Zerdüştler İran devleti tarafından 1906 yılından bu yana resmen tanınıyor. Bu tarihte yazılan Anayasa uyarınca Zerdüştler İran parlamentosunda 1 üyeyle temsil ediliyorlar. İran’da İslam Devriminin ardından Humeyni ve uleması yeni Anayasa yaparken 1906 Anayasasının Zerdüştleri koruyan hükümlerini aynen aldı.
Devrimin ilk dönemlerindeki karışıklıkta Humeyni (ki o zaman yurtdışındaydı) bir fetva yayınlayarak başka inanç sahiplerine saldıranları büyük günah işlediğini söyleyerek Zerdüştler, Hıristiyanlar ve Yahudilerin korunması gerektiğini söyledi. Gerçekten de o kadar çatışmanın ortasında dini azınlıklara ciddi bir yönelim olmadı.
İran’da Zerdüşt inancına sahip 25 binden fazla kişi yaşıyor. Ülkenin orta kesimlerindeki Yazd şehrinde dünyadaki tüm Zerdüştler için kutsal sayılan Ateş Tapınağı mevcut. Batı şehirlerinin birçoğunda da Zerdüşt kültürünün izleri görülebiliyor.
İran şüphesiz dünyanın en baskıcı rejimlerinden biri tarafından yönetiliyor. Ama burada yaşayan tüm azınlıklar resmi olarak tanınıyor ve temsil hakları sağlanıyor. 70 milyondan fazla nüfusa sahip olan İran’da Yahudi, Ermeni ve Zerdüştler çok az nüfusa sahip olmalarına rağmen parlamentoda birer üyeyle temsil ediliyorlar.
Ve sıkı durun. Zerdüştlük İran İslam Cumhuriyetinin resmi dinlerinden biri. Anayasanın 13. maddesi Hıristiyanlık, Yahudilik ve Zerdüştlüğü resmi din olarak kabul ediyor. Bu dini inançlara sahip olanlar kendi kültürlerine göre yaşama ve eğitim görme hürriyetine sahipler.
İşte en baskıcı rejimlerden biri olan İran’ın Zerdüştlere yaklaşımı bu.
İran’da cennet değil tabii ki. Onlar da Bahailere takmış. Ülkedeki cezaevlerinde yatan her 10 kişiden neredeyse 1’i Bahai. Müslüman birinin Bahai inancına geçmesinin cezası da idam.
***
Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı anlamak gerçekten zor. Ağzına dolamış bir „bunlar Zerdüşt lafı” gidiyor. Bunun üstüne bir de Êzîdîleri de ekledi. Seçim döneminde de rakibinin Alevi kimliğini ön plana çıkararak oy kazanmaya çalışmıştı.
Bu kadar nefret söylemi kullanan birinin Türkiye’nin Kemal Atatürk’ten sonra gördüğü en büyük lider olduğundan dem vuranlar var.
Bizim cenahta da „değiştirirse bu adam değiştir”, „Kürt sorununu bu adam çözer” havalarında olanlar mevcut.
Şu çok açık bir gerçek ki toplumdaki direnç odakları olmasa Erdoğan 21. yüzyılın ilk büyük diktatörü olur. Bu direnç odakları sadece Kürtlerden ibaret değil. Aleviler, laik kesimler ve çağdaş Müslümanlar da var. Hepsi de bugün çeşitli şekillerde Erdoğan ve cemaatinin baskısı altında. Bunlar sürekli bir şekilde geriletilip Erdoğan’ın iktidar alanı genişletilmeye çalışılıyor. Erdoğan’ın iktidarı büyüdükçe bu nefret söylemleri artık çok açık bir hal alacak. Sınırın ötesindeki Zerdüştlerden çıkıp direkt Kürtleri, Alevileri hedef almaya başlayacak.
Bu söylemlere hazırlıklı olun. Hiç de uzak bir gelecekten bahsetmiyoruz.