Köklerini İttihat Terakki zihniyetinden alan ve toplumu kamplara bölerek/ajan toplum yaratarak yönetme yaklaşımı bugün bilmem kaç bininci kez uygulamaya konulmuş durumda. 15 Temmuz akşamı yaşananların birkaç saatlik darbe girişiminden ziyade, on yıllardır yaşamın her alanına sirayet eden darbe mekaniği olduğunu iktidar kabul etmediği sürece, bir arpa boyu yol alınamayacağı gibi atılacak her adım da “karşı darbeden” öte bir anlam ifade etmeyecektir. Nitekim, 2013-2015 Nisan arası İmralı’da görüşmeler devam ederken defalarca kez Öcalan’ın darbe mekaniği uyarısına kulak asmayanlar yüzünden, bu toplum bedel ödüyor, ödemeye de devam edecek. 

Cumhuriyetle yaşıt Kürt sorununu her daim imha-inkar-asimilasyon-bastırma yöntemleriyle çözeceğini sanan iktidarların sonunu bu çözümsüzlük pratiği getirdi. Bununla da kalınmadı, Kürt halkına dönük topyekün mücadele konsepti nedeniyle devletin dehlizlerinde karanlık odaklar güç devşirdi, iktidar içinde iktidar oldu, korkunç bir parasal rant trafiğini yönetti. Adı İttihat Terakki olur, JİTEM olur, fark etmez. Nitekim bugün de Kürdistan’a gittiğinizde JÖH-PÖH duvar yazılarının imzacılarının bir kısmının FETÖ’den tutuklanmasını başka türlü birşeyle izah etmek imkansız. Tarihi boyunca askeri darbelerden çekmiş olan toplumun kurtuluşunun karşı darbeden ya da sivil darbelerden geçmediği açıkken, OHAL’in kabulünden sonra peşpeşe getirilen hukuk dışı düzenlemeler, kararnameler, Meclise getirilen torba yasa tasarıları tam bir felaket! Darbe girişimini bertaraf etmenin yolunun demokratikleşmeden, Kürt sorununun müzakere yoluyla çözümünden geçtiğini görmeyen bir iktidar, siyasi körlükle malul bir iktidardır! Sadece birkaç örnek vermek gerekirse:

* Şırnak ve Hakkari’nin il statüsünden çıkartılmasıyla hedeflenen yüzde 100’e yakın bir oy oranıyla HDP/DBP siyasetine oy veren, özerklik talebinde bulunan Kürt halkının cezalandırılmasıdır,

* Vahşet bodrumlarında 300’ü aşkın insanı yakarak katledenlerin komutanlarının FETÖ kapsamında tutuklandığı Cizre’nin, Gever’in il statüsüne geçmesiyle hedeflenenin, daha fazla zaptu rapt altına alınması, tabiri caizse halka nefes dahi aldırılmaması olduğunu bilmeyen yok. Daha birkaç gün önce koyun otlatan eşine ve oğluna kahvaltılık götüren 55 yaşındaki Sürmi İnce’nin askerlerce katledilmesini neyle izah edecekler?

* FETÖ ile mücadele adı altında kamu emekçilerinin, sanatçıların açığa alındığı, fişlendiği, muhalif gazetecilerin tutuklandığı günlerden geçiyoruz. Kürtler, demokratlar, sosyalistler, bırakın FETÖ ile ilişkisi olmayı; tam tersine senelerce FETÖ-AKP ortaklığı esnasında fişlendiler, görev dışı bırakıldılar, binlerce haksızlığa maruz bırakıldılar. Şimdi de AKP iktidarı, KESK’in tüm il ve ilçe temsilciliklerine gönderdikleri yazılarla KESK bünyesinde özel bir komisyon kurulmasını ve “bölücü-yıkıcı terör örgütleri lehinde açık veya gizli propaganda yapan, sosyal medyayı bu yönde kullanan, işyerinde terör örgütleriyle lehinde açıklama yapan, toplumsal eylem, basın açıklaması, vb katılanların isimlerini Valiliklerin OHAL bürolarına bildirilmesini” talep ediyor! Nereden bakarsanız bakın tam bir çılgınlık hali! Kamu emekçilerinin birbirlerini gammazlamalarını talep ederek acep darbe mekaniğiyle nasıl mücadele edeceğini düşünüyor bu iktidar!

* İlgili ilgisiz birçok yasal düzenlemeyi aynı torba içine getirerek kendi iktidarları ve ideolojilerine uygun tüm değişiklikleri aynı anda geçirmeyi hedefleyen AKP, şimdi de belediyeleri felç edecek bir düzenlemeye yoğunlaşmış durumda. Özetle, halkın iradesi olan belediye başkanları, meclis üyeleri yerine Ankara’dan atanacaklar belediyeyi yönetecek, belediyelerin muhasebelerini merkezi iktidara bağlı Defterdarlık yürütecek, vb! nereden bakarsanız bakın tam bir fecaat! 21. yüzyılda yerelin güçlendirilmesi için yoğunlaşmak gerekirken, yüzyıllarca geriye gidilecek bir düzenlemedir bu! Her fırsatta halkın oylarıyla seçildiğini ima eden Cumhurbaşkanına buradan sormak lazım: Kürtlerin iradesini neden yok sayıyorsunuz? Kürt sorunun bu yöntemlerle çözülmediğini anlamanız için daha ne kadar acı çekilmesi, bedel ödenmesi lazım? 

Dahası, darbe mekaniğinin anti demokratik ortamlarda büyüyüp geliştiğini neden görmek istemiyorsunuz? Darbeyle mücadele toplumu birbirine karşı ajanlaştırmakla yapılmaz; karanlık odakların hukukdışı güç devşirmesini engelleyecek yegane yol Kürt sorununun acilen müzakere ve demokratik yöntemlerle çözülmesinden geçer!