- Türk devletinin köy boşaltmaları sonucu 1993-95 yılları arasında Mexmûr Kampı’na yerleşen binlerce Kürt, bir yıldır Güney Kürdistan yönetiminin ambargosu altında yaşam savaşı veriyor.
Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nin başkenti Hewlêr (Erbil) kentine yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunup, Musul vilayetine bağlı olan Mexmûr Kampı 1 yıldır ambargo altında. Kampta, 1993-1995 yılları arasında köy yakmaları, boşaltmaları ile koruculuk dayatmaları üzerine Şırnak ve Hakkari gibi sınır kentlerinden göç etmek zorunda kalanlar yaşıyor.
Yaklaşık 12 bin insanın yaşayıp, nüfusunun yarısından fazlasını çocukların oluşturduğu kamp, 1998 yılından bu yana Birleşmiş Milletler’in (BM) himayesinde.
Hewlêr’de 17 Temmuz 2019 tarihinde bir restoranda Türk konsolosluk ve MİT elemanlarına yönelik eylemin ardından kampa giriş-çıkışlar yasaklandı.
Bir yandan ambargo uygulanan kamp yine Türk ordusu tarafından defalarca bombalandı. 15 Nisan 2020’de yapılan bombardımanda 3 kadın yaşamını yitirmiş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. Geçtiğimiz günlerde yapılan son saldırıda ise kamp sakinlerinin bağ ve bahçeleri büyük zarar gördü.
Ambargo ile birlikte kampta yaşanan insani durumu Mahmur İŞTAR Koordinasyon üyesi Nuran Sezgin ve Şehit Rustem Cudi Halk Meclisi Eş Başkanı Hacı Kaçan anlattı.
Ambargo insanlık dışı
Mexmûr Kampı’na yönelik insanlık dışı ve ahlak dışı ambargonun 1’inci yılını doldurduğuna dikkat çeken Mahmur İŞTAR Koordinasyon üyesi Nuran Sezgin, 25 yıldır bu kampta yaşayan mültecilerin ciddi baskılarla karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Kampta yaşayanların Federe Kürdistan Bölgesi halkı ile bugüne kadar ne siyasi ne ekonomik olarak bir sorun yaşamadığını, tam tersine zor zamanlarda hep dayanışma halinde olduklarını söyleyen Sezgin, en çarpıcı örneğin DAİŞ saldırı zamanında gösterdikleri dayanışma olduğunu kaydetti.
Sezgin, “Bu bizler için bir gurur ve onurdur. Maalesef ki bir yıldır ambargo altındayız. Ama Başur halkının bu ambargo ve işgale karşı sessizliği bizleri derinden yaraladı. Mexmûr üzerindeki bu ambargoya karşı, en çok Başur halkının ses çıkartması gerekirdi. Ama ne yazık ki böylesi bir tutum geliştirilmedi ve buna karşı sessiz kalındı” dedi.
Kadınlar düşük yaptı
Savaş ve çatışmalı süreçlerden en fazla kadın ve çocukların olumsuz etkilediğini dile getiren Sezgin, Mexmûr Kampı’nın da çoğunlukla kadın ve çocuklardan oluştuğuna işaret ederek, özellikle kadınların ambargo yüzünden büyük zorluklar yaşadıklarını da ifade eti.
Ambargodan önce kadınların Hewler’e gidip, alın terleriyle kazandığı parayla evlerini geçindirdiğini söyleyen Sezgin, “İnsanların geçim kaynağı elinden alındılar. Yaşanan ağır ambargo ve saldırılar nedeniyle birçok kadın düşük yaptık. Sağlık alanında zorlandık. Sürekli olarak doktor kontrollerine gitmesi gereken ve kronik hastalıkları olan kişiler en temel hakları olan sağlık haklarından bir yıldır yararlanamıyor. Bu insanların kontrollerine gitmesini KDP asayişi engelliyor. KDP güçlerinin bu tavır ve tutumundan bir an önce vazgeçmesi gerekir” diye belirtti.
Çözüm arayışları
Ambargonun ilk gününden itibaren kamp sakinlerinin ‘Ne yapabiliriz?’ sorusu üzerinde yoğunlaştığını ifade eden Sezgin, “Bazı insanlar ambargo altında hayvancılığa başladı. Bir parça toprağı olan ekmeye başladı. Sağlık alanından eğitim alanına kadar alternatifler üretmeye çalıştık. Bu toplum hiçbir zaman, kimsenin önünde başını eğmemiştir” ifadelerini kullandı.
KDP tutumuna son versin
Bir yandan ambargo devam ederken, diğer yandan sürekli hava saldırılarına maruz kaldıklarını vurgulayan Sezgin, BM ve merkezi hükümetin saldırılara karşı sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu ve özellikle de KDP’nin içinde bulunduğu tutuma son vermesi gerektiği söyledi.
BM net tavır koymalı
Siyasi mülteci olduklarını hatırlatan Sezgin, şunları söyledi: “Özellikle de Birleşmiş Milletler’in bu ambargoya karşı tavrı net olmalıdır. Bu toplum BM’ye bağlıdır. BM 1994-95’lerde açlık grevleri süreçlerinde bu toplumu ‘siyasi mülteciler’ kampı olarak tanımlamıştır. Ama bizler bu son süreçler de saldırılarla, ambargoyla karşılaştık, çocuklar katledildi.”
Cenazelerimizi bile defnedemedik
Şehit Rustem Cudi Halk Meclisi Eş Başkanı Hacı Kaçan ise Mexmûr halkının uluslararası yasalara aykırı olarak maruz kaldığı ambargo nedeniyle öfkeli olduğunu da dile getirdi. Ambargo dışında da kampa yönelik ahlaksız yaklaşımlara tanık olduklarını eden Kaçan “Burada yaşayan birçok insan Hewler Hastanesi’nde yaşamını yitirdi ama bunların aileleri gidip cenazelerini bile alıp defnedemedi. Bizler bununla yüz yüze kaldık. Bunun hesabını kim verecek? Bunlar unutulmayacaktır. Bunların hesabı sorulacaktır. Vicdanları rahat mı? Bu durum bütün Kürtlerin sorumluluğundadır” diye ekledi.
HABER MERKEZİ