Öfkeleri kadın uyanışına

Kadın Haberleri —

20 Kasım 2020 Cuma - 18:29

  • Fidan Ataselim: Kadınların uyanışı söz konusu. Şiddet karşısında barışmak yerine boşanmak istiyorlar. Tipik kadınlık rollerine karşı çıkıp kırmak istiyorlar. Kadınlar değişiyor, erkekler ise değişim karşısında şiddet uygulayarak, kadınları bastırmaya çalışıyor. 

 

Türkiye’de erkeklerin, hayatına dair karar almak isteyen kadınlara uyguladığı vahşet bir ‘savaş bilançosu’nu andırıyor. Cezasızlık ve önleyici tedbirlerin alınmaması şiddeti tırmandırdı. İpek Er’in ölümüne sebep olan Uzman Çavuş Musa Orhan’ın, tutuklanıp daha sonra tahliye edilmesi, Pınar Gültekin’i vahşice katledip toprağa gömen Cemal Metin Avcı’nın tepkiler üzerine tutuklanması ve yaklaşık bir yıldır kendisinden haber alınmayan Gülistan Doku olayının baş şüphelisi Zainal Abarakov hakkında hala bir soruşturmanın başlatılmaması kendi başına yargının kadın katliamlarına bakışını gözler önüne seriyor.  
25 Kasım dolayısıyla ülkedeki tabloyu KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim, Mezopotamya Ajansı muhabirleri Semra Turan ve Tolga Güney’e değerlendirdi.
“Artık kadın cinayetlerinin artması veya azalmasını değil, tek bir kadının dahi katledilip, şiddet görmemesi üzerine konuşmak istiyoruz” diyen Ataselim, bunun için de siyasi bir iradenin ortaya konulması gerektiğini söyledi.

İktidar gizleyerek ne yapmak istiyor?

Şüpheli kadın ölümlerindeki artışa dikkat çeken Ataselim, “Kadınlar her yerde ölü bulunuyor. En çok da intihar süsü verilerek ‘öldü’ deniliyor. Şüpheli kadın ölümlerini ayrıca raporluyoruz. Bütün bunlar aslında devletin görevidir. Ancak siyasi iktidar şüpheli ölümleri önemli bir sorun olarak görmüyor. Ya da üstünü örtmeye çalışıyor. Şüpheli ölümlerin bu kadar çok üzeri örtülüyorsa siyasi iktidarın ne yapmak istediğine doğrudan bakmak gerekir. Aydınlattığımız çok sayıda şüpheli kadın ölümleri oldu. Şule Çet gibi ismini sayamadığım birçoğu buna örnektir” diye konuştu.
 
Öfke patlaması
 
Özellikle haklarında koruma kararı olan kadınların katledildiğini belirten Ataselim, korunma kararları uygulanmadığı için kadınların adliye koridorlarında veya çocuklarının gözü önünde katledildiğini söyledi. Ataselim, kadınların artık işkence edilerek, katledildiğini vurgulayarak, “Pınar Gültekin bunun en somut örneğidir. Pınar’ın vahşice öldürülmesi, Emine Bulut’un kızının gözü önünde katledilmesi tesadüf değildir. Derinden akan ciddi bir öfke patlamasıdır. Erkeklerin kadınlara her türlü eziyet ve işkenceyi yapabileceklerini hatta öldürdükleri kadınların bedenlerini bile ortadan kaldırabileceklerinin mesajıdır” ifadelerini kullandı. 
 
Yargının etkisi var
 
Yargının kadın cinayetlerine etkisine de değinen Ataselim, şöyle dedi: “Musa Orhan hala neden tutuksuz yargılanıyor? Toplum olarak sormaya devam edeceğiz. Rabia Naz, Aleyna Çakır’a ne oldu?  Adalet sistemindeki çarpıklıklarla karşı karşıyayız. Sosyal medya hesaplarında adaleti arar olduk. Yargıdaki cezasızlık kadın cinayetleri ve şiddetinde büyük oranda etkili oluyor. Ayrımcı indirim ve cezasızlık politikası erkeklerin ellerini güçlendiriyor. Bir meşruiyet zemini hazırlıyor. Cinayet ve şiddetin normalleştirilmesine sebep oluyor. Pınar Gültekin’i öldüren katilin mahkemedeki ‘yakalanacağımı düşünmüyordum’ sözlerine yol açıyor. Bu sözler çok somut bir özettir. İşte yargı buna yol açıyor. Katiller tutuklanacaklarını ve ceza alacaklarını bile düşünmüyorlar. Ama kadınları katledip ortadan kaldırabileceklerini düşünebiliyorlar.” 
 
Kadın uyanışını bastırmaya çalışıyor
 
Sistemli saldırılara rağmen kadınların arttık sessiz kalmadıklarını ve şiddeti her yerde teşhir ettiklerini belirten Ataselim, “Kadınların uyanışı söz konusu. Şiddet karşısında barışmak yerine boşanmak istiyorlar. Kadınlar toplumsal telkinleri artık kabul etmiyor, bunların kendilerini sınırlandıran ve baskı altına aldığının farkında. Tipik olan kadınlık rollerine karşı çıkıp bunu kırmak istiyorlar. Kadınlar değişiyor, erkekler ise değişim karşısında şiddet uygulayarak, kadınları bastırmaya çalışıyor” dedi. 
 
Kadınlar politikleşti
 
Önceki yıllara oranla kadınların bu yıl daha da güçlendiğini, cesaretli olduğunu ve politikleştiğini söyleyen Ataselim, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliği kadınlar ve erkekler arasında bir savaşa dönüşmüş durumda. Kadınlar hak talep ettikçe saldırılar artıyor. Saldırılar artsa da kadınlar daha çok mücadele ediyor. Örgütlenme eğilimleri arttı. Tek tek çıkan sesler artık alanlarda kitlesel bir şekilde çıkıyor. Bu nedenle kadınların en bütünlüklü ve kapsayıcı olan kazanımı İstanbul Sözleşmesi hedef alındı. Ama buna karşı toplum hep birlikte İstanbul Sözleşmesi’ni sahiplenerek, kaldırılmasına izin vermeyeceğini ve ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ cevabını verdi. Bunu sağlayan da örgütlü politik kadın mücadelesidir. Bu kadar baskı ve zorluğa karşı pes etmiyor. Daha nice haklarımızı kazanacağız. Ve İstanbul Sözleşmesi’nin her bir maddesini uygulatacağız” diye konuştu. 
 
HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.