Yolsuzluk, rüşvet, fuhuş derken şimdi de gazetecileri katletmeye başladılar. Bu gidişle ipin ucu tam kaçacak, ortalık rahat cirit atacakları boş bir meydana çevrilene kadar her türlü suçu işlemeye devam edecekler.
Yaptıkları kirli işlerin üzerindeki karanlık perde kalkmasın, gerçekler aydınlanmasın diye tüm iktidarlar önce gazetecileri vuruyorlar. Aslında gazetecileri vurmakla, katletmekle özgür ve demokratik toplumun can damarını koparıyorlar. Bununla sonsuza dek sürecek bir iktidar gücü kazandıklarını sanıyorlar.
Lakin yine kaybediyorlar. Yine kirli yüzleri açığa çıkıyor. Hiçbir karanlık perde, hiçbir beton duvar, hiçbir zulüm, hiçbir cinayet bu iğrenç yüzlerini saklayamıyor, suçlarını gizleyemiyor. Gerçek gazeteciler ölümleriyle bile onların bu kokuşmuş, çirkef iktidarlarını deşifre ediyorlar.
RojNews muhabiri Wedat Hisen Êlî’nin 13 Ocak’ta katledilmesi bu yönüyle kesinlikle sıradan bir olay değildir. “Faili meçhul” diye gösterilip, sır olmayan ölümünün üzerindeki örtü kaldırılmazsa da herkes gazetecilerin düşmanının kimler olduğunu, onları ne için hedeflendiklerini, ne için onlardan korkulduğunu çok iyi bilir.
Dolayısıyla, başta KDP olmak üzere, Güney Kürdistan iktidarı ve Duhok asayiş güçleri bunun böyle olduğunu kabul etmiyor, gazeteci Êlî’nin cinayetinin kendileriyle hiçbir alakalarının olmadığını iddia ediyorsa, o zaman kesinlikle failleri ortaya çıkarmak, adalete teslim etmek ve gerekli cezaya çarptırılana kadar sorumlulukları dahilinde olan görevleri yerine getirmekle mükelleftirler. Aksi durumda, daha önce defalarca KDP’nin istihbarat örgütü Parastin tarafından ölümle tehdit edilen, kendisine ajanlık dayatılan, Rojnews’le çalışması engellenmeye çalışılan bu meslektaşımızın sorumluluğu tümüyle onların üzerinde kalacaktır.
Eğer bu olay aydınlatılmazsa yaşanacak benzeri tüm olaylarda sorumluluk Güney hükümetine ve KDP’de olacaktır. Tıpkı 90’lı yıllarda Türk devletinin Kuzey Kürdistan'da özgür basına yönelerek onlarca arkadaşımızı şehit ederek işlediği insanlık suçuna KDP de ortak olmuş demektir. Buna faili meçhul, kimliği belirsiz kişilerce katledilme, denilerek hiç kimse işin içinden sıyrılamaz, suçunu, sorumluluğunu gizleyerek kendisini temize çıkaramaz.
Kaldı ki, kendi hakimiyet alanında yaşanan bir cinayet olduğu için de KDP bundan sorumludur ve faillerini açığa çıkarmakla görevlidir.
Bir diğer husus; Apê Musaların, Şenolların, Gurbettelilerin, Mazlum Erencilerin, Halil Uysalların, Deniz Fıratların canları pahasına yarattığı özgür basın geleneğinin bu tür cinayetlerle bastırılacağını, geri adım attırılacağını, çalışanlarının kendilerine ajanlık yapacaklarını sanıyorsa birileri, dönüp onlarca yılı bulan özgür basın geleneğini incelemelerini salık veririz.
Özgür basın eğer bugün bir kimlik edinmişse kuşku yok ki verdiği bedeller sayesinde olmuştur. RojNews haber ajansı da yayın hayatına başladığı günden bugüne kadar birçok saldırıya, engellemeye maruz kalmasına rağmen, “gerçekleri aydınlatmak görevimizdir” şiarıyla bir milim dahi geri adım atmadan yoluna devam etmiş, halka doğru, tarafız ve objektif bilgi ulaştırmak için yılmadan çalışmalarını sürdürmüştür. Bu böyle de devam edecektir.
Bu saldırılar ve en son yaşanan cinayet ancak RojNews'ın yaptığı işin ne kadar hakikati yansıtma çabasında olduğunu göstermiş ve hakikate olan bağlılığındaki ısrarı daha da güçlendirecektir.’’ Onun içindir ki, bu cinayet karşısında toplumun değişik kesimlerinden güçlü bir destek görmüş, herkes en üst düzeyde bu cinayete karşı durarak, RojNews’i sahiplenmiştir. Bu cinayetle birlikte RojNews haber ajansı artık bütün topluma mal olmuştur. Halka mal olan bir gerçeğin önünde hiçbir güç duramayacak, susturamayacak, ajanlaştırıp kendi kirli işlerine koşamayacaktır. Çünkü bir onurlu bir gelenektir özgür basın geleneği. Onun için susmaz, susturulamaz, teslim alınamaz. Bizi öldürmekle ancak çoğaltabilirsiniz. Bunu halen anlamadınız mı?