Demokratik Cumhuriyet’te, gözü dönmüş bir çoğunluk, merkezi parlamentodaki azınlık vekillerinin dokunulmazlığını, bir padişah taslağının işaretiyle kaldıramayacak.
Öcalan tarafından ortaya konan, Hem PKK’nin, hem KCK’nin, hem BDP’nin, hem de milliyetçilikten yakasını kurtarmış sosyalistlerin, hepimizin savunduğu demokrasinin en önemli ilkelerinden birisi budur ve 10 Aralık günü TBMM Kürsüsünden BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak bu demokrasiyi savunmuştur.
Kışanak kendine güvendiği, kendisini seçen seçmene inandığı için, cesaretle “halka gidelim” demektedir.
Halka gidildiği zaman ne olacaktır? Çok açık: Gültan Kışanak Amed’de kendisine oy veren “bölgedeki” seçmenlerin önüne çıkacak ve diyecek ki, “Kürdistan yollarında HPG’lilerle karşılaştığımız zaman, onlarla kucaklaştığımız iddiasıyla dokunulmazlığımın kaldırılması isteniyor, söyleyin: Sizin evlatlarınızla, sizin vekillerinizin kucaklaşması suç mudur? Suç ise dokunulmazlığımı kaldırın!”
Aynen böyle…Kışanak kendisine isnat edilen “suçtan” dolayı “utanmayacak”tır, tersine “gurur” duyacaktır. Ve şu da kesin; Kışanak’ı seçen bölge seçmeni, bu defa yüzde yetmişe yakın oy vermekle yetinmeyecek, bölgedeki subay, polis, ajan ve itirafçıların dışındaki seçmenin yüzde yüz destek oyunu alacaktır.
Şimdi bakalım AKP’lilere…Onlar Kışanak gibi üzerlerine atılan “suçlardan” “gurur” duyarak seçmenlerinin karşısına çıkabilirler mi?
Örneğin Orman ve Çevre Bakanı Veysel Eroğlu’nu ele alalım: “Görevi kötüye kullanmaktan, ihtisalen nitelikli zimmetten, sahte belge düzenlemekten, ihaleye fesat karıştırmaktan, 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasına Dair Yasaya muhalefetten suçlanıyorum; ne diyorsunuz?” diye Afyonkarahisarlı seçmeninin karşısına çıkabilir mi? Üzerine atılı suçlardan dolayı, örneğin Kışanak gibi “gururla “bu suçlardan dolayı dokunulmazlığım kaldırılsın mı?” diye sorabilir mi? Afyonlu seçmen bu suçlara ne der? Kışanak’a işlediği iddia edilen suçlardan dolayı Amed seçmeni “Allah senden razı olsun” diyecektir. Afyon seçmeni, Bakana ne diyecektir?
Onu geçelim, daha beterine gelelim. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in “suçlarına” bir bakalım: “İhaleye fesat karıştırmak, zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, ihaleye fesat karıştırmak (4 kez), hizmet nedeni ile emniyeti suistimal, güveni kötüye kullanma…” Bu Naim, İstanbul’da seçmenine, “benim böyle suçlar işlediğim iddia ediliyor, bu suçlardan dolayı dokunulmazlığım kaldırılsın mı?” diye yüzü kızarmadan sorabilir mi? Kışanak’a oy veren Amed seçmenleri, onun işlediği “suçu” “biz de işleriz” diyecektir. İdris’e oy veren İstanbul’lu seçmen, bu polis şefinin işlediği “fesat, zimmet, kalpazanlık, sahtecilik, cürüm örgütü kurmak” suçları için, “aferin sana biz de senin işlediğin suçları işleriz” diyecek midir?
Bu Bakan, yarın Kışanak’ın dokunulmazlığı kaldırılırsa, onu gözaltına alacak.
Ve o zaman Kışanak haykıracak: Biz, bize atılı suçtan dolayı onur duyarız, siz duyabilir misiniz?
Orman ve Çevre Bakanı ile İçişleri Bakanının üzerine atılı olan suçlar, ilelebed, dünya yıkılana kadar “suç” olmaya devam edecektir. Ama Gültan Kışanak’ın üstüne atılan “suç”, Kürt sorununda barış ve çözüm olduğu gün “suç” olmaktan çıkacaktır. Veysel ile İdris, eğer bu “suçları” işlemişlerse ebediyen “kalpazan, zimmetçi, sahteci” olarak anılacak; Gültan ise, yarın, belki yarından da yakın bir zamanda “cesaret ana” ödülünü alacak…
Eh işte…Durum böyledir ve yarının kahramanı Kışanak kürsüde konuşurken, suçlu bakanların başı Başbakan Meclis salonunu terk etmiş. Neden?
Çünkü “haklı” olan kürsüye çıkınca, “batıl” olan harice çıkar. Yani “Ve kul câel hakku ve zehekal bâtıl(bâtılu), innel bâtıle kâne zehûkâ(zehûkan).” İsra suresi, 81. ayet.
Öcalan’ın programı ve ‘Hak gelince batıl zail olur’
Demokratik Cumhuriyet kurulduğu zaman, hiçbir “parlamento”, seçilmiş bir vekilin dokunulmazlığını kaldırma cüret ve cesaretini bulamayacak. Egemenlik asıl o zaman halkın eline geçecek. “Doğrudan demokrasi”nin en büyük adımı, “seçilenlerin”, “öteki seçilenler” tarafından değil, “seçilenleri seçenler” tarafından “geri çağrılması”, yani vekilliklerinin sona erdirilmesi olacak. Vekilin dokunulmazlığını ya da vekilliğini onu kim seçmişse o kaldıracak…