Bir gün Kızıldıze köyünde Xanî’nin bir el yazmasına rast gelir. Xanî’nin el yazmaları üzerinde derin bir etki yaratır. Öyle ki sık sık Xanî’nin mezarının başına gider, onu ziyaret eder. Arkadaşı Halit Celalzade ile Xanî’nin mezarını ziyaret ettiği bir günde - halk açısından Xanî’nin mezarı bir ziyaret konumundaydı; günümüzde de hala aynı konumdadır - Mella Mehmûdê Beyazidî’nin bir el yazmasını görür. 1797-1870 yılları arasında yaşamış olan Beyazidî, birçok el yazmasını Erzurum’daki Rus ataşesi Aleksandr Jaba’ya vererek kaybolmalarını engeller. Hem Xanî hem de Beyazidî’nin el yazmalarını okuma imkanına sahip olan genç Ahmedê Mirazî, bu yazılar sayesinde kendi halkının tarihinin önemli bir kesidini öğrenir. Hem kendi kimliğinin şekillenmesinde büyük rol oynar bu yazılar hem de Kürt toplumunun realitesini daha çok kavramasına imkan tanırlar.
Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte eğitimi kesilir. Köy halkının yarısı müslüman, yarısı da êzîdî di. Êzîdî Kürtler, savaşta Ermenileri desteklediklerinden Erivan’a gitmek zorunda kalırken, Tûtek’teki müslüman Kürtler Van’a gider. O tarihlerde Tûtek, Qerekend, Qizildîzê , Rehmequlê ve Bazîd’in etrafındaki êzîdîler, devlet ile çatıştıklarında kendilerini Elegez taraflarına atar. Ahmedê Mirazî de ana-ata diyarını bırakıp, sınırın öbür tarafına, Sovyetler’e kaçar. 1917’de Sovyet Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Gürcistan’a geçer ve buradaki muhacir Kürtlerin arasında çalışır, onlara yardımcı olur, yol gösterir. Tiflis’te kültürel çalışmalara katılır. Birlikte çalıştığı isimler arasında, o dönemin ünlü simaları olan Lazo (Hakob Xazariyan), eşi Olga Xazariyan, Kamil Bedixan, Esedê Cango, Eminê Evdal, Hovanes Sisyan da var. Mirazî, arkadaşlarıyla birlikte tiyatro, dans ve dengbêjlik komiteleri kurar, dersler hazırlar ve derslerin verilmesi için bazı mekanlar açar.
Ahmedê Mirazî, 1922 yılında kendi inisiyatifi ile çok önemli bir girişimde bulunur. Ermeni dostlarla birlikte - ki bunların arasında Kürtlerin dostu Lazo (Hakob Xazaryan) da var - Tiflis’te Kürt çocukları için bir okul açar. Bu yatılı okulda çocuklar hem öğrenim görüyor hem de meslek sahibi oluyor. Kürdolojinin öncülerinden Qanadê Kurdo da bu okulun öğrencilerinden.
1930’da Rusya’da eğitim gören Ahmedê Mirazî, 1934’te ‘Zemanê Çûyî’ adlı bir oyunu kaleme alır. 1937’den sonra Stalin hükümeti baskıları yoğunlaştırır, Ahmedê Mirazî Kürt yazarları Heciyê Cindî ve Cerdoyê Gênco ile birlikte Erivan’da tutuklanır. ‘Şivanê Kurmanca’nın yazarı Erebê Şemo ise Petersburg’ta tutuklanarak Sibirya’ya sürgüne gönderilir. Şemo, Stalin’in ölümüne kadar Sibirya’da tutulurken diğer Kürt aydınları ertesi yıl serbest bırakılır. Baskıların temel nedeni Sovyet-Türk ilişkileri ile Daşnak (Ermeni Devrimci Federasyonu)-Xoybûn ilişkileriydi. Ermenistan’daki Kürt aydınlarına karşı geliştirilen suçlamalardan biri, Ermenistan’da çıkan Kürtçe ‘Riya Teze’ gazetesi ve birkaç Kürt kitabın Suriye’de yaşayan Kürt aydınlarına gönderilmesiydi.
Ahmedê Mirazî’nin birçok makalesi de Riya Teze’de yayınlanır. Rusya, Gürcistan, Ermenistan ve Türkiye’de çıkan kitapları takip eder.
Hayatının sonuna kadar kendi halkı için çalışmış olduğu, yazdığı anılarından da anlaşılıyor. Kiril alfabesiyle kaleme aldığı Biraninêd Min kitabı daha sonra Bazidli Vazgal Bazîdî tarafından Latin alfabesine geçirilir. Bu kitabında, 20’nci yüzyıl başlarında Serhat ve Sovyet Kürtlerine dair ayrıntılı bilgiler bulunmakta. Yazılarında Bazid’i bir sancak olarak nitelendiren Mirazî, köyü için ise şu tanımlamayı yapar: „Tûtek gundek bû li welatê Romê, nehiya wê Diyadin bû, sincaq ji Bazid bû. Ew gundê me bû.“
Ayrıca ülkesinin doğası ile ilgili betimlemeleri de dikkat çekici: „Baharê li gunde, havinê li zozana, qûtinêd şivan û berxvana bû, usa ji dihat dengê bilûrêd bilûrvana. Li bindarûka dihat dengê stranêd qiz, bûk û xorta, ew dengêd zize zelale delal. Di riya da qûçmikêd siyara dihatin, derbaz dibûn, ji nav wan siyara dihat qirinêd dengê dengbêja mina sewta qulingên, ku baharê refêd wan ji beriyêd germ dihatin, yan ji mina sewta refêd qulingane ku payizdê ber bi beriya vedgeriyan.“
Ahmedê Mirazî aynı zamanda çok önemli bir dengbêj idi. Güzel ve etkileyici sesi ve yorumuyla eğlencelerin aranan ismi olur. Toplantı ve düğünlerde sadece dengbêjlik yapmakla da kalmaz, yanı sıra Kürt folkloruna ait birçok alanda söz sahibi olur.
Ahmedê Mirazî, 1961 yılında Hoktemberiyan nahiyesine bağlı Exêgnûtê köyünde arkasında güzel adını, değerli çalışmalarını bırakarak Sovyet Kürtlerinin önemli bir yazarı olarak gözlerini hayata yumar.