Otokrasi çağı!
Dünya Haberleri —

Otokrasi karşı eylemi /foto:AFP
- Otokrasi yükseliyor, özgürlükler kısıtlanıyor ve baskı artıyor. İran, Katar, Rusya, Çin ve Afganistan en katı rejim. Demokrasi geriliyor ve seçimler artık halkın beklentilerini karşılamıyor.
- ABD, son yılların en büyük siyasi baskısını Donald Trump döneminde yaşıyor. Gürcistan, Sırbistan ve Türkiye gibi ülkelerde hükümetler iktidarlarını güvenceye almak için demokratik kurumları etkisizleştiriyor.
Tijda YAĞMUR
Otokratik yönetimler, yurttaşların hak ve özgürlüklerini baskı altına alıyor. Bu tür yönetimlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bertelsmann Vakfı’nın Dönüşüm Endeksi 2026 (BTI) sonuçlarına göre, incelenen 137 ülkenin 77’si otokratik olarak yönetiliyor. Bu rakam, endeksin 20 yıl önce tutulmaya başlanmasından bu yana kaydedilen en yüksek seviye olarak dikkat çekiyor. İlk endekste ise durum tam tersiydi; o dönemde demokrasiler yüzde 55’lik oranla çoğunluğu oluşturuyordu.
Analizde, hukukun üstünlüğü, siyasi özgürlükler ve adil rekabetin giderek zayıfladığı vurgulanıyor. Bertelsmann Vakfı uzmanı Sabine Donner, artan otokratik eğilimleri büyük bir endişeyle izlediklerini belirtti. Ancak “demokrasinin sonu”nu ilan etmenin aceleci olacağını ifade ederek şöyle konuştu: “Bunun için baskı, iktidarın kötüye kullanılması veya ekonomik umutsuzluğa karşı çok fazla ve artan bir direniş görüyoruz.”
Rusya ve Çin en baskıcı
Raporda, Rusya ve Çin’in en baskıcı politikalara sahip olduğu belirtilirken, katı otokrasiler arasında Afganistan, Etiyopya, İran, Katar, Myanmar, Kuzey Kore, Ruanda ve Venezuela da yer alıyor. Araştırmaya Almanya, İngiltere, ABD, Fransa, Japonya ve Kanada gibi ülkelerin dahil edilmemesi ise dikkat çekiyor.
ABD’de demokrasi tehlike altında
Uzmanlar, ABD’de “demokratik gerileme” gözlemlendiğini belirtiyor. Özellikle Donald Trump döneminde basın ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığı, yargının bağımsızlığının askıya alındığı, hukukun üstünlüğü ilkelerine uyulmadığı ve Kongre’nin yetkilerinin dikkate alınmadığına işaret ediliyor. Sabine Donner, buna ilişkin, “ABD şu anda BTI’da bir otokrasi olarak sınıflandırılmıyor. Ancak demokrasi, diğer tüm yerleşik demokrasilere kıyasla şu anda daha büyük bir tehlike altında” dedi.
Halk direniyor
Araştırmanın yazarları, demokrasinin aşındırılmasına karşı toplumda artan bir direniş olduğunu da vurguluyor. Estonya, Letonya ve Litvanya’nın yanı sıra AB’ye aday ülkeler Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile Botsvana, Şili, Uruguay ve Tayvan’da demokrasinin yükselişte olduğu belirtiliyor. Polonya ve Brezilya gibi örnekler ise toplumsal direnişin daha fazla demokrasiye giden yolu nasıl açabileceğini gösteriyor.
Analizin yazarları, özellikle siyasi katılımın büyük ölçüde kısıtlandığını ve hukukun üstünlüğüne dayalı süreçlerin aşındırıldığını gözlemlediklerini ifade ediyor. Demokrasi uzmanı Sabine Donner, “Birçok seçilmiş hükümet, iktidarda kalmak amacıyla demokratik temel kurumları zayıflatmıştır. Bu iktidar suistimali, otokrasiye giden yolu açmaktadır” ifadelerini kullandı.
Seçimler artık beklentileri karşılamıyor
Basın, ifade ve toplanma özgürlüklerindeki gerilemeler en belirgin şekilde göze çarpıyor. İncelenen ülkelerin yüzde 54’ünde seçimler artık asgari demokratik standartları karşılamıyor. Gabon veya Nijer’deki gibi askeri darbeler bu süreçleri tamamen ortadan kaldırırken, Rusya veya Ruanda’da seçim sonuçları oy kullanımın çok öncesinde belirleniyor. Gürcistan ve Sırbistan’daki seçimlerin de ciddi şekilde manipüle edildiği tespit edildi.
Kurumlar işlevsizleştiriliyor
Araştırma, çok sayıda seçilmiş hükümetin iktidarlarını güvence altına almak için demokratik temel kurumları kasıtlı olarak etkisiz hale getirdiğini belirtiyor. Donner, “Bu gelişme en uzun süredir ve en kapsamlı şekilde Macaristan’da yaşanıyor” dedi. Slovakya, Bulgaristan, Hindistan, Meksika, Namibya, Filipinler ve Güney Afrika’da da benzer durumlar gözlemleniyor. Bazı ülkelerde ise örneğin; Gürcistan, Sırbistan ve Türkiye’de bu tür gerilemeler otokrasiye yol açmış durumda.
Otokrasiler de baskı altında!
Donner ayrıca şu değerlendirmeyi yaptı: “Bangladeş, Madagaskar veya Sri Lanka’da protestolar otoriter hükümetlerin devrilmesine yol açtı. Ancak otoriter dönemleri tersine çevirebileceğine dair bir başarı garantisi yok. Otokrasiler de baskı altında.”
Araştırmanın yazarları, “otoriter rejimlerin verimli olduğu” yönündeki iddiaları da reddediyor. BTI uzmanı Hauke Hartmann, “Otoriter rejimlerin sözde verimliliği bir efsanedir” dedi. Hartmann’a göre, otoriter yönetimin kendi dinamikleri gereği sadakati ödüllendirmesi ve çıkarlarını güvence altına alması gerekiyor. Bu nedenle otokrasiler rüşvete daha yatkın oluyor ve siyasi şekillendirme yeteneği ile uzlaşma sağlama konusunda demokrasilerden açık ara geride kalıyor.
Bertelsmann Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Daniela Schwarzer ise şöyle konuştu: “BTI, demokratik kurumların dünya çapında ne kadar büyük bir baskı altında olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak aynı zamanda, bu kurumların zayıflatılmasına karşı birçok yerde dikkate değer bir direnişin varlığını da görüyoruz.”
Bertelsmann Vakfı’nın Dönüşüm Endeksi, 2006 yılından bu yana iki yılda bir demokrasi, piyasa ekonomisi ve yönetişimin kalitesini değerlendiriyor.












