• DEM Parti, cenazelerinin bulunmaması, cenaze ve mezar haklarının ihlal edilmesi ve taziyelere yönelik soruşturmaların araştırılması istemiyle araştırma önergesi verdi.

 

DEM Parti Şirnex Milletvekili Newroz Uysal Aslan ve Bedlîs Milletvekili Semra Çağlar Gökalp, zorla kaybedilenlerin ve çatışmalı dönemlerde yaşamını yitirenlerin akıbetinin açıklığa kavuşturulması, cenazelerin bulunması, kimliklendirilmesi ve ailelerine tesliminde yaşanan engeller ile cenaze ve mezarlıklara yönelik saldırıların araştırılması için Meclis Başkanlığına araştırma önergesi verdi. Önergede, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kürtlere yönelik ötekileştirici ve düşmanlaştırıcı söylemlerin, 40 yılı aşkın çatışmalı süreçte yaşamını yitirenlerin bedenlerine yönelik muameleyi de belirleyen bir anlayışa dönüştüğü vurgulandı. Siyasi ve resmi dilde yaşamını yitirenlerin insan kimliğinin geri plana itilmesinin, bedenlerinin sürüklenmesini, teşhir edilmesini, cenazelerinin ailelerden esirgenmesini ve insan onuruna aykırı biçimlerde teslim edilmesini meşru gören bir anlayışın yerleşmesine yol açtığı belirtildi.

Örnekler sıralandı

Önergede şu örnekler sıralandı:

* Taybet İnan’ın cenazesinin günlerce sokakta bırakılması,

* Cemile Çağırga’nın cenazesinin annesi tarafından buzdolabında saklanması,

* Hacı Lokman Birlik’in bedeninin zırhlı araç arkasında sürüklenmesi,

* Kevser Eltürk’ün bedeninin teşhir edilmesi,

* Hakan Arslan’ın cenazesinin babasına kutuyla verilmesi,

* Agit İpek’in cenazesinin annesine kargoyla gönderilmesi.

Hatıraya ve taziyeye saldırı

Çatışmalarda ölen askerler nedeniyle açılan tazminat davalarında, mali yükümlülüklerin şehit gerillaların mirasçılarına yöneltildiği, mirasın reddinin bir çıkış yolu olarak sunulmasının ailelerin hatıraya sahip çıkma iradesini de hedef aldığı belirtildi.

Kanunda “terörist cenazesine katılma” adıyla bir suçun uydurulduğu ve ayrı bir suç bulunmamasına rağmen cenaze ve taziyelere katılımın yüzlerce kişinin yargılanmasına gerekçe yapıldığı kaydedildi.

Süreç ile çelişiyor

Tüm bu uygulamaların, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin gerektirdiği demokratik dönüşümle çeliştiği vurgulandı. Ölüye saygının, yaşamını yitirenin siyasi aidiyetinden bağımsız olduğu, kolektif yas hakkının siyasi tercihlere göre sınırlandırılamayacağı ifade edildi. Uluslararası standartlara (Minnesota Protokolü, AİHS, Cenevre Sözleşmeleri vb.) işaret edilerek, hakikate erişimi, adaleti, ölüye saygıyı, defin ve kolektif yas hakkını güvence altına alacak hukuki ve kurumsal düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması talep edildi. ANKARA