TUHAD-DER EşBaşkanı Cahit Demirkıran, Olağanüstü Hal kapsamında Türkiye ve Kürdistan’da yaşamın her alanında kısıtlamalar ve zorlukların baş gösterdiğini, siyasi soykırım operasyonlarıyla da Kürt halkının sindirilmeye çalışıldığını söyledi. OHAL döneminde zindanlarda da yeni bir sürecin başladığını dile getiren Demirkıran, cezaevlerinde hak ihlalleri ve işkencelerin arttığını belirtti. Demirkıran, aile ve avukat görüşmelerine kadar akıl almaz sınırlamaların getirildiğini paylaşarak, yine sürgünlerin ve bu sürgünler esnasında insanlık dışı uygulamalara maruz kalındığı aktardı.
Demirkıran, raporda yer alan diğer başlıkları şöyle sıraladı:
“Amed Cezaevi’nden içlerinde yaşlı ve hastaların da bulunduğu 100 kadar tutsak Antep 1 Nolu Cezaevi’ne sürgün edilmiş, bu sürgünler esnasında tutsaklar kötü muamele ve işkenceye maruz kalmıştır. Yine cezaevi girişinde tutsaklara çıplak arama dayatılmış, kabul etmeyenler feci şekilde darp edilmiş hatta bir kısmı bu nedenden hücreye atılmıştır. Sürgün edilen tutsaklar ölümle tehdit edilmiştir. Tutsakların revir talepleri karşılık bulmamakta kendilerine basit bir temizlik malzemesi bile verilmemektedir.
Elazığ ve Malatya cezaevlerinde kapasitenin çok üstünde tutsak barındırılmakta; birçok tutsak yerde yatmaktadır, ilgili cezaevlerinde ciddi bir su sıkıntısı yaşanmakta en basit yaşamsal ihtiyaçtan bile mağdur edilmektedirler. Bu cezaevlerinde savunma hakkı hiçe sayılarak avukat görüş odalarına ses ve görüntü alan kameralar konulmuş tutsakların avukatlarıyla olan görüşmeleri dahi izlenmeye başlamıştır.
Malatya Cezaevi ile alakalı aile ve avukat görüşleri vasıtasıyla son edindiğimiz bilgilere göre 15’e yakın siyasi erkek tutsak, feci şekilde darp edilerek hücreye atılmıştır. Askeri nizama göre sayımı kabul etmeyen tutsaklar soyulmuş, ters kelepçe takılarak çıplak vaziyette çok feci şekilde darp edilmişlerdir. Şu anda hücrede tutulan tutsaklar ne hastaneye ne de revire götürülmekte.
Ayrıca son edindiğimiz bilgilere göre Malatya cezaevindeki bir kadın tutsağa tecavüz girişiminde bulunulmuştur. Bu durum cezaevleri konusundaki endişemizi bin kat arttırmıştır.”
AMED