HDP’nin “Size savaş yaptırmayacağız” şiarıyla Van’da düzenlediği mitinge katılan onbinler, AKP’nin savaşına karşı barışı haykırdı. Mitingde konuşan HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, AKP’nin başlattığı savaşın “Saray savunması” olduğuna vurgu yaparak, tüm kesimleri savaşa karşı durmaya çağırdı. Demirtaş, demokratik çözüm sürecini manipüle eden geçici AKP hükümetine “İmralı tutanaklarını açıkla” diye seslendi. 

HDP önceki gün Van’da Kültür Kavşağı’nda “Size savaş yaptırmayacağız” şiarıyla miting yaptı. Demirtaş’ın platforma çıkmasıyla halk uzun süre “PKK halktır halk burada” sloganı attı. “Ölümler nasıl durur, akan kan nasıl durur diye soranlar, işte böyle durur. Halk alanlarda olursa durur. ‘Biz evlatlarımızı, çocuklarımızı Saray’ın saltanatına bırakmak istemiyoruz’ derse durur” diyen Demirtaş, hangi zorluklarla seçim çalışmasını yaptıklarını hatırlattı:

*  Seçim boyunca anayasayı ihlal ettiler; seçim adaletini çiğnediler, YSK kararlarını çiğnediler. 

* Devletin ve cumhurbaşkanının imkanları ile bize karşı seçim kampanyası yürüttüler. 

* Yüzlerce gazetede, bine yakın televizyon, yerel ve ulusal gazete, milyonlarca sosyal medya hesabıyla partimizi, Türkiye halkları nezdinde itibarsızlaştırmaya çalıştılar. 

*  Adana Mersin’de il binalarımızı havaya uçurdular. 

* 176 yerde partimize saldırdılar.

* Diyarbakır’da katliam yaptılar. 

Bütün bunlara rağmen provokasyonlara gelmediklerini; barışş, çözüm ve kardeşlik mesajını vermeye devam ettiklerini kaydeden demirtaş, bugün ‘HDP savaş istiyor, kışkırtıyor’ diyenlere seslendi: “Benim yoldaşlarımın parçalanmış, yanmış cenazeleri gözlerimin önünden götürüldü, çıkıp yine barış mesajı verdim. Birinizin başına aynı şey gelse ülkeyi kan gölüne çevirirsiniz, alçaklar! Sizden büyük alçak var mı?”


Yüzde 13’ün bedeli savaş

HDP’nin yüzde 13 alarak barajı yerle bir etmesinin hazmedilemediğini vurgulayan Demirtaş, “Sindiremediler. Biz bu kadar paraya, imkana güce rağmen bunları ezemediysek tek yol kaldı diye düşündüler, o da savaş. Yüzde 13’ün bedeli olarak savaş çıkardılar” dedi.


İmralı tutanaklarını açıklayın 

AKP sözcülerinin ‘Bunlar yüzde 13 aldı, o yüzden süreç bitti. Bundan sonra sürecin filmini çekerler’ dediğini anımsatan Demirtaş, “Dolmabahçe masasını bunlar devirmedi mi? O foto yanlıştı diyen ben miyim, cumhurbaşkanı mı? Kürt sorunu yoktur diyen ben miyim cumhurbaşkanı mı? Bundan sonra İmralı’da görüşme olmayacak diyen ben miyim cumhurbaşkanı mı? diye sordu.

Utanmadan sıkılmadan ‘HDP’liler Öcalan’ı aldattılar, kandırdılar. Bu nedenle İmralı’ya heyet gitmeyecek” dediğine işaret eden Demirtaş, şöyle seslendi: “İmralı tutanakları yok mu? Devletin de var, heyetin de var. Başından beri İmralı görüşmeleri şeffaf olmalı, kamuoyu bilmeli diye savunuyoruz. Çağrı yapıyorum, İmralı‘da ne konuşmuşuz, ne tartışmışız, kim geri adım atmış kim dürüst davranmış gösterelim. Yok, tutanaklara güvenmiyorsanız, gözlemci heyetle, izleme kuruluyla birlikte devlet ve İmralı heyeti İmralı’ya gitsin. Açık açık tartışılsın görelim.”


Öcalan’ı kandırmamazı istediler 

Saray’ın sabihi, geçici hükümet ve geçici başbakanın HDP’ye öfkeli olduğunu ifade eden Demirtaş, nedenini şöyle anlattı: “Sayın Öcalan’ı kandırmamızı, aldatmamızı istediler. Bu nedenle öfkeliler. Biz süreçte ne Kandil’i ne hükümeti ne Öcalan’ı kandırdık, ne de halka yalan söyledik. Kimseyi aldatmadan, alnımızın akıyla bugünlere geldik.”


Kanı HDP’ye sıçratma istedi

Oy vermeyenlerin de HDP’yi kendi partisi olarak gördüğünü; dua ettiğini; söylemlerine, politikalarına güvendiğini vurgulayan Demirtaş, “HDP’nin iktidara yürümesinden korktukları için savaş başlattılar. Bu kanı HDP’nin üzerine sıçratmak istiyorlar. Üzerimize kan sıçratmaya kalkışanlar unutmayın, bize bunu söyleyen sizler, Ankara’daki tuzu kurular, alnınıza kadar kana batmışsınız” dedi.


Kanla beslenenler duymuyor

‘Oylarımız arttı ama henüz değil. Operasyonlar işe yaradı ama yeterince yetmez’ denildiğini belirten Demirtaş, “Yani cenazeler yetmedi, kan lazımmış, genç bedenlerin tabutlarda taşınma görüntüleri lazımmış. Bu savaştan beslenenler, günlerdir HDP olarak çağrı yaparken, sessiz kalanlardır. Silahlar sussun diyoruz, ‘Son terörist kalana kadar operasyonlar devam edecek’ diyorlar. Müzakere masasını devirdiniz, yeniden kurulsun diyoruz, ‘Son terörist kalana kadar operasyonlar devam edecek’ diyorlar” diye konuştu.


Ben çocuktum söylüyorlardı

Küçük bir çocukken o zamanın başbakanlarının, cumhurbaşkanlarının da aynı söylemlerini tekrarladığını hatırlatan Demirtaş, “Ama ta 80’lerden beri, bu lafları duyuyoruz. ‘Kökünü kazıyacağız, bitireceğiz, şunu yapacağız’ laflarıyla büyüdük. Biz büyüdük, vekil olduk, yüzde 13 oy aldık, 80 vekille parlamentoya girdik. Bitireceğiz dediklerin halkın mücadelesi nereye geldi. Ne zaman bitirdiniz de Silopi’de Zergelê’de olduğu gibi bitireceksiniz” dedi. 


Milyonları nasıl durduracaksınız?

Dertlerinin HDP’yi baraj altında bırakarak başkanlığın keyfini sürmek olduğunu dile getiren Demirtaş, şöyle devam etti: “Bugün Türkiye’nin birçok yerine cenazeler giderken, Ekonomi Bakanı gibi yalılar satın alıp ihtiyacımız var, diyenlerden değiliz. Vekillik olur olmaz, dokunulmazlığı kaldırırsınız kaldırmasınız, bu mücadele benimle başlamadı. Milyonları nasıl durduracaksınız, dokunamazlığını nasıl kaldıracaksınız, nasıl kapatacaksınız? Biraz aklınız kalmışsa bu felaketin kıyısında dönmek için geç değil. Suriye’de iç savaş böyle başladı. Çılgın bir hükümet, devlet başkanı halkın taleplerini görmezden geldi. Halkın taleplerine bombayla, savaş uçağıyla cevap verdi. Çok değil 3-5 gün sonra Halep, Şam, Humus’ta iç savaş başladı. Suriye artık insanın yaşayamayacağı harabe toprağa dönüştü. 


Hazır olduğunu söyle

Silahlar susmalı, hükümet müzakereye hazır olduğunu söylemeli. Biz de bu süreçte üzerimize düşeni yerine getireceğiz. Müzakere sonuçlarını, Meclis’e getirerek, bir daha savaş ve çatışmanın olmayacağı kesin bir çözümü 15-20 gün içinde hazırlayabiliriz. Yeter ki halkımız bu savaşı istemiyoruz desin. Gençler, kadınlar, polis, asker anneleri, aydın yazar, akademisyen, genç, Alevi, Hıristiyan biz savaş istemiyoruz, size savaş yaptırmayacağız derse iki günde barış gelir. Bu çocukların ölümünü durdururuz o zaman. Bugün Van kendine düşeni yapıyor. Yarın inşallah yüzbinlerle, milyonlarla İstanbul’da barışı haykıracağız. İstanbul-Van kardeşliği, barış kardeşliğine dönerse o zaman onlar kaybedecek. 


Yarın ölümler olmayabilir

Bu savaş bir gün bitecek son bulacak, bizler ne kadar barışta ısrarcı olursak o kadar evlatlarımızı kurtaracağız. Bugün barışı sağlarsak yarın ölümleri önleyeceğiz. Sizin iradenizin arkasından duracağız. Bu savaşın kimseye hayrı olmayacağını Türkiye’ye dünyaya göstereceğiz. İl il, mahalle mahalle mahalle dolaşacağız, barış analarımızla yollarda olacağız. Barışın kıymetini anlatacağız. Önümüzdeki birkaç gün Türkiye için çok önemli. O zaman yeni bir sayfa açacağız. O sayfanın kapanmaması için sık sıkıya sürece sarılacağız. 


Daha fazla çalışmalıyız

Bir an önce ateşkes, müzakere koşullarına dönmek için daha fazla çalışmak zorundayız. Ne yaparlarsa yapsınlar, tahrik etmeye provoke etmeye hakaret etmeye çalışacaklar, sizler inatla, sabırla, dimdik, kendini ezdirmeden, direnişi de içinde barındıran barışı savunacaksınız. Böyle olursak bunlara savaş yaptırmayacağız, bir kez daha halkların umudu HDP’nin rüzgarıyla bunlardan kurtulacağız.” 

Konuşmanın ardından Demirtaş, barış güvercinleri uçurarak alandan ayrıldı. 


Tahkim edilmiş ateşkes


Van’da barış mitingi öncesi Akdamar Otel’de basınla kahvaltıda bir araya gelen HDP EşBaşkanı Selahattin Demirtaş, gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. 

“AKP varsa barış, AKP yoksa savaş” anlayışını kabul etmelerinin mümkün olmadığının altını çizen Demirtaş, “‘Biz olmazsak huzur vermeyiz’ demeye getiriyor. Şimdi bundan çıkmanın yolu halkın buna vereceği tepkidir, bu çok önemlidir. Toplumun barışa, huzura olan talebini ortaya çıkarmalıyız. Biz ‘Size savaş yaptırmayacağız’ diyeceğiz. Bugün hükümet operasyonlarını durdurmazsa, PKK eylemlerini durdurmazsa tek taraflı bir ateşkes olmaz. Bugün taraflara güçlü bir şekilde barış çağrısı yapacağız. Bu ses yükselirse yarın bugün önemli gelişmeler olabilir. Neye güveniyorum, toplumun barış sesine güveniyorum” dedi.


Çin malı çakma milliyetçiler

Son günlerde çok kirli dezenformasyon yapıldığına işaret eden Demirtaş, “Ağızlarında tek bir barış, tek bir çözüm önerisi yok. Her gün onlarca cenaze gelirse daha mutlu olacaklar, her cenazeden sonra dönüp HDP‘yi düşürüp, oylarını yükseltmeyi planlıyorlar. Tüm dertleri bu. Böyle vatanseverlik mi olur, bunlar Çin malı, çakma milliyetçiler. Dünyanın en çakma milliyetçileri Türkiye’de. Barış dilinden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.


İti tarafa da çağrı

Her iki tarafa da çağrıda bulunan Demirtaş, “PKK derhal elini tetikten çekmeli, tahkim edilmiş ateşkese uyacağını açıklamalı. Hükümet operasyonlarını durdurmalı ve müzakere için hazır olduğunu açıklamalı. Türkiye’nin beklentisi budur. Net olarak söylüyoruz, talep değil, mecbursunuz Sayın Davutoğlu, barış için bunu yapmaya mecbursunuz” ifadelerini kullandı.

Demirtaş konuşmasının ardından, Şırnak Silopi’de 4 Ağustos günü askeri kışlaya yapılan saldırıda ölen Er Abdulhalit Araz’ın Van Özalp’e bağlı Molatopuz Mahallesi’nde yaşayan ailesini ziyaret ettti.


Zulmün zaferi yoktur


Demirtaş, Van’daki sivil toplum örgütü temsilcileri ile kentteki bir otelde düzenlenen yemekli toplantıda buluştu. Yemeğe Van milletvekilleri Lezgin Botan, Yurdusev Özsökmenler, Adem Geveri, Tuğba Hezer, Selami Özyaşar ve Remzi Özgökçe ile Bitlis Milletvekili Celadet Gaydalı da katıldı. 

HDP olarak barış konusunda net olduklarının altını çizen Demirtaş, adil bir barışa ulaşmak istediklerini dile getirdi. Barışa giden yolda eleştirilere açık olduklarını, toplantıya da bu maksatla yaptıklarını aktaran Demirtaş, barışı tesis etmek için hiçbir sorumluluktan kaçınmadıklarını ifade etti. Demirtaş, tutuklama, ölüm, katliam ve infazlara rağmen, “Barış ve çözüm bizden de AKP’den de kıymetlidir” dediklerini kaydetti. 

Ölümler karşısında hiçbir ayrım yapmadan karşı çıktıklarının altını çizen Demirtaş, şunları söyledi: “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir gerilla cenazesine giden devlet yetkilisi var mı? Bu yüzyıl içinde olmuş mu, bir tane örnek göstersinler. Bu PKK’liler uzaydan mı geliyor, o da bu ülkenin çocuğudur. Düşmanınız olabilir, kanun dışı olabilir ama bizim örfümüzde, adetlerimizde ölüye saygı vardır. Bakın 10 gün boyunca cenazelere işkence yaptılar. Acılarımız ortak, etle tırnağız, e peki Kürt anne ve babalarının yaşadığı acı ne olacak? 12 Eylül’den beri milyonlarca insan zulme uğradı. Barış diyorsun ama sokakta öldürülen sivil yurttaşlarımız için Başbakan olarak acısını paylaşmıyorsan, Zergelê’de katledilen insanlar için bir taziye bile sunmuyorsan seninle nasıl barış yapılacak? Bunlarla nasıl barışı hayata geçireceğiz? Sizler toplumun vicdanını temsil edenlerseniz, iş insanlarımızın, hocasınız, mühendissiniz, mimarsınız. İşte hepiniz bu barış çağrısını yaparsa barış kazanır.” 


Üçüncü gözlemci olsaydı

Günlerdir, haftalardır yollarda olduklarını, “Barış için taraflar elini tetikten çeksin, ateşkes olsun, iki taraf da buna uysun ve gözlemci heyetle birlikte masaya oturulsun” dediklerini hatırlatan Demirtaş, HDP’nin süreci bozduğu iddialarına karşı çıktı ve şöyle devam etti: “Üçüncü bir gözlemci olsaydı, böyle konuşamazlardı. Gözlemci yoktu ama tutanaklar var. Zulmünün başarılı olduğu hiç bir tiran, diktatörlük yoktur. Zulmün zaferi yoktur. İnsanlığın tarihi hep mazlumların tarihinden söz eder. Haklı olan kazanır, tarihin değişmez kuralıdır. Biz bu inançtayız, ama ancak bugün bitsin istiyoruz. Gençlerimizin kanına girilmesin. Biz hiç konuşmasak bile bütün dünya haklı olduğumuzu biliyor. Biz neden konuşuyoruz, dünyanın en ağır yükü tabutlara konulmuş genç bedenidir. Biz barışı anlatırken, onlar savaşına gerekçe arıyor.” 



 DİHA/VAN