Mehmet Çağlar ise 2025'te beyin kanaması geçirmiş bir mahpus. Bu beyin kanaması sonucunda vücudundaki birçok organda sağlık sorunları yaşıyor. Ani bir rahatsızlanma durumunda hastaneye sevk meselesi elzem. Yakın bir tarihte kaza geçirdiğini ve elinin kırıldığını öğrenmiş olduk.”

Ters kelepçe dayatması

Kelepçeli muayene dayatmasının sürdüğünü dile getiren Gazel Külüğ, tutsakların buna karşı çıktıklarında ise tedavilerinin yapılmadığını söyledi. Gazel Külüğ, “Sevk meselelerinde, askeri ya da idari bir meseleden dolayı yani mahpustan kaynaklı olmayan bir sebeple gerçekleşmezse mahpuslar en başa döndürülüyor, yani tekrar muayene için randevu oluşturmaları, dilekçe vermeleri isteniyor. Dolayısıyla birkaç ayı bulan süreci tekrar baştan almak zorunda kalıyorlar. Acil durumu olan hastalar için bu mesele hayati bir önem taşıyor” dedi. 

Durumu daha kötüleşecek

31 yıllık hasta tutsak Mehmet Akpolat’ın sağlık durumunun kötü olduğunu aktaran Gazel Külüğ, şunları paylaştı: “Mehmet Akpolat kronik astım, migren, sinüzit, eklem romatizması ve her iki diz ile ayak bileğindeki ağrılı eklem travması olan bir hasta tutsak. Hastalıkları, 1995'te gözaltına alındıktan sonra gördüğü işkenceler sonucunda oluştu. Halihazırda merdivenli bir yerde kalması mümkün değil. Eklem travmaları dolayısıyla düşme tehlikesi var. Akpolat 5-6 aydır idareye dilekçe vererek ‘alt kata bir ranza verilmesi’ veya ‘sağlığına uygun bir odaya geçirilmesi’ talebi bulunmuştu, bizler de dilekçe verdik ama cevapsız bırakıldı. Maalesef merdivenden çıkarken düşüyor. Bunun sonucunda merdivensiz olduğu gerekçesiyle tek kişilik hücreye alınıyor. İdarenin çözüm olarak önüne sunduğu durum, diğer hastalıklarını da tetikleyecek” ifadelerini kullandı.  

Pazarlık dışı haklar

Cezaevindeki hijyen durumunun da ayrı bir ihlal olduğunu kaydeden Gazel Külüğ, şunları ekledi: “Ağır hasta tutsakların infazlarının ertelenmesini talep ediyoruz. Türkiye’deki tüm hapishanelerde buna son verilmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Devlet özgürlüğünden mahrum bıraktığı kişilerin sağlığa erişiminden sorumludur. Hastanın sağlığa erişim hakkı pazarlık konusu değildir. İçinden geçtiğimiz sürece uygun pratikler sergilenmeli. Bunun yapılmasını talep ediyoruz.”

Akpolat'ın mesajı

Hasta tutsak Akpolat ise MA'ya gönderdiği mesajda şunları ifade etti: “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Sayın Öcalan’a güveniyorum. Süreci başmüzakereci olarak ileriye taşıyabileceğini düşünüyorum. Süreç, Kürt-Türk kardeşlik hukukunda yaşanan sorunları giderebilir. Kürt-Türk kardeşliği, Ortadoğu’da büyük bir ivme ve güç olma durumunu beraberinde getirecek. Bunun için Sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve çalışma koşullarının en kısa sürede sağlanmasını hayati önemde.” İSTANBUL

***

'Sayın Öcalan' için 6 yıl daha tutuluyor

Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki Ali Adıman'ın tahliyesi, Adalet Bakanlığına yazdığı dilekçede yer alan "Sayın Öcalan" ifadesi gerekçesiyle 6 yıl ertelendi.  

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan, "Sayın Öcalan” hitabının kullanılmasının hücre ve disiplin cezalarına gerekçe gösterilmesini Meclis gündemine taşıdı. Konu bağlamında Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Newroz Uysal Aslan, hukuksuzluğa maruz bırakılan tutsaklardan birinin de Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki Ali Adıman olduğunu ifade etti. Adıman’ın Bakanlığa gönderdiği dilekçelerde “Sayın Öcalan” ifadesini kullandığı gerekçesiyle hakkında uygulanan hücre disiplin cezaları nedeniyle infazının 6 yıl ertelendiği bilgisi paylaşıldı. Newroz Uysal Aslan, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

* Yüksek mahkeme kararlarına rağmen, Bakanlığın sorumluluğundaki hapishanelerde suç olmayan bir hitap neden suç kabul edilmekte ve hücre disiplin cezasıyla cezalandırılmaktadır?

* Hapishane idareleri tarafından verilen hücre disiplin cezaları ve idari kararlar, Anayasa’dan, kanunlardan ve yüksek mahkeme kararlarından üstün müdür?

* Bakanlığa gönderilen dilekçeler, kanunun açık hükmüne rağmen hangi yetki ve yasal dayanakla okunmakta ve denetlenmektedir?

* Bakanlık, suç oluşturmayan bir hitap nedeniyle mahpusların infazlarını hangi yetki ve yasal dayanakla yakmakta, insanları yıllarca hapiste tutmaktadır?

* Ben dâhil birçok milletvekili, siyasetçi ve milyonlarca yurttaş Abdullah Öcalan için “Sayın” hitabını kullanmaktadır. Bakanlığa göre bu hitabı kullanan herkes hücreye mi konulmalı, yıllarca hapiste mi tutulmalıdır?

* Kanunu çiğneyip suç işleyenlerin, suç olmayan bir hitap nedeniyle insanların özgürlüğünü gasp ettiği bir yerde hangi adalet kriterleri geçerlidir?