Bu yılki Newroz’a kış boyu süren büyük bir mücadeleyle girilmektedir. İlk defa Newroz öncesi bu düzeyde bir mücadele yaşanmıştır. Eskiden mücadele Newroz’la başlardı. Bu yıl kışın da mücadele çok yoğun sürdüğü için Newroz mücadelenin başlangıcı olarak değil, mücadelenin Newroz’da daha da boyutlanacağı yeni bir mücadele dönemi olacaktır. Bu Newroz, kışın yürütülen mücadelenin coşkusunun yaşanacağı bir platform olacağı gibi, AKP iktidarının Kürt şehirlerini, kasabalarını, mahallelerini yıkmasına ve yüzlerce sivili katletmesine öfkenin patlayacağı gün olacaktır.
Halkın özyönetim ilanıyla başlayan direnişin sembolü Cizre ve Sur olmuştur. Aylarca süren direnişte yüzlerce polis ve asker öldürülmüştür. Türk devleti asker ve polis ölümlerini Türkiye halklarından gizleyerek savaşı sürdürmüştür. AKP iktidarı bu asker ve polislerin intikamını çocuk, kadın, yaşlı demeden sivillerden almıştır. Türk devletine karşı direnişin merkezi oldukları için şehirler, kasabalar, mahalleler cezalandırılmak için yakılıp yıkılmıştır.
Cizre 1990’lı yıllarda olduğu gibi direnişin öncülüğünü yapmıştır. 1990’lı yıllarda gerilla direnişi ve bu direniş şehitlerine sahiplenme biçiminde gelişen Cizre direnişi, bu defa da özyönetim direnişinin öncülüğünü yapmış, yüzlerce şehit vermiştir. 1990’lı yıllarda gerilla şehitlerine sahiplenerek serhildanı geliştiren Cizre, 2016 yılında verdiği yüzlerce şehitle 2016 Newroz’unun en büyük motivasyonu olacağı gibi, gerilla direnişinin yükselmesinin de en temel moral dayanağı olacaktır. Önceki direnişlerin öncüsü gerilla olurken, özyönetim direnişleriyle yükselen özgürlük mücadelesinin öncüsü yurtsever halkımız olmaktadır. Artık devrimci halk savaşı içine halk girmiş, halkın bundan sonraki mücadeledeki yeri artarak gelişecektir. Kuşkusuz gerilla mücadelesi bundan sonra da önemli olacaktır. Ancak gerilla mücadelesine paralel olarak halkın serhildanları ve özyönetim direnişleri bundan sonra kesintisiz sürerek halkların özgür yaşama kavuşması ve Türkiye'nin demokratikleşmesinde rolünü eskisinden daha fazla oynayacaktır.
Bu Newroz’da Kürt halkı açısından meydanları daha fazla doldurmanın bin bir gerekçesi vardır. AKP iktidarının yüzlerce sivili katletmesi, şehirleri yakıp yıkması, mezarlıkları yakıp yıkması, cenazelere hakaret yapması, şehit düşen insanlarımızı yakması, kadın şehitleri soyup teşhir etmesi, yurtsever insanlarımızı çırılçıplak soyup teşhir etmesi, Rojava Devrimine düşmanlık yapması, IŞİD ve faşist çeteleri Rojava Devrimine saldırtması 2016 Newroz’unda halkın milyonlarla meydanları doldurmasının gerekçesidir.
İrade kırma saldırısı
AKP iktidarı Özgürlük Hareketini ezip Kürt halkının özgürlük iradesini kırmak istemektedir. Bu kadar vahşice saldırıyla yakıp yıkması; çocuk, kadın demeden katliam gerçekleştirmesi, tarihte görülmemiş biçimde yerleşim yerlerini bombalaması tamamen bir irade kırma saldırısıdır. Bu açıdan Kürt halkının Newroz’da AKP iktidarının bu irade kırma saldırısına karşı bir cevap vermesi gerekir. Bu saldırılarla bu halkın iradesini kıramayacağı gösterilmesi gerekir. Kuşkusuz faşist AKP Hükümeti Newroz öncesi baskı ve tutuklamaları arttırarak halkın Nerwoz meydanlarını doldurmasının önüne geçmek isteyecektir. Nitekim şimdiden bu yönlü baskıları ve tutuklamaları arttırmış bulunmaktadır.
Cizre, Silopi, İdil, Sur’u yakıp yıkan AKP faşist iktidarı, şimdi de Şırnak, Nusaybin ve Gever’i yakıp yıkacağız tehdidini yapmaktadır. Aslında Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı gerçek yüzünü göstermiştir. Erdoğan devlet içindeki şovenist ve faşist çevrelerle anlaşarak Kürtler üzerinde soykırım politikası izlemektedir. Aslında ortada hükümet de kalmamıştır. Hükümet, Saray Gladyosu ve Erdoğan’ın ağzına bakarak konuşmakta ve harekete geçmektedir. Davutoğlu ve bakanları sadece ve sadece Erdoğan’ın söylediklerini yerine getiren emir kulları haline gelmiştir. Hiçbir iradeleri yoktur. Erdoğan yakıp yıkın diyor, Davutoğlu da yakıp yıkacağız diyor. İşte Newroz’un Tayyip Erdoğan’ın bu Kürt düşmanı ve faşist politikalarına bir cevap vermesi gerekiyor. Kürt halkı Newroz’da meydanları doldurarak bu politikayı kabul etmeyeceğini ve direneceğini göstermelidir.
Newroz bir halk kongresidir
Her Newroz Kürt halkı açısından bir halk kongresi niteliğindedir. Halkın o yılki mücadele programı Newrozlarda ortaya konulmaktadır. Bu Newroz’da da halk tutumunu ortaya koyacaktır. Özyönetim şehitlerine bağlılığın gereği, özyönetim direnişleri sahiplenilecek, özyönetim direnişlerini başarıya götürme andı içilecektir. Çünkü her Newroz mücadeleyi biraz daha geliştirme ve mücadelenin üstüne yeni değerler koyma andı ve bunun mücadelesinin verilme startıdır. Bu Newroz’da Kürt halkı başta Sêvê, Pakize, Fatma, Mehmet Tunç ve yüzlerce özyönetim hamlesi şehitlerinin anısına bağlılığın gereği hem meydanları dolduracak, hem de özyönetim direnişlerini yeni boyutlara ulaştıracak mücadele bayrağını dalgalandıracaktır. Bu açıdan AKP iktidarının tasfiye saldırılarına karşı böyle kararlı bir mücadele duruşunun ortaya konması çok önemlidir. Bu açıdan 2016 Newroz’u Kürt halk tarihinin, özgürlük mücadelesi tarihinin en büyük ve anlamlı Newrozlarından biri olarak tarihe geçecektir.
Kürt halkı Özgürlük Hareketini tasfiye etme saldırılarının arttığı bir dönemde "PKK halktır, halk burada" diye haykırarak özgürlük mücadelesinin tasfiye edilemeyeceğini bir daha tüm dünyaya; Kürtlerin dostlarına ve tabii ki düşmanlarına da gösterecektir. AKP Hükümeti tüm politikalarını halkı sindirme üzerine kurmuştur. Bu Newroz hiçbir baskı ve zulmün halkı yıldıramayacağının gösterildiği Newroz olacaktır. Bu açıdan bu Newroz’da, çocuk, kadın, genç, yaşlı herkes her şehirde ve her kasabada meydanlara çıkmalıdır. Hastalar ve çok yaşlılar dışında herkes meydanlara akmalıdır. Yani evlerde kimse kalmamalı, ulusal giysilerini giyerek meydanları doldurmalıdır. Kuşkusuz her yıl olduğu gibi bu yıl da Amed, Wan, Batman, İstanbul, Mersin, Adana, İzmir gibi yerlerde Newroz daha kitlesel kutlanır. Ancak Newroz kutlaması sadece buralarla sınırlı kalmamalı; her şehir ve her kasabada Newrozlar görkemli biçimde kutlanmalıdır.
Birikimin ürünü: HBDH
AKP faşizmine karşı Newroz’da Kürt halkının mücadele birliği ve kararlılığı ortaya konulacağı gibi, Medya Savunma Alanlarında Halkların Birleşik Devrimci Hareketinin (HBDH) kurulması da çok önemli bir gelişme olmuştur. Deniz Gezmişlerin idam sehpasında haykırdıkları halkların kardeşliği ve ortak mücadelesi bugün bu oluşumla somutlaşmış bulunmaktadır. Türkiye şu anda tam bir faşist iktidar tarafından yönetilmektir. 12 Mart ve 12 Eylül askeri faşist dönemlerinde olmadığı kadar halka zulüm yapan, insanları katleden, sivil yerleşim yerlerini yıkan bir faşist iktidar söz konusudur. Faşist Erdoğan şefliğinde AKP iktidarı Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki her döneme rahmet okutan bir faşist saldırganlık içindedir. Bırakalım 1990’lı yılları, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki zulümlerin toplamı kadar bir zulüm yapan faşist bir AKP iktidarı vardır. İşte bu faşist iktidara karşı Halkların Birleşik Devrimci Hareketi kurulmuştur. HBDH çok güçlü bir tarihsel temele ve mücadeleye dayanmaktadır. Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahim Kaypakkayaların direnişinin yarattığı değerler bu hareketin en temel güç kaynağıdır. Kürt Özgürlük Hareketi'nin de 1973 Newroz’undaki Çubuk Barajı toplantısından bugüne süren 43 yıllık mücadele birikimi de HBDH’nin güç kaynağıdır. Bu açıdan HBDH güçlü bir tarihsel temele sahip olduğu gibi, Türkiye'deki siyasal ortamın ihtiyacına da cevap verecek bir harekettir. Demokratik devrim programı tüm Türkiye halklarının özlemini karşılayacak niteliktedir.
Böyle ortak mücadeleler en fazla da faşist iktidarların hakim olduğu dönemlerde gündeme gelmektedir. Bugün tam da demokrasi bloklarının, ortak devrimci hareketlerin oluşturulması gereken bir dönemdir. Bu dönemde demokrasi bloku oluşturmamak, ortak bir devrimci hareket yürütmemek, faşist AKP iktidarına boyun eğmektir. Bilerek ya da bilmeyerek AKP iktidarına hizmet etmek demektir. Bu açıdan Halkların Birleşik Devrimci Hareketi’nin oluşması çok önemlidir. Bu oluşum, AKP faşizmine boyun eğilmeyeceğinin ve direnileceğinin ilanıdır. Denizler, Mahirler ve İbrahimler 12 Mart faşizmine boyun eğmeyerek bir direniş geleneği başlattılar ve bu coğrafyada direnişin bitmediği bir mücadele çizgisi yarattılarsa, 12 Mart’ta kurulan bu direniş hareketi de bu direniş ruhunun başarıya götürülmesinde çok önemli bir adım olmuştur. Denizler, Mahirler ve İbrahimler "teslimiyet ihanete, direniş zafere götür" demişlerdir. Mazlumlar, Hayriler, Kemaller "teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür" demişlerdir. HBDH bu geleneğin temsilcileri olarak direnecek ve zaferi yaratacaktır.
Denizler, Mahirler, İbrahimler direnerek zaferi daha o günlerden kazanmışlardır. Eğer 12 Mart karşısında bu direnişler olmasaydı bugün Türkiye ve Kürdistan'da bu düzeyde bir mücadele gücü ortaya çıkmaz, faşizm kendisine kimsenin direnemeyeceği bir düzen kurabilirdi. Eğer bugün faşist iktidarlar rahat uyuyamıyorsa, bunu sağlatan12 Mart faşizmine karşı gösterilen direniştir. Bu açıdan faşist iktidarlar karşısında boyun eğmemek, direnmek çok önemlidir. Kürt halkı AKP faşizmine boyun eğmedi, direndi. Kazanan Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı değil, Paramaz Kızılbaşlar ve Mehmet Tunçlar olmuştur. AKP faşizmi kaybedecek, 12 Mart’ta kuruluşu ilan edilen Halkların Birleşik Demokrasi Cephesi kazanacaktır. Tayyip Erdoğan ve Saray Gladyosun korkusu da, estirdiği terör de onları kurtaramayacaktır.