Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz dönüşümsüz açlık grevi yapan 15 tutsağın eylemi 50. gününde cezaevi idaresi ile Adalet Bakanlığı’na geri adım attırdı. Tutsakların cezaevinde 12 Eylül’ü aratmayan uygulamalara karşı başlattıkları açlık grevi, „koşullar düzeltilecek“ taahhütü ardından 11 Nisan’da sona erdi. Tutuklular adına BDP eski PM Üyesi Sadun Doğan imzası ile İHD Mersin Şubesi’ne bir mektup göndererek, açlık grevi sürecinde tutsakları yalnız bırakmayan tüm çevrelere teşekkürlerini iletti. Doğan, „2 yıldır yaşadığımız sıkıntılar 12 Eylül uygulamalarını aratmayacak türdendi. Yaşadığımız sıkıntıları yazma gereğini duymuyoruz. Bizler, dışarıda yaşanan sürecin bilincindeyiz. İnsan hakları savunucularının göstermiş olduğu ilgi ve duyarlılığından dolayı tüm arkadaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Emeği geçen herkese şükranlarımızı belirtiyoruz. Arkadaşlarımızın sağlık durumu şu an iyiye gidiyor“ dedi. 

DİHA/MERSİN




TİHV’den Bakan Ergin’e cezaevi tepkisi: Bu nasıl titizlik?



TİHV Genel Sekreteri Bakkalcı, cezaevlerinde 520 hasta tutsak olduğunu ve tedavilerinin „titizlikle yapıldığını“ açıklayan Adalet Bakanı’nın açıklamalarının „gayriciddi olduğunu“ söyledi ve bu yaklaşımın acıları derinleştirdiğini söyledi.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Bingöl Milletvekili İdris Baluken, 2 Nisan’da Adalet Bakanlığı‘na bir soru önergesi verdi ve şu sorulara yanıt aradı: „Cezaevlerinde kaç hükümlü ve tutuklu var? Cezaevlerindeki revirlerde tıbbi donanım, tetkik ve tedavi imkanları hangi düzeyde, sağlık çalışanı sayısı yeterli mi? Cezaevlerinde kronik veya yaşamı tehdit eden hastalıklara sahip kaç mahkum var?“
Millletvekili Baluken, ağır hasta tutsakların gerekli tedaviyi göremedikleri yönündeki iddiaların da aydınlatılmasını istedi. Ayrıca, Cumhurbaşkanından af bekleyen kaç hükümlü olduğunu sordu.

Ergin’den gayriciddi açıklama

BDP’nin sorularına yanıt, Adalet Bakanı Ergin’den geldi. Ergin, „Cezaevlerinde toplam 520 ağır hasta tutuklu ve hükümlü var ve tedavileri tıbbi gereklilik ve mevzuata uygun olarak, titizlikle yapılıyor. Cumhurbaşkanlığında af için bekleyen 5 mahkumun dosyası var“ dedi.

Ölümleri görmüyor
Adalet Bakanı, hasta tutsakların tedavilerinin titizlikle yapıldığını ileri sürüyor. Ancak sadece bu ay içinde 3 hasta tutsak tedavisi zamanında yapılmadığı için yaşamını yitirdi. 2005’ten beri Doğubeyazıt Kapalı Cezaevi’nde bulunan 48 yaşındaki Mahmut Çakan, iki yıl önce karaciğer yetmezliği hastalığına yakalandı. Tedavi olabilmek için tahliyesini talep eden ve Cumhurbaşkanlığı’na da başvuran Çakan’ın başvuruları reddedildi. 12 Nisan’da tedavi gördüğü Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Amed, Adıyaman ve Muş hapishanelerinde 16 yıl kalan Nurettin Soysal da cezaevinde lenf kanseri hastalığına yakalandı. Kasım 2010’da tahliye edilen Soysal, tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 9 Nisan’da yaşamını yitirdi. 3 Nisan’da da Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevi’nde, ileri derecede şeker hastası olan, iki gözü de görmemesine rağmen tahliye edilmeyen 75 yaşındaki Mahmut Karataş hayatını kaybetti.

TİHV Ergin’e tepki gösterdi
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, Bakan Ergin’e tepki gösterdi. Bakkalcı, bianet’e yaptığı açıklamada, „Daha geçen hafta biri cezaevinde diğeri kısa süre önce tahliye edilen iki insanımızı yitirdik. Yetkililer, bu acıları derinleştiren gayriciddî bir üsluptan kaçınmak zorunda“ dedi. AKP iktidarında cezaevlerinin dolup taştığına dikkat çeken Bakkalcı. „Türkiye’de 2005’te 55 bin olan cezaevleri nüfusu şimdi 130 bin civarında. (Bakanlığa göre cezaevlerinde 36 bin 868 tutuklu, 94 bin 449 hükümlü var) Bu aşırı nüfusun ötesinde her düzeyde sağlık hakkı, doğrudan insan yaşamını sonlandıracak derecede büyük bir sorunlar yumağı halinde. Ruhsuz bir takım rakamlarla ruhsuz cümleleri sarf etmek yerine başta o kişiler ve yakınları ile insan hakları kurumlarının katılımıyla bu sorunu ciddiyetle masaya yatırmak gerekiyor. Ciddi bir siyasi irade gerekiyor“ diye konuştu.

Mevcut yasalar bile uygulanmıyor

Bakkalcı, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16/2. maddesini hatırlattı: „Hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.“
„Bu maddeye hiçbir şekilde hürmet edilmediğini“ söyleyen Bakkalcı, bunun toplumun vicdanında derin bir yara oluşturduğunu belirtti.

Bakanlık çalışmaları engelliyor
TİHV,  2011 itibariyle cezaevlerinde 142 hasta tutsak olduğunu tespit etmişti. Aradaki farkı sorduğumuz Bakkalcı, TİHV olarak her türlü girişimlerinin karşılıksız kaldığını, bilgiye ulaşma konusundaki sorunlarını sürekli dile getirdikleri halde bir adım atılmadığını söyledi. Listelerinde „tespit edilebilen“ notunu her zaman düştüklerini belirten Bakkalcı, bağımsız uzmanlarca cezaevlerinde etkin bir çalışma yapılmasının elzem olduğunun altını çizdi. Ayrıca, konuyla ilgili böyle bir çalışmanın önünü kapatanın da yine Adalet Bakanlığı olduğunu ekledi.

ANKARA