Oğlumu ölmeden göreyim

- Tecride karşı cezaevlerinde devam eden açlık grevi eylemi 69. gününde. İmralı’da tutulan oğlu Veysi Aktaş’ı 6 yıldır göremeyen 73 yaşındaki annesi Faike Aktaş, “Tek isteğim ölmeden önce oğlumu görmek” diyerek, tecridin sonlandırılmasını istedi.
Türk hükümetinin, eylemcilerin taleplerine şu ana kadar cevap vermemesi tutsak yakınlarını endişelendiriyor. Salgın bahane edilerek bütün cezaevlerin tecride tabi tutulduğunu belirten tutsak yakınları, tecridin kırılması için başlatılan eylem etrafında kenetlenme çağrısında bulundu.
Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi, 69, gününde devam ediyor. Aynı amaçla Mexmûr Şehit Aileleri Derneği’nde 48, Yunanistan’ın Lavrio Kampı’nda ise 31 gündür açlık grevi yapılıyor.
Yaşayıp yaşamadığını bilmiyorum
Öcalan’ın tecrit altında tutulduğu İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na 15 Mart 2015’te “Sekreterya” olarak götürülen Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım da ne aileleri ne de avukatlarıyla görüştürülüyor. Öcalan ile yapılan görüş başvurularının reddedilmesinin yanı sıra Aktaş, Konar ve Yıldırım’ın ailelerinin 45 başvurusu da reddedildi. 7 Ağustos 2019’dan bugüne kadar müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatları ise 145 kez Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunmasına rağmen görüşme gerçekleştiremedi. İmralı’ya sevk edildiği tarihten bu yana ailesiyle sadece 5 Haziran, 12 Ağustos 2019 ve 2 Mart 2020 tarihlerinde yüz yüze görüşebilen Aktaş, İmralı’da tutuklu bulunduğu tarihten bu yana da sadece 27 Nisan’da telefon görüş hakkını kullanabildi.
Aktaş’ın 73 yaşındaki annesi Faike Aktaş, oğlunu 6 yıldır göremedi. MA’dan Cengiz Özbasar ve Fahrettin Kılıç’a kouşan anne Aktaş, “Var olup olmadığını bile bilmiyorum. İsteğimiz Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve barışın sağlanması. Barıştan daha güzel bir şey olabilir mi? Tek isteğim ölmeden önce oğlumu görmek” diye konuştu.
Sesini özlüyoruz
Aktaş’ın kardeşi Sabiha Aslan, tüm dünyayı etkileyen tecridin ailelerini ayrıca etkilediklerini belirterek, “Yüreğimiz yanıyor. Sesini dahi özlüyoruz. Abimi görmek istiyoruz. Görüş sağlanmıyorsa bile en azından telefon hakkı kullandırılmalı. Gönderdiğimiz mektupların eline ulaşıp ulaşmadığını bilmiyoruz. Salgınla birlikte kaygılarımız on kat arttı” ifadelerini kullandı.
Bu yük herkesin
Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT), Türkiye’ye gelip İmralı Cezaevi’ne gitmemesine tepki gösteren Aslan, “Eğer CPT’nin hak ve hukuk adına bir görevi varsa Kürtler ve İmralı açısından bugüne kadar görevini yerine getirmemiştir. Gözle görülür bir şey yapmadı daha” şeklinde konuştu.
İmralı’da uygulanan tecridin sonlandırılması için herkese görev ve sorumluluk düştüğünü ifade eden Aslan, şöyle konuştu: “Tutukluların yükü zaten ağır, pandemi var ve daha önce ki açlık grevlerinin sağlık sorunlarından kurtulamamışken, bu yükün sadece tutuklulara bırakılması doğru değil. Bu herkesin görevi ve herkesin görevini yerine getirmesi gerekir. Yük ağır ve bu yükü herkesin omuzlaması gerekir. Söylemlerimizle, duruşumuzla büyük bir mücadelenin içerisinde olunması gerekir.”
142 günden sonra yeniden
Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle daha önce 142 gün açlık grevinde kalan tutsak Birdal Abay da bir kez daha açlık grevinde. Elazığ 2 Nolu Kapalı Cezaevi’nde tutulan Abay’ın annesi Binevş Abay ve ablası Gülten Abay, MA’dan Naci Kaya’ya konuştu. Abay’ın 2 Ekim 2017’den beri tutsak olduğunu belirten ablası Gülten Abay, kardeşinin DTK Eşbaşkanı Leyla Güven öncülüğünde 2018’de başlayan açlık grevi eylemine Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde dahil olduğunu hatırlattı. Kardeşinin açlık grevi eylemlerinin sonlandırılmasının ardından Elazığ 2 Nolu Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildiğini kaydeden Abay, açlık grevi sürecinde aile olarak yaşadıklarını, “Onlar orada açlık grevindeydi, bizler burada ölüyorduk. Her gün ciğerimiz parça parça oluyordu. Ne zaman yemeğe otursak annem ağlardı. Grev boyunca evimizde yas vardı” sözleriyle anlattı.
‘Hava sisli kaçabilirler’
Tutsakların salgın bahane edilerek birçok hak ihlaline maruz kaldığını dile getiren abla Abay, kardeşinin kendisine, ”Günlerdir havalandırmaları ‘hava sisli kaçabilirler’ gerekçesiyle açmıyorlar” dediğini aktardı. “Her defasında bir şeyleri bahane ediyorlardı, bu seferde virüsü bahane ediyorlar” diye cezaevinde yaşanan hak ihlallerine tepki gösteren Abay, “Kardeşim ‘salgınla birlikte onlara gün doğdu. İzolasyonu ağır tecride dönüştürdüler’ diyor” diye konuştu.
”Aileler olarak şu çok net söylüyoruz; tutukluların talepleri taleplerimizdir ve destekliyoruz” diyen Abay, aile olarak daha önceki açlık grevi eylemlerinde zor günler geçirdiklerini, bu durumun bir daha yaşanmaması için acilen bir şeyler yapılması gerektiğini söyledi.
Tecavüzcüleri bıraktılar, o içeride
Abay’ın annesi Binevş Abay ise oğlunun yıllardır suçsuz yere cezaevinde tutulduğunu söyleyerek, “Uyuşturucu satanları, taciz ve tecavüz edenleri bırakıyorlar ama benim oğlum gibi suçsuz olanları yıllardır cezaevlerinde tutuyorlar. Hadi yıllardır çocuğumu cezaevinde tutuyorlar, gelip bana ne için tutukladıklarını söylesinler” dedi. Oğlunun bir önceki açlık grevi eyleminde de yer aldığını dile getiren anne Abay, “Açlık grevinde olduğu zaman onu o halde görmemeyeyim diye görüşüne gitmemi istemiyordu. Ben de onu o halde görmeye yüreğim dayanmazsa diye hiç gitmedim. Gecemiz gündüzümüz ağlamakla geçiyordu” diyerek, bir daha böyle bir sürecin yaşanmaması temennisinde bulundu.
“Çocuklarımızı zor durumda bıraktıkları için açlık grevine giriyorlar” diyen anne Abay, “Şu an çocuğum açlık grevinde de olabilir. Devlete çağrımızdır; çocuklarımız üzerindeki baskılara son versinler. Çocuklarımızın taleplerini kabul etsin” diye çağrıda bulundu.
İki oğlu açlık grevinde
Açlık grevine giren İbrahim ve Mehmet Hayme kardeşlerin annesi Şadiye Hayme, “Ben bir anne olarak cezaevlerinden cenazelerin çıkmasını istemiyorum” dedi.
2018’deki açlık grevlerine dahil olan ve şu an Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan İbrahim Hayme ile Bolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Mehmet Hayme kardeşler, 27 Kasım’da başlatılan açlık grevine dahil olan tutsaklardan. Anneleri Şadiye Hayme, Bolu Cezaevi’nde bulunan oğlunun görüşüne maddi imkansızlıklardan kaynaklı gidemediğini vurgularken, tutsakların yaşamı için endişeli olduğunu belirtti.
Çocuklarının ve eşinin sürekli gözaltına alındığını, tutuklandığını söyleyen Hayme, uzun yıllardır bu baskıları yaşadıklarını kaydetti. Bir kızının da öz yönetim sürecinde Nusaybin’de şehit düştüğünü hatırlatan Hayme, “Ben bir yıla yakındır Bolu zindanında bulunan oğlumun görüşüne gidemiyorum. Eğer imkanlarımız olsaydı ben her hafta onun görüşüne giderdim” dedi.
Hayme, bir önceki açlık grevinde yaşanan şehadetlerden dolayı şimdi daha fazla kaygılı olduklarını belirterek, “Anneler olarak çocuklarımızın taleplerinin yerine getirilmesini istiyoruz. Bir anne olarak benim yüreğim yanıyor. Çocuklarımız açlık grevi eylemini ölüm orucuna dönüştürmeden talepleri yerine getirilsin” diye seslendi. Anne Hayme, çocuklarının vereceği her kararın arkasında olduklarını da sözlerine ekledi.














