• Klasik Fars şiirinin Saadi, Hafız, Hayyam çizgisindeki katı kalıplarından kopararak modern bir dil kuran İranlı şair Füruğ Ferruhzad’ın bütün şiirleri Fransızca’da Güneşin Kıyısına Kadar Gideceğim adıyla yayımlandı.

TİJDA YAĞMUR

İran şiirinin 20. yüzyıldaki en önemli isimlerinden Füruğ Ferruhzad’ın bütün şiirleri Fransızca’da Güneşin Kıyısına Kadar Gideceğim başlığıyla yayımlandı. Çeviriyi ise Leili Anvar yaptı.

1934’te Tahran’da doğan Ferruhzad 1967’de 32 yaşında bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Adı Farsçada “ışık parıltısı” anlamına geliyor. İranlılar onu kısaca “Forough” diye anıyor. Her 14 Şubat’ta Tahran’daki Zahiroddowleh Mezarlığı’nda da mezarı başında sevenleri toplanıyor.

Ferruhzad, klasik Fars şiirinin Saadi, Hafız, Hayyam çizgisindeki katı kalıplarından kopararak modern bir dil kurdu. O şiiri “hayata bir yanıt” olarak görüyordu. İlk kez 19 yaşında yayımladığı Günah şiiriyle tanındı. Şiirde anlatıcı, zevkle günah işlediğini açıkça söylüyordu. Dönemin ahlakçı çevresi bunu itiraf gibi okudu, “ahlaksız kadın” damgası uzun süre peşini bırakmadı.

16 yaşında evlendi, 17’sinde anne oldu, 21’inde boşandı. Ataerkil sistem oğlunun velayetini elinden aldı, çocuğundan  ayrılmak zorunda kaldı. Bu yara, Tutsak, Duvar ve İsyan adlı ilk üç kitabının merkezini oluşturur. Şiirleri hem kadınlara yapılan adaletsizliğe isyanı hem de canlı bir aşk dilini taşır.

1958’de yönetmen Ebrahim Golestan’la tanışması hayatının dönüm noktası oldu. 1958–1962 arasında yazdığı şiirler Başka Bir Doğuş kitabında toplandı.

Çevirmen Leili Anvar’a göre bu kitapta Ferruhzad “kendine yeniden doğar.” Klasik biçimleri bırakıp “doğal dil”i, konuşma Farsçasını ve o güne kadar “şiirsel sayılmayan” gündelik sözcükleri şiire sokar.

Fransızca yayın yapan RFİ sitesine konuşan Anvar, İran’da mahrem hayatın ve şiir dilinin edep kalıplarıyla çevrili olduğunu, Ferruhzad’ın cesaretle bunu kırıp şiiri bir çığlığa dönüştürdüğünü yazar.

Ferruhzad’ın ölümünden sonra yayımlanan Soğuk Bir Mevsimin Eşiğinde beşinci kitabıdır. Fransızca külliyat, ataerkil ve teokratik baskıya rağmen İran toplumundaki modernleşme arzusunun da bir belgesi olarak okunuyor.