Almanya eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Angela Merkel’in başbakanlığının en fazla önümüzdeki mayıs ayında bitebileceğini söyledi.

Almanya’da Hessen eyaletinde 29 Ekim Pazar günü yapılan eyalet parlamentosu seçimlerinde Federal Başbakan Angela Merkel’in partisi CDU’nun önceki seçimlere göre yüzde 10’luk oy kaybı yaşamasıyla başlayan tartışmalar sürüyor.

Tartışmalar, eyalette kazanan partilerin nasıl bu başarıyı sağladığı, bazı partilerin neden kaybettiği ya da kurulacak eyalet hükümetinden ziyade, CDU/CSU ve SPD’den oluşan koalisyon hükümeti ve Merkel’in siyasi geleceği etrafında şekilleniyor.

Tartışmalara katılan bir dönem önceki koalisyon hükümetinde yer alan SPD’li eski Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, haftalık Die Zeit gazetesi için kaleme aldığı makalede Angela Merkel’in en geç Mayıs ayında başbakanlıktan ayrılacağını düşündüğünü belirtti. Gabriel, şu anki koalisyon hükümetinin dağılacağı, partisi SPD’nin içinde yer almayacağı üçlü koalisyon hükümeti kurulacağı tahmininde de bulundu.

Gabriel makalesinde de “Merkel’in Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisi genel başkanlığını bırakmasının, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti (FDP) ile üçlü koalisyon kurulması yolundaki ilk adım olduğunu ve yasama dönemi sona ermeden Merkel’in başbakanlıktan da çekileceğini” ifadesini kullandı.

FDP Genel Başkanı Christian Lindner 2017 yılının Eylül ayındaki genel seçimlerden sonra CDU, Yeşiller ve FDP arasında koalisyon hükümeti kurulmasını, Angela Merkel’in engellediğini söylemiş, akabinde de CDU ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) koalisyonu kurulmuştu.

Siyasette güvensizlik yaratır

Bu arada Hessen’deki ağır yenilgiden sonra CDU lideri ve Almanya Federal Başbakanı Angela Merkel, önümüzdeki Aralık ayında CDU’da genel başkanlık görevini bırakacağını, 2021’de ise yeniden başbakanlığa aday olmayacağını açıklamıştı.

Süddeutsche gazetesi Merkel’in parti genel başkanlığından çekilmesini şöyle yorumladı: “Merkel’in iç politik riske girip iktidarı yeni parti genel başkanıyla paylaşması, Alman siyasetinin güvenirliğine zarar verebilir. Zararın sınırlı kalması Merkel’in yakın çevresinden ve şimdiye kadar dış politika hırsı göstermemiş bir isim olan Annegret Kramp-Karrenbauer gibi bir siyasetçinin Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) genel başkanlığına seçilmesiyle mümkün olabilir. Partinin başına kim gelirse gelsin, Merkel ‘topal ördek’ durumuna düşerek en ağır siyasi cezaya katlanmak zorunda kalabilir. Başbakana duyulan ilgi azalacak, günlük icraatı önem kaybedecektir. Berlin’de ne gibi siyasi ittifakların kurulacağı ve hangi isimlerin ön plana çıkacağı önem kazanacaktır. Merkel’in değil, Almanya’nın daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olup olmadığı ise sorulmaya devam edecektir.”

Hessen’de sonuçlar

Hessen eyalet seçimlerinde CDU ve SPD, bir önceki seçimlere göre yüzde 10’luk oy kaybı yaşamıştı. Yeşiller Partisi ise seçimde büyük bir başarıya imza atmıştı.

Hessen seçimlerinde partilerin aldığı oy oranı şöyleydi: CDU yüzde 27; SPD yüzde 19,8; Yeşiller yüzde 19,8; aşırı sağcı AfD yüzde 13,1; Sol Parti yüzde 6,3; FDP ise yüzde 7,5.

Bu sonuçlara göre partilerin Wiesbaden’deki eyalet parlamentosuna taşıdığı vekil sayısı şöyle: CDU: 40, SPD: 29, Yeşiller: 29, AfD: 19, FDP: 11, Sol Parti: 9 

 

 HABER MERKEZİ

 
 

Mistura’nın yerine Geir Pedersen geliyor

 

Kürtler dahil bir çok kesimi görmezlikten geldiği için 7 yıldır İsviçre’nin Cenevre kentindeki Suriye müzakerelerinde başarısız olan BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura’nın yerine, Norveçli Geir Pedersen’in getirildiği duyuruldu.

Diplomatik kaynaklar, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı bilgilendirmede Norveçli diplomat Geir Pedersen’in, De Mistura’nın yerine getirildiğini belirttiği bildirdi.

Diplomatik kaynaklara dayandırılan habere göre, halen Norveç’in Pekin Büyükelçisi olan Pedersen, De Mistura’nın görevini devredeceği Kasım ayı sonunda BM Suriye Özel Temsilcisi olacak.

 

Guterres’ten mektup

Guterres’in Birleşmiş Milletler Genen Kurulu’na (BMGK) gönderdiği mektupta, Pedersen’in atanması öncesinde Suriye dahil birçok ülkenin hükümetinden görüş aldığını söylediği öğrenildi.

Pedersen’in Suriye’de “Güven verici bir siyasi çözümün sağlanması için tüm tarafları destekleyeceği” de Guterres’in mektubunda yer alıyor.

2011 yılında başlayan Suriye iç savaşına çözüm bulunması için müzakereleri başlatmakla görevlendirilen Staffan de Mistura, Kasım ayı sonunda görevi bırakacağını duyurmuştu. De Mistura, Kürtler dahil birçok kesimi dışlayan Cenevre müzakerelerinin başarısız olması nedeniyle eleştiriliyordu.

 

NEW YORK