Yıllardır devlet bilgisiyle sınır ötesinden mal getirip satan Roboskîlilere şimdi “kaçakçılık yapmasaydınız ölmezdiniz” deniliyor. Halbuki orada koruculuk yaptıkları için bu işi yapmalarına göz yumuluyordu. “Kaçakçılık” bir nevi korucu olmalarının ödülüydü. Şimdi bu kaçakçılıktan PKK pay alıyordu, onlara kaçak malı veren PKK’ydi denilerek bu katletmeler meşrulaştırılıyor. Acaba Roboskîliler bu İçişleri Bakanı’nın söyledikleri hakkında ne düşünüyorlar. Çünkü bu kaçak denilen şeylerle PKK’nin uzaktan yakından bir ilişkisi olmadığını en iyi Roboskîliler biliyor. Herhalde İçişleri Bakanı’nın bu sözünden sonra Beşir Atalay’ın evine gittiği devlet işbirlikçisi Roboskîli bile devlete büyük tepki duymuştur. Hem yıllarca sınırdan geçişlerine izin ver hem de öldürdükten sonra neden kaçakçılık yapıyorsunuz de! İşte Türk devleti böyle! Bilindiği gibi AKP hükümeti Habur’dan giriş yapan kendi çağırdığı PKK’lileri ve Maxmurluları daha sonra zindana atmıştı.
Başbakan’ın hata dediği şeyin üzerinde durmak lazım. Başbakan hata derken, çoğu çocuk 34 kişinin ölümü konusunda hata yapılmıştır demiyor. İstihbarat hatasından söz ediliyor. Uçaklarımız içlerinde Bahoz Erdal ve grubu var diye vurmuşlar, ama içlerinde onlar çıkmadı, bu nedenle hata yapılmıştır diyor. Eğer içlerinde Bahoz Erdal ya da başka bir gerilla komutanı çıksaydı o zaman bu 34 kişinin ölümü hata olmayacaktı. İçlerinde teröristlerin ne işi var denilerek bu ölümler savunulacaktı. Hatta çok iyi olmuş denilecekti. Dolayısıyla Başbakan’ın hata dediği çocukların ölümü değildir. Zaten Başbakan ordumuz samimiyetle görevini yapmıştır diyerek bunu itiraf etmektedir. Başbakan her şeyden önce yalan söylüyor. Ordumuz onların Ahmet mi, Mehmet mi olduğunu ne bilsin diyor. Ordu, yani vuranlar onların Roboskî köylüleri olduğunu biliyorlardı. Ancak içlerinde 4-5 kişilik gerilla grubu olduğunu düşünerek, bilerek hepsini vurmuşlardır. Ölen köylüler yüz değil, bin de olabilirdi. Çünkü içlerindeki teröristi öldürmek için bu kadar çocuğun ölmesinin onlar için bir önemi yoktu. Bu açıdan kimi öldürdüğünü bilerek vurmuşlardır. Ama Başbakan’ın hata dediği “teröristlerin” ölenlerin içinden çıkmamasıdır. Herhalde basının olaydan sonra bir gün açıklama yapmaması, hükümetin açıklama yapmayın demesi bu nedenledir. Zaten bazıları ilk saatlerde içlerinde teröristler de varmış değerlendirmeleri yapmıştır.
Yıllarca Kürdistan’da PKK’yi bitirmek için sivil militan ayırımı yapmadan binlerce insan öldürülmedi mi? Eğer teröristlerin kökü kurutulacaksa siviller de öldürülebilir her türlü zarar da verilebilir anlayışıyla hareket edilmedi mi? Roboskî de aynı anlayışın ürünüdür. Aslında bugün terörizmle mücadele denilirken yine aynı anlayış sürdürülüyor. Binlerce siyasetçi, hatta suçsuz politikleşmiş Kürtler bu nedenle tutuklanmıyor mu; eziyet görmüyor mu?
Esas sorgulanması gereken Başbakan’ın hata dediği olgudur. Bir hatadır olmuştur. Zaten “kan bedeli” de ödenmiştir. Başbakan vuranlar hata yapmıştır derken “hatanın neyini yargılayacaksınız” demek istiyor. Çünkü kim mahkemeye çıksa içlerinde teröristler vardı diye vurduk ya da bize içlerinde terörist vardır diye vur emri verildi diyecektir. İstihbarat verenler de biz bir duyum aldık ya da bazı bilgileri paylaştık, ama vurun demedik diyeceklerdir. Başbakan bu nedenle üstünü örtmek istiyor. Çünkü vuranlar bellidir, emir veren komutanlar bellidir. Bu komutanlara teröristleri gördüğünüz yerde vuracaksınız emrini veren de Başbakan’dır. Tabii ki Başbakan uçağın içinde ya da Diyarbakır hava üssünde değildir, ama teröristlerin bulunduğu her yeri vurun emrini veren Başbakan’dır. Hatta içlerinde siviller de var, ne yapalım diye sorulduğunda Başbakan “vurun” demiştir. Zaten içinde PKK’liler olsaydı Başbakan 34 sivilin ölümünü de savunacaktı. Bırakalım Başbakan’ı şimdi niye öldürüldü diyenler bile 34 değil, 134 olsaydı da bu ölümlere ses çıkarmayacaklardı.
Bu Başbakan 2006 yılında ‘çocuk da olsa kadın da olsa gereğini yaparız’ derken aynı anlayışa sahipti. İçinde kadın da olsa çocuk da olsa gösteri yapanları vururuz diyordu. Nitekim 2006 yılında Amed, Kızıltepe ve Batman’da çoğu çocuk ve genç 20 civarında insan öldürülmedi mi? Dolayısıyla Başbakan 34 Roboskîli genç ve çocuğun ölümünü değil, içinde PKK’lilerin olmamasına hata diyor. Roboskî’deki zihniyet budur. Yalın gerçek budur. Dolayısıyla bu tablonun ve zihniyetin irdelenmesi gerekiyor.
Hüseyin Çelik, Mehmet Metiner ve Galip Ensarioğlu gibi Başbakan’ın evet efendimcileri, hık deyicileri, kraldan çok kralcıları katliamın olduğu ilk günlerde “içlerinde PKK’liler de olsa çocukların tırnağının kanamasına razı olmayız, AKP böyle bir anlayışta değildir” diyorlardı. PKK’liler var diye bu köylüler vurulmaz diyorlardı. Şimdi yardakçılığını yaptıkları Başbakan “bir hata olmuştur” diyor. İçlerinde PKK’liler var diye vurmuşlar, ama bu bilgi doğru çıkmamış diyerek ölümleri normalleştiriyor. Başbakan’a göre ortada yargılanacak bir durum yoktur. Açıkça üzerinde bu kadar niye duruyorsunuz, savaşta bu tür şeyler olur yaklaşımı gösteriliyor. 1990’lı yıllardaki kirli savaş da bu anlayışla yürütülmemiş miydi?
Erdoğan ne söylerse söylesin, doğru söylüyorsun diyen bu işbirlikçi Kürtlere ne diyelim? Her zaman işbirlikçiler, devşirmeler kraldan daha çok kralcı olurmuş sözü Hüseyin Çelik, Galip Ensarioğlu ve Mehmet Metiner örneklerinde bir daha netleşmiştir. Kendilerini ispatlamak için bir Orduludan ve Afyonludan daha fazla Başbakan’ı ve hükümetin kirli işlerini, demagojilerini, yalanlarını savunma ihtiyacı duyuyorlar. Yoksa ne değerleri olacak ki! PKK karşısında Başbakan ve hükümeti herkesten daha çok savunacak ki bir değerleri olsun. Roboskî katliamı süresince hükümeti can-siper savunan bu kişilikler şahsında Kürt işbirlikçiliği nasıl olurmuş daha iyi görmüş olduk. Mehmet Metiner zaten daha önce Tayyip Erdoğan’a ve AKP’ye yaptığı ağır eleştiri ve küfürler nedeniyle kendini ispatlamak için her yerde zıpçıktılık yapıyor. Öyle ki artık alay konusu haline gelmiştir. Kişiliksizlik böyle bir şey. Ne diyelim; Allah düşmanımızı bu duruma düşürmesin.
Roboskî olayı o kadar açık, vahşi ve bilinçli bir katliam ki, mızrak çuvala sığmıyor. Bu nedenle İçişleri Bakanı PKK’yle ilişkilendirip bu ölümleri meşrulaştırıp işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Başbakan ile İçişleri Başkanı işbölümü yapmışlar. Arka arkaya konuşuyorlar. Açıkça Roboskî olayını muğlaklaştırıp ya da başka yere çekip zamanla unutturmaya çalışıyorlar. En fazla birkaç kişiyi hizmet kusuruyla cezalandırıp bu durumdan kurtulmak istiyorlar.
Roboskî olayı Kürt’e, Kürt’ün canına nasıl yaklaşıldığını bir daha ortaya koymuştur.
Ölmeleri hata değil!