• Kürdistan Özgürlük Mücadelesinde üç çocuğunu yitirdi, 9 çocuğuyla onlarca kez gözaltına alınıp tutuklandı. İşkence tezgahında bir gözünü aldılar. 74 yaşında ve hala siyasi soykırımların hedefinde. Tüm yaşadıklarına rağmen mücadele etmekten vazgeçmedi; umut ve inancıyla ayakta duruyor.
  • Ramazan Kalkan, şunları dile getirdi: "Bugün dünya Kürtleri konuşuyor. Çok mutluyum. Bu emeğimiz, çektiklerimiz, Kürdistan’ı özgürleştirecek. Çoğu gitti, azı kaldı. Özgür olacağız inşallah. Belki benim ömrüm de yetmeyecek ama çocuklarımız görecek. Umudum ve inancım var. İnşallah ömrüm de yeter..." 

 

Vedat Aydın'ın şehadetinden sonra Kürdistan Özgürlük Mücadelesi ile tanışan ve HEP'le başlayan siyasi mücadeledeki yolculuğunu bugün 74 yaşında sürdüren Ramazan Kalkan, "Kürdistan özgürleşecek" umudunu ve inancını yitirmeyerek hiç durmadı. Türk devleti de hiç durmadı ve çocuklarının canını almak dahil yapabileceği her kötülü yaptı.  

Kürdistan Özgürlük Mücadelesiyle tanışmasını, “Bir gün televizyonda Vedat Aydın için etkinlik yapıldığını gördüm. Ev sahibinin ismi Kazım’dı. ‘Kazım bunlar Kürt, Kürdistan’ diyorlar, dedim. Kürt milletvekilleri Avrupa’ya gidiyorlar. O gün sanki kafam duvara çarpmış gibi oldu. Bir anda uyandım” sözleriyle anlatan 74 yaşındaki Ramazan Kalkan, 1947'de Mardin'in Savur ilçesinin Barman (Yeşilalan) köyünde dünyaya geldi. 70’li yıllarda “Ben de Müslümanım” diyerek, Milli Selamet Partisi’nde (MSP) başlayan siyasi hayatını, bir süre Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi (ANAP) ile sürdüren Kalkan, ardından soluğu Halkın Emek Partisi’nde (HEP) aldı.

Ankara ile burası aynı değil

Dedesi Tanzimat Fermanı döneminde öldürülen Kalkan, henüz 20’li yaşlarında babasının hayatını kaybetmesiyle 17 kişilik ailenin yükünü sırtladı. Çiftçilik, hayvancılık ve arıcılık yapan Kalkan, bir taraftan da siyasi çalışmalar yürüttü. ANAP ile hareket ettiği dönem yaptığı bir Ankara yolculuğunu “Farklı bir siyaset gördüm. Anladım ki; Ankara ile burası aynı değil” sözleriyle özetleyen Kalkan, HEP ile tanıştıktan sonra da “O gün, o saniyede HEP’ten olduğumu söyledim" dedi.

O gün duvarları yıktı

Bir süre sonra Savur’a gidip partinin ilçe binasını açan Kalkan, "1991 seçimlerinde SHP ile HEP seçimlere girdiğinde ağa (köy ağası) beni çağırdı. Anavatan Partisi’ne oy vermemi istedi. Ben HEP’li olduğumu söyledim. O gün duvarlar yıkıldı sanki. Ağanın karşısında biri çıkıp ben de başka partiliyim, diyor. Çok büyük bir şeydi. Ondan sonra seçim oldu, biz başardık” dedi.

İlk tutuklama ve şehadet

HEP ile birlikte cezaeviyle tanışmaya başlayan Kalkan, 1992'de oğlu İsmet ile tutuklanarak cezaevine girdi. Cezaevinde olduğu sırada koruculuk dayatmasıyla karşı karşıya kalan Kalkan’ın oğlu Hasan (Serhat), baskılara karşı PKK saflarına katıldı. Kalkan, 6 aylık tutukluluğun ardından cezaevinden çıkarken, kısa bir süre sonra Hasan girdiği bir çatışmada şehit düştü.

Yaksan da söndürmem!

Kalkan, buna rağmen askerler koruculuk dayatmasını sürdürse de karşı duruşunu şöyle anlattı: “Karakol komutanı askerlerle geliyordu. Korucu olmamızı istiyordu. Kabul etmiyorduk. Gidip geliyordu. ‘Her evden bir kişi’ dediler. Kabul etmedik. Gidip geldiler, ‘her üç evden bir kişi’ dediler. Onu da kabul etmedik. Evimizi yakacaklarını söylediler. Dedim ‘sen yakacaksın. Ben de önünde oturup, sigaramı yakacağım. Bırakmayacağım kimse söndürsün.’ Ondan sonra her akşam beni nezarethaneye atıyorlardı.” 

Gözaltı, tutuklama ve işkenceler

Koruculuk dayatmasının devam etmesi üzerine kardeşi tarafından köyden çıkmaya ikna edilen Kalkan’ın iki çocuğu ise köyde kaldı. Mardin merkezde hayatını sürdüren Kalkan, aldığı arsada çiftçilik yaparken katırı, köpeği ve hindileri korucular tarafından öldürülüp arı kovanları dağıtıldı. 1994’te bu defa oğlu Nusret (Agid) ile tutuklanan Kalkan, 1995'te oğluyla cezaevinden çıktıktan sonra evine yapılan baskınla kaçırılmak istendi. Baskında kızı Melahat (Berivan Sarya), oğulları Nusret (Agid) ve Yusuf da gözaltına alındı. Kızı Melahat araya tanıdıkların girmesiyle serbest kaldı, ancak Kalkan ve iki oğlu 13 gün boyunca işkence gördü.

İşkencede gözünü kaybetti

İşkence tezgahında sol gözünü kaybeden Kalkan, yaşadıklarını şöyle ifade etti: “Gözümü bir dal parçası ile patlattılar. Yusuf’un sesleri geliyordu başta. Sonra bir anda sesler kesildi. Hastalığı vardı. Ne olduğunu sordum. Öldüğünü söylediler. Ben inandım. İşkenceden Yusuf’a ne olduğu aklıma gelmiyordu. Bir hafta sonra baktım Yusuf’un sesi geldi. Yusuf, Nusret ve ben sonra tutuklandık. Üç ay sonra bırakıldık.” 

DEP'in ardından HADEP'le devam

Devletin baskılarıyla HEP’in, daha sonra Demokrasi Partisi’nin (DEP) kapatılmasıyla Kalkan da mücadelesini Halkın Demokrasi Partisi’nde (HADEP) sürdürdü. 1997'de bu defa oğlu Davut ile gözaltında işkenceden geçirilen Kalkan, yine oğlu ile birlikte tutuklandı. Kalkan ve oğlu 6 aylık tutukluluğun ardından serbest kaldı. Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da bir komployla Türkiye’ye teslim edilmesi üzerine gözaltına alındı. Kalkan, o günü “Partide kim var kim yok aldılar. Çaycı ile birlikte. Yeni fıtık ameliyatı olmuştum. Öcalan için ‘terörist’ dememizi istiyorlardı. İşkence görüyorduk” diye aktardı.

Melhat ve Nusret de gerillada

Kalkan'ın kızı Melahat 1999'da, hemen ardından ise oğlu Nusret PKK’ye katıldı. Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenler Derneği’nin (MEYA-DER) 2007'de kuruluşunda yer alan Kalkan, derneğin başkanlık görevini de üstlendi. Yakınlarını kaybeden aileler ile ilgilenen Kalkan, Ağustos 2008'de Nusaybin ilçesinde ailesi ile piknik yapmaya gittiği sırada oğlu Nusret de silahsız bir şekilde ailesi ile görüşmek için bölgeye gitti. 

Nusret ulaşamadan şehit düştü

Ancak ailesinin yanına ulaşamayan Nusret, jandarma tarafından sırtından vuruldu. Ailenin gözleri önünde yaşanan bu olaydan sonra aile cenazesini defnederken, baba Kalkan oğlunun mezar taşına “şehit” yazdığı için mahkemelik oldu. Yapılan yargılamada Kalkan beraat etti. Nusret’in silahsızken katledilmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye’yi mahkum etti.

Melahat Rojava'da şehadete ulaştı

Melahat ise DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarının başlaması üzerine Kuzey-Doğu Suriye’ye geçti. Ekim 2014'te Melahat’ın girdiği bir çatışmada Hasekê’de hayatını kaybettiği haberi aileye verildi. O gün ve sonrasında yaşananları Kalkan, şöyle paylaştı: “Telefonla aradılar. ‘Berivan (Melahat) şehit düştü' dediler. Ben de ‘başınız sağ olsun’ dedim. Taziyemizi yaptık sonra annesi ile birlikte Rojava’ya gittik. Burası da Kürdistan’dır, arkadaşları da burada diyerek, orada defnettik.”

O da devlet de durmadı

Kalkan, buna rağmen mücadelesinden vazgeçmediği için siyasi soykırım operasyonlarının hedefi olurken, çocukları ile birlikte üç defa cezaevine girdi, 11 çocuğundan ikisi dışında hepsi farklı tarihlerde cezaevine girdi. 90’lı yıllardan bu yana onlarca kez gözaltına alınan Kalkan, Olağanüstü Hal (OHAL) ilan edilmesi ile birlikte 2016'da yeniden gözaltına alındı. Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Kalkan, 2021'in başlarında bir kez daha operasyonun hedefi oldu. Kalkan, serbest bırakıldı, ancak yine mahkeme kapılarına gidip gelmek zorunda kaldı.

Umudu ve inancıyla ayakta

Tüm bu yaşadıklarına rağmen mücadele etmekten vazgeçmeyen Kalkan, barış ve demokrasi talepli her eylemde yerini almayı sürdürdü. Mücadelesini umut ve inançla sürdürdüğünü belirten Kalkan, yıllarca maruz kaldığı baskı ve işkencelerin sonucunu alacağı inancıyla ayakta durmaya çalıştığını söyledi. Kalkan, şunları dile getirdi: “Çok fazla zorluk çektim. Eskiden kendimizi tanımıyorduk ve bilmiyorduk. Bu hareket ile tanışınca insan olduğumuzu anladık. İhtiyarlarımız Kürt’ün ve Kürdistan’ın bahsini yapmıyordu. Bugün dünya Kürtleri konuşuyor. Çok mutluyum. Bu emeğimiz, çektiklerimiz, Kürdistan’ı özgürleştirecek. Çoğu gitti, azı kaldı. Özgür olacağız inşallah. Belki benim ömrüm de yetmeyecek ama çocuklarımız görecek. Kürdistan özgürlüğüne kavuşacak. Umudum ve inancım da var. İnşallah ömrüm yeter..." MA/MARDİN