• Devrimci Mücadele tutsağı Nikos Maziotis, 14 Eylül’de özgürlüğüne kavuşacak. Maziotis, “Eğer zamanı geriye çevirebilseydim siyasal mücadeledeki tercihlerimde en ufak bir değişiklik yapmazdım. Devlete ve sermayeye karşı mücadele gerekli ve vazgeçilmezdir” dedi.

TİJDA YAĞMUR

Ne bir geri adım ne de pişmanlık” diyor Devrimci Mücadele tutsağı Nikos Maziotis. Yunanistan’da 20 yıl boyunca tutuklu bulunduğu Domokos Cezaevi’nde bu satırları yazarken, özgürlüğüne kavuşacağı müjdesini veriyordu. Yıllarca cezaevinde yürüttüğü mücadeleyi böyle özetliyor aslında.

Nikos Maziotis, anarşist Devrimci Mücadele tutsağı. Devrimci Mücadele (Epanastatikos Agonas), Yunanistan’da şehir gerillacılığının ana örgütü olan 17 Kasım Devrimci Örgütü’nün zayıflamasından sonra ortaya çıkmış ve varlığını, 17 Kasımcıların yargılandığı sırada adliyeye dönük eylemleriyle duyurmuştu.

Devrimci Mücadele’nin kurucusu ve lideri Maziotis, Yunan devletinin işçi sınıfı üzerindeki baskıya karşı durduğu için “bir numaralı halk düşmanı” ilan edilerek, sistematik biçimde hedef alındı. İlk olarak Nisan 2010'da yakalanıp serbest bırakılan Maziotis, sistem karşıtı mücadelesine devam ederken 16 Temmuz 2014'te Atina'da polisle girdiği çatışmada yaralı olarak yeniden tutuklandı.

14 Eylül’de özgürlüğüne kavuşacak olan Maziotis, Domokos Cezaevi’nde yazdığı mektubunda şunları söyledi:  “Bir özel Eylül…

Bugün, 2 Eylül 2009. Devrimci Mücadele’nin ve genel olarak ülkedeki şehir gerillacılığı tarihinin en önemli eylemlerinden biri olan Atina Borsası’na gerçekleştirilen 150 kilo ANFO patlayıcı yüklü bombalı araç saldırısının yıl dönümü.

Devrim fırsatı

Devrimci Mücadele o zamanlar, henüz kriz ABD’de patlak vermeden ve 2009-2010’da ülkeyi vurmadan önce, 2005 yılından itibaren krizden söz ediyordu. Bunlar henüz dayatılmazdan önce, ‘Kurtarma Paketleri’ne dikkat çekiyordu. O zamanlar ne yazık ki gerçekleşmeyen bir sistemik dönüşüm ve devrim fırsatından söz ediyordu.

5 Eylül 2003, Devrimci Mücadele’nin Atina’daki Evelpidon Adliyesi’ne düzenlediği çifte bombalı saldırıyla kendini duyurmasının yıl dönümü.  Birkaç güne, 14 Eylül’de cezamın sona ermesiyle serbest kalacağım. Böylelikle Devrimci Mücadele’nin eylemlerinden mahkûm edildiğim 14 yıl hapis ve 6 yıllık çalışma, yani 20 yıllık hapis cezasını tamamlamış olacağım.

Ceza ve infaz kanunlarının sürekli değiştiği, cezaların üst sınırlarının ve fiili hapis sürelerinin artırıldığı, hatta kanunların geriye doğru yürütülmesi gibi hukuki hilelere dahi başvurulduğu bir dönemde yaşadım. Devletin temel önceliğinin her zaman siyasi muarızlarıyla mücadele olduğu bu süreçte, Yunanistan hapishanelerinde verilen yirmi yıllık cezamın tamamını, alışılmış uygulamaların aksine, hiçbir erteleme ya da indirimden yararlanmaksızın fiilen tamamlayan ilk mahkum oldum.

Uyduruk gerekçeler

Bu durum, Lamia yargı heyetinin şartlı tahliyemi yedi kez ertelemesinin sonucudur. Heyet, Devrimci Mücadele’nin eylemlerini suç olarak kabul etmememi, ‘terbiye olmadığım’ ve ahlaki olarak ‘iyileşmediğimi’ gerekçelerine dayanak gösterdi.

Haksızlar diyemem! Yargı konseyinin bir duruşmasında ‘akıl sağlığıma kavuşup kavuşmadığım’ sorulduğunda, bunun bin yıl geçse bile olmayacağını söyledim.

Onların ‘ahlak’ anlayışını, yani itaat ahlakını reddediyorum. Elbette çoğunluğun, halkın ve proletaryanın aleyhine işleyen suçlu kapitalist sisteme karşı Devrimci Mücadele’nin gerçekleştirdiği eylemlerin meşruluğunu hiçbir zaman sorgulamadım. Özellikle de sistemin giderek daha acımasızlaştığı, bizi ömür boyu sürecek bir borç köleliğine ve sefalete mahkûm ettiği; savaşlar ve soykırımlar yoluyla kendisine ‘aşırı’ görünen halkları ve nüfusları yok ettiği, bir avuç azınlığın kârı ve iktidarı uğruna yaşadığımız gezegeni yavaş ama istikrarlı bir biçimde tükettiği koşullarda.

Siyasi mücadeleye devam ederdim

Bu koşullarda, devlete ve sermayeye karşı mücadele yalnızca haklı değil, gerekli ve vazgeçilmezdir de. Eğer zamanı geriye çevirebilseydim bile, siyasal mücadeledeki tercihlerimde en ufak bir değişiklik yapmazdım.

Cezamın tamamını çekmiş olmamın bir olumlu yanı da var; bundan sonra herhangi bir kısıtlayıcı şartla karşı karşıya kalmayacağım. Örneğin, ikamet edeceğim bölgedeki karakola düzenli olarak rapor vermek zorunda olmayacağım. Tüm bu süreç boyunca mücadele tercihlerine bağlı kalan biz Devrimci Mücadele’cilerle dayanışma içinde olan bütün yoldaşlara içtenlikle teşekkür ediyorum.

Ne bir geri adım ne de pişmanlık

Yaşasın Devrimci Mücadele

Şan olsun yoldaş Lambros Fountas’a

2 Eylül 2026

Domokos Hapishanesi.”