7 Haziran seçimleri Türkiye ve Kürdistan’da değişim isteyen ile istemeyen güçler arasında adeta bir irade savaşıydı. Değişimi istemeyenler bugün AKP şahsında savaşı körükleyen, halkları birbirine kışkırtan ve bir kaos ortamı yaratmak isteyen güçleri teşkil ediyorlar. Değişimi isteyenler ise HDP bünyesinde Aleviler, Süryaniler, Kürtler, sosyalistler, devrimciler, anti kapitalist Müslümanlar ve birçok farklı alternatif ile muhalif görüşleri temsil ediyorlar. Bugün HDP’ye yönelik yaşanan faşist saldırılar, egemenlerin HDP bünyesinde yaratılan bu zenginliklere dönük bir saldırıdır. Farklılıkların zenginlikleri yerine 'tek millet, tek ulus, tek din ve tek bayrakta' ısrardır.

Ortadoğu’da ezilenlerin ve sömürülen yığınların devrimci ittifakı sonucu ciddi bir değişimin olabileceğini düşünüyoruz. Kürdistan devrimi Ortadoğu’da bugün bir motor gücü rolünü oynuyor. Kürdistan devrimi Batı'daki ezilen ve sömürülen yığınların mücadelesiyle iç içe geçiyor. Gezi ayaklanmasıyla bu süreç yeni bir evreye girdi. Türkiye’de belki de ilk kez milyonlarca işçi ve emekçi aynı anda sokaklara dökülerek AKP iktidarının dayattığı yaşam biçimine ve baskılara karşı isyan etti. Gezi ayaklanmasının direniş ruhu HDP’nin Türkiye ayağının mayasını oluşturdu. Alışılagelmiş statükonun ortadan kalkmasının başlangıcı oldu. AKP iktidarı artık eskisi gibi yönetemez duruma geldi ve dersini de 7 Haziran günü aldı. Bizlerin görevi Gezi ayaklanmasıyla beyan edilen isyan ruhunun bugün HDP’ye yönelik yaşanan saldırılar karşısında sokağa taşımaktır. Gezi ayaklanmasında toplumsal değişim istemiyle sokağa dökülen milyonlar, değişimin gerçek adresi olan HDP’ye sahip çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Zaten bugün yaşanan saldırıların amacı Batı ile Kürdistan arasında yaratılan birliğin HDP bünyesinde bütünleşmesini engellemeye dönüktür. Egemenler Türkiye halklarının HDP’ye dönük artan sempatisinden korktuğu için bu kadar azgınca saldırıyor. Amaç bir kaos ortamı yaratarak, HDP ile Türkiye halkları arasında yaşanan kaynaşmayı engellemektir. Kürt halkına dayanışma elini uzatan SGDF’ye de aynı nedenden dolayı bu kadar azgınca saldırıldı. Amaç, halkların ortaklaşan ve kaynaşan mücadelesini engellemekti. 

Bugün HDP’ye yönelik saldırıları doğru bulmayan birçok insan var Türkiye’de. Ancak bu insanlar henüz sessizliğini koruyorlar. Eğer 1 Kasım seçim sürecinde bu insanların sessizliğini kırabilirsek büyük bir başarı elde etmiş oluruz ve faşizmi ciddi bir oranda geri püskürtürüz.


7 Haziran seçim çalışmasında dersler...

HDP, 7 Haziran seçimlerinden çok kısa bir süre önce kuruldu. Alt yapısı, farklı güçlerin ortak çalışması daha yerine oturmamıştı. HDP, 7 Haziran seçim sürecinde hem kendisini inşa etti, hem de kıran kırana bir seçim çalışması yürüttü. Bu çalışmada birçok hata da yapıldı. HDP’yi Avrupa’da oluşturan tüm örgütlerin kendilerine has alışkanlıkları ve eksikleri var. Bunlar tabi ki ortak çalışmaya da yansıdı. Ancak 5 ay süren seçim çalışmasında bu hataların kollektif tartışma ve müdahaleler sonucunda önemli ölçüde giderildiğini düşünüyoruz. Hataların giderildiğinin en somut verisi de 7 Haziran zaferidir. Birçok yoldaşımız önlerinde duran sorunları yorulmadan, bıkmadan diğer kurumlarla birlikte aştılar "Ancak birlik olursak güçlü olabiliriz" şiarıyla hareket ettiler. 

Ancak bugün 5 aylık bir hazırlık sürecine sahip değiliz. Bu kez hatalarımızı daha hızlı gidermemiz gerekiyor, olağanüstü siyasi gelişmelere karşı refleksimiz katbekat artmalı. Çok sancılı ve nereye evrileceği belli olmayan bir süreç yaşıyoruz. "Hız" bu süreçte önemli bir faktör. Eğer AKP faşizminin seçim hilelerini ve Osmanlı oyunlarını bertaraf etmek istiyorsak, daha  hızlı hareket etmeliyiz. 

Daha önceki seçim çalışmalarımız gibi hata yapma ve onarma zamanımız yok artık. Her şeyi daha iyi planlayıp, daha iyi yapmalıyız! Çalışmalarımızı katbekat artırmak zorunda olduğumuzu düşünüyoruz. Bir tercih yapılması gerek: Ya böyle devam edeceğiz ve değişim istemeyenlere boyun eğeceğiz ve bu sonuca razı olacağız ya da kendimizi yenileyeceğiz ve on kat daha fazla çalışacağız! Bugün her şey bizim elimizde. Çalışmalar bizi bekliyor! Çalışma da bize ait sonuçlar da.

Daha çok emek vermeliyiz!

HDP'yi hep birlikte kurduk, hep birlikte geliştirdik ve bugün yaşadığımız gerici saldırılara karşı da birlikte savunacağız. Bu ruhla alanlarda ortak HDP platformları oluşturduk ve oluşturacağız. Birbirimize heval ya da yoldaş demeyi öğreneceğiz. Suruç Katliamı sonrasında olduğu gibi faşizme karşı BİR olacağız. Birimizin eksikliğini sadece eleştirmek yerine birlikte aşacağız ve tamamlayacağız. 

Eğer karşımızda duran güçler gericiliği ve karanlığı temsil ediyorlarsa bizler de barışı, kardeşliği ve özgürlüğü temsil ediyoruz. Şu bilinçle hareket edeceğiz: Biz başarılı olduğumuz sürece kadınlar daha az katledilecek, gençler gelecek perspektifine sahip olacak, işçiler iş cinayetleri sonucu daha az ölecek, dini, mezhepsel ve etnik azınlıklar daha az baskı görecek, ezilen mazlum Kürt halkı haklarına kavuşacak. Ancak biz başarılı olamazsak karanlık hakim olacaktır. O yüzden bugünden itibaren güçlerimizi, enerjimizi ve emeğimizi ona katlamalıyız. Daha iyi çalışmalıyız! Daha çok emek vermeliyiz! Gerektiğinde daha az yatmalıyız ve kendimize daha az zaman ayırmalıyız! Ama hiçbir koşulda faşizmin ve gericiliğin coğrafyamızda başarılı olmasına izin vermemeliyiz. 

Bizler AGİF olarak; AKP iktidarının katliamlarla, 1 Kasım seçimlerinde, gözdağı ve korku yayarak, HDP’yi barajın altında bırakmak istediklerini biliyoruz. AGİF olarak, Erdoğan ve hırsız katil şebekesinin bütün bu planlarına karşı, yeniden ve daha güçlü bir şekilde HDP’nin yanında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Erdoğan ve katil hırsız çetesinin çıkarmak istediği iç savaşta, kardeşin kardeşi boğazlamasına karşı, savaşın durdurulabilmesi için tek alternatif HDP’dir. Çünkü HDP her inanç ve ulustan insanımızın haklarının anayasal düzeyde garanti altına alması için mücadele ediyor. Erkek egemen ve cinsiyetçi yaklaşımlara karşı, kadın katliamlarının durdurulabilmesi için mücadele veriyor. Eşit, bilimsel ve özgür bir eğitim sistemi için örgütleniyor. Farklı yaşam tarzına sahip insanlarımızın, yaşam haklarını garanti altına almak için siyaset yapıyor. Ormanlarımızın savaş ve kar amaçlı yok edilmesinin ve derelerimizin HES’lerle kurutulmasının önüne geçmek için kararlı bir duruş sergiliyor. Yıllarca faşizmin zindanlarında çürütülen ve en ufak insani ihtiyaçları dahi karşılanmayan politik tutsakların özgürlüklerine kavuşabilmesi için yasal düzenlemeler öneriyor. Tüm bu nedenlerden dolayı 1 Kasım’da yeniden ve daha güçlü bir şekilde eşitlik, özgürlük ve kardeşlik bayrağı altında birleşmeye ve Halkların Demokratik Partisi'ni desteklemeye çağırıyoruz. Katil ve hırsızları durdurabilmenin tek yolu HDP saflarında birleşmekten geçiyor.

* Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF) Eşbaşkanı