Arjantin diktatörlüğünün uzun gölgesi: Analía Azic babasının sırrını öğrenince geçmişi de farklı çıktı.

  • Analía Azic, babasının geçmişinden habersizdi. Onun yalnızca zorunlu askerlik yaptığını düşünüyordu. Gerçek ise çok farklıydı: Babası, Buenos Aires’teki askeri diktatörlük döneminde yaklaşık 5 bin kişinin tutulduğu tahmin edilen en büyük işkence ve kayıp merkezlerinden birinin parçasıydı.
  • Yıllardır işkencecilerin cezalandırılmasını isteyen bir kadın, bir anda kendi babasının da bu kişilerden biri olduğunu öğrenmişti. Yıllar sonra bunu şöyle anlatacaktı: “Babam bir anda masum bir meyve-sebze satıcısı olmaktan çıktı; yıllardır hapse atılmasını istediğim insanlardan biri haline geldi.”
  • Analía, diktatörlük kurbanlarının yakınları için mücadele eden Plaza de Mayo Büyükanneleri ile iletişime geçti. Onlara babasının geçmişini anlattı. Ancak gruptan beklemediği bir yanıt aldı: Analía’nın Juan Antonio Azic ve Esther Abrego’nun biyolojik çocuğu olmayabileceğine dair güçlü kanıtlar vardı.
  • Analía Azic aslında Victoria Donda’ydı. 2007 yılında Buenos Aires eyaletinden milletvekili seçildiğinde 30 yaşındaydı. Arjantin Kongresi’ne seçilen en genç isimlerden biri oldu ve ülkenin diktatörlük döneminde kaybolan çocukları arasından siyasete giren ilk kişi olarak tarihe geçti.

Meaghan Beatley* - Çeviri: Yeni Özgür Politika

Analía Azic, gençliğinde babasının karşı çıktığı sol görüşleri yalnızca siyasi bir anlaşmazlık olarak görüyordu. Yıllar sonra gelen bir telefon ise hem babasının hem de kendi kimliğinin sandığından çok farklı olduğunu ortaya çıkaracaktı. Arjantin’de askeri diktatörlük döneminin en karanlık miraslarından biri, yıllar sonra bir kadının hayatını kökten değiştirdi.

Analía Azic, çocukluğu boyunca babası Juan Antonio Azic’i sıradan bir sebze-meyve tüccarı olarak tanıdı. Evde siyaset konuşuluyor, babası sol hareketleri sert biçimde eleştiriyor, kızının giderek radikalleşen fikirlerinden rahatsız oluyordu.

Analía ise gençlik yıllarında bu çatışmayı bir kuşak farkı olarak görüyordu. Ona göre babası, eski kuşağın muhafazakâr bir temsilcisiydi. Kendisi ise daha adil bir toplum isteyen genç bir aktivistti. Ancak 2003 yılında gelen bir telefon, hikâyenin bundan çok daha karmaşık olduğunu ortaya çıkaracaktı.

O gece Analía, babasının yalnızca siyasi olarak karşıt görüşte biri olmadığını, Arjantin’in askeri diktatörlük döneminde işlenen ağır insan hakları suçlarının bir parçası olduğunu öğrendi. Daha da sarsıcı olan ise kendi kimliğine ilişkin gerçekti: Analía’nın da diktatörlük döneminde kaybedilen bir ailenin çocuğu olabileceği ortaya çıkmıştı.

Babasının fikirlerine karşı çıkan kız

Analía Azic, Buenos Aires eyaletinde orta sınıf bir ailede büyüdü. Babası Juan Antonio Azic ve annesi Esther Abrego, askeri çevrelere yakın bir aileydi. 1990’lı yıllarda Arjantin’de birçok orta sınıf aile gibi onlar da ülkenin yakın geçmişini belirli bir anlatı üzerinden değerlendiriyordu. Bu anlatıya göre 1976-1983 arasındaki “Kirli Savaş”, devlet ile Marksist gerillalar arasında yaşanan bir çatışmaydı. Ordu, ülkeyi komünizm tehdidinden kurtarmış ve düzeni yeniden sağlamıştı.

Analía çocukken babasıyla siyaset üzerinden yakınlık kurdu. Dokuz yaşından itibaren onun okuduğu gazeteleri okumaya, takip ettiği siyasi programları izlemeye başladı. Ancak ergenlik döneminde dünyaya bakışı değişmeye başladı.

15 yaşında Ernesto Che Guevara’nın eserlerini okudu. Ailesinden ve okulundan daha önce “tehlikeli bir devrimci” olarak öğrendiği Che, onun gözünde Latin Amerika’daki eşitsizliklere karşı mücadele eden bir figüre dönüştü.

Kısa süre içinde Che Guevara beresi takmaya ve odasının kapısına onun posterini asmaya başladı. Babası beklediği gibi öfkelenmedi. Yalnızca posterin kapının dışına değil, iç tarafına asılmasını istedi.

Analía yıllar sonra o dönemi anlatırken, babasıyla arasındaki siyasi uçurumun giderek büyüdüğünü söyleyecekti. O zamanlar bu farklılığı yalnızca “Babam yaşlıydı, ben gençtim” diyerek açıklıyordu. Gerçek nedeni ise yıllar sonra öğrenecekti.

Aktivizmden siyasi mücadeleye

Üniversiteye başladığında Analía’nın sol görüşleri artık yalnızca bir gençlik isyanından ibaret değildi. Buenos Aires Üniversitesi’nde hukuk okumaya başladı ve burada Venceremos adlı öğrenci hareketine katıldı. Bu hareket, serbest piyasa politikalarına karşı çıkan Patria Libre adlı milliyetçi-devrimci hareketin gençlik kanadıydı.

1990’ların sonlarında Arjantin giderek derinleşen bir ekonomik krize sürüklenirken Analía da siyasi mücadelesini yoğunlaştırdı. Ancak ailesine ne yaptığını anlatmıyordu. Onlara sinemaya gittiğini ya da kilise faaliyetlerine katıldığını söylüyor, aslında hükümet karşıtı gösterilere katılıyordu.

1999 yılında bir akşam bu sırrı daha fazla saklayamadı. Ailesiyle televizyon izlerken haberlerde bir protestocunun görüntüleri ekrana geldi. Eylemci, bir dükkânın camını kırıyordu. Analía bir anda gerçeği açıkladı: “Ben o grubun içindeyim. Günlerimi orada geçiriyorum. Kilisede değilim.”

Annesi donup kaldı. Babası ise öfkeden çok şaşkınlık ve korkuyla kızına baktı. Bu itiraf, aile ilişkilerinde geri dönülmesi zor bir kırılma yarattı.

Victoria Donda eylemde(ortadaki)/foto:AFP

Kriz yılları ve sokak siyaseti

Arjantin’in 2001 ekonomik krizi ülkeyi büyük bir toplumsal çöküşün içine sürükledi. Hükümet, banka hesaplarını dondurarak insanların birikimlerine erişimini kısıtladı. Sokak gösterileri ülke geneline yayıldı. Polis müdahaleleri sonucunda onlarca kişi hayatını kaybetti.

Analía bu dönemde aktivizmini daha da artırdı. Yoksullar için yemek dağıtım merkezleri kurdu, topluluk bahçelerinde çalıştı, okuma-yazma ve hukuk desteği verdi. Bir zamanlar terk edilmiş bir banka binasının dönüştürülmesiyle oluşturulan kültür merkezinde yaşamaya başladı.

Ailesi ise onun için endişeleniyordu. Haftada bir kez eve gelip yemek yemesi konusunda onu ikna ettiler. 2003 yılının temmuz ayında, bu aile yemeklerinden biri Analía’nın hayatını değiştirecekti.

Bir telefonla değişen hayat

24 Temmuz 2003 gecesi Juan Antonio Azic alışılmadık biçimde şık giyindi. Kızından o gece evde kalmasını istedi. Nedenini açıklamadı. Ancak evden ayrılırken karısına ve kızına veda öpücüğü verdi. Analía daha sonra bunu babasından gördüğü “şaşırtıcı bir sevgi gösterisi” olarak anlatacaktı.

Birkaç saat sonra telefon çaldı. Arayan babasıydı. Sesi garip geliyordu. Analía’dan bir telefon numarası not etmesini istedi ve bir saat sonra bu numarayı aramasını söyledi. Analía numarayı aradığında telefondaki erkek sesi şöyle dedi: “Analía, baban hastanede. Kendini vurdu.”

Hastaneye gittiğinde babasını ağır yaralı halde buldu. Ancak asıl şok henüz yaşanmamıştı. Bekleme salonundaki televizyonda kırmızı harflerle akan bir isim listesi vardı. Listede, Arjantin askeri cuntası döneminde görev yapmış ve diktatörlük suçları nedeniyle İspanya’ya iade edilmesi istenen yaklaşık 40 kişinin adı yer alıyordu. Aralarında Juan Antonio Azic’in de adı vardı.

Sebze satıcısından işkenceciye

Analía babasının geçmişinden habersizdi. Onun yalnızca zorunlu askerlik yaptığını düşünüyordu. Gerçek ise çok farklıydı. Juan Antonio Azic, Buenos Aires’teki Deniz Harp Okulu Mekanik Okulu’nun (ESMA) gizli gözaltı merkezinde görev yapan bir birimin parçasıydı. ESMA, askeri diktatörlük döneminin en büyük işkence ve kayıp merkezlerinden biriydi. Yaklaşık 5 bin kişinin burada tutulduğu tahmin ediliyor.

Analía’nın öğrendiğine göre babası, insanların kaçırıldığı, işkence gördüğü ve öldürüldüğü bir sistemin parçasıydı. Yıllardır işkencecilerin cezalandırılmasını isteyen bir kadın, bir anda kendi babasının da bu kişilerden biri olduğunu öğrenmişti. Yıllar sonra bunu şöyle anlatacaktı: “Babam bir anda masum bir meyve-sebze satıcısı olmaktan çıktı; yıllardır hapse atılmasını istediğim insanlardan biri haline geldi.” Ancak hikâyenin en büyük sırrı henüz ortaya çıkmamıştı.

Çocukları ve torunları zorla kaybedilen ailelere ait fotoğraf koleksiyonları/foto:Wikipedia

Asıl kimliği ortaya çıkıyor

Analía, diktatörlük kurbanlarının yakınları için mücadele eden Plaza de Mayo Büyükanneleri ile iletişime geçti. Onlara babasının geçmişini anlattı. Ancak gruptan beklemediği bir yanıt aldı: Analía’nın Juan Antonio Azic ve Esther Abrego’nun biyolojik çocuğu olmayabileceğine dair güçlü kanıtlar vardı. Analía’dan DNA testi yaptırması istendi. Çünkü 1976-1983 arasındaki askeri yönetim döneminde yüzlerce bebeğin sistematik biçimde ailelerinden koparıldığı biliniyordu.

Hamile kadınlar gizli gözaltı merkezlerinde doğum yaptıktan sonra öldürülüyor, çocukları ise askeri ailelere veya rejim destekçilerine veriliyordu. Plaza de Mayo Büyükanneleri, yıllardır bu çocukların izini sürüyordu. Analía’nın da bu kayıp çocuklardan biri olabileceğinden şüpheleniliyordu.

Annesi ve babası gerçekte kimdi?

Araştırmalar, Analía’nın aslında María Hilda Pérez ile José María Donda’nın kızı olabileceğini gösterdi. Cori olarak bilinen María Hilda ve José María Donda, Peronist sol hareket Montoneros’un üyeleriydi. 1977 yılında askeri rejim tarafından yakalandılar. Cori, beş aylık hamileyken ESMA’ya götürüldü. Orada bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Bebeğin kulağına küçük mavi iplik halkaları dikti. Eğer bir gün bulunursa tanınabilmesi için ona bir iz bırakmak istiyordu. Doğumdan yaklaşık iki hafta sonra bebek annesinden alındı. Cori ise “nakledildi”.

Askeri yönetimin kullandığı bu ifade, çoğu zaman ölüm uçuşlarına gönderilmeyi ifade ediyordu. Mahkûmlar uyuşturuluyor, uçaklara bindiriliyor ve okyanusa ya da nehre atılıyordu.

Victoria Donda’nın doğuşu

2004 yılında yapılan DNA testi gerçeği kesinleştirdi. Analía Azic aslında Victoria Donda’ydı. Biyolojik ailesinin verdiği isimle ve babasının soyadıyla yaşamaya başladı. Yeni kimliği, onun siyasi mücadelesini daha da güçlendirdi. Diktatörlük suçlarının yeniden yargılanmaya başladığı dönemde Victoria, insan hakları savunucusu olarak tanındı.

2007 yılında Buenos Aires eyaletinden milletvekili seçildiğinde 30 yaşındaydı. Arjantin Kongresi’ne seçilen en genç isimlerden biri oldu ve ülkenin diktatörlük döneminde kaybolan çocukları arasından siyasete giren ilk kişi olarak tarihe geçti.

İşkencehane müze: Günümüzde tarihsel anma müzesi olarak kullanılan Buenos Aires’teki Deniz Harp Okulu Mekanik Okulu (ESMA), geçmişte gizli bir gözaltı ve işkence merkezi olarak kullanılmış.foto:Wikipedia

Geçmişle hesaplaşma

Victoria Donda’nın hikâyesi yalnızca kayıp bir çocuğun bulunmasından ibaret değildi. Bu aynı zamanda bir insanın kendi ailesiyle, geçmişiyle ve adalet anlayışıyla yüzleşmesinin hikâyesiydi. Biyolojik amcası Adolfo Donda, annesinin yakalanmasında rol oynayan askeri yetkililerden biriydi. Daha sonra adam kaçırma, işkence ve cinayet suçlarından mahkûm edildi. Victoria onu affetmedi. Ancak kendisini büyüten Juan Antonio Azic’e karşı daha karmaşık duygular besledi.

Azic, DNA testi yaptırması konusunda kızını destekledi. Aynı test, daha sonra onun kendi suçlarından mahkûm edilmesinde de önemli rol oynadı. Victoria yıllar boyunca hapiste onu ziyaret etti. “Onu hâlâ seviyorum,” dedi. Çünkü onun için geçmiş yalnızca suçlulardan ve kurbanlardan oluşmuyordu. Aynı zamanda kişisel bağların, sevginin ve travmanın iç içe geçtiği bir hikâyeydi.

Bir ülkenin hafızası

Victoria Donda’nın yaşam öyküsü, Arjantin’in diktatörlükle hesaplaşmasının da sembollerinden biri oldu. Askeri yönetim döneminde yaklaşık 30 bin kişinin kaybedildiği kabul ediliyor. Plaza de Mayo Büyükanneleri ise onlarca yıl boyunca ailelerinden koparılan çocukların izini sürdü.

Victoria’nın hikâyesi, devlet şiddetinin yalnızca geçmişte kalmış bir olay olmadığını; nesiller boyunca insanların kimliklerini ve hayatlarını etkileyebileceğini gösteriyor. Bir zamanlar babasının siyasi görüşlerine karşı çıkan genç kadın, yıllar sonra babasının aslında mücadele ettiği karanlık geçmişin bir parçası olduğunu öğrendi. Ve kendi hayatının, ülkesinin en büyük yaralarından birinin doğrudan parçası olduğunu keşfetti.

* Meaghan Beatley, toplumsal cinsiyet, kadına yönelik şiddet, feminist hareketler ve siyaset konularında çalışan Fransız-Amerikan gazeteci ve yazardır.

The Guardian’da yayımlanan kapsamlı yazı, kısaltılarak tercüme edilmiş ve yayına hazır hale getirilmiştir

Kaynak link: https://www.theguardian.com/news/2026/aug/20/long-shadow-argentinas-dictatorship-she-was-not-who-she-thought-she-was-neither-was-her-father