Tüm zamanlardan farklı bir 8 Mart’ta giriyoruz. Neden farklı ve farklı kılan nedir? Aslında her 8 Mart’a farklı anlamlar katarak başlanılır. Çünkü hiçbir zaman aynı kalınarak yaşanılmaz. Belki de bilmediğimiz yaşamın temel sırrı da buradadır. Bunu en çok da kadınlar bilir ve anlar. Değişim ve dönüşümün tüm sancılarını en çok yaşayarak hisseden kadındır. Kadınların öfkelerinin, intikam duygularının en çok örgütlendiği ve ateş topuna döndüğü bir 8 Mart. Bu ateş topu büyüdükçe büyüyecek. Dönemin ruhuna denk düşen mücadeleyle, direnişle dolu yeni bir 8 Mart.
Evet, her zaman olduğu gibi ruhunu ve aklını irmik irmik özgürlükle ören kadın, özgürlük yürüyüşüne öncülük ediyor. Kadınların özgürlük tutkularının ne kadar güçlü olduğuna tanıklık ediyoruz. Kadının direnişi ve özgürlüğe olan tutkusuyla demokrasiyi zaferleştirecektir. Bu coğrafya tanrıça ananın coğrafyası, bu coğrafya bu kültürle beslendi, ruh ve can verdi bu coğrafya ya. Kadının en görkemli tarihi bu coğrafya da yaşandı ve şuan bu görkemlilik tüm benliğiyle yaşıyor. Kadın bu coğrafya da yitirdiği bu yaşam şansını tekrardan kendi kanıyla, canıyla ve tutkusuyla yeniden elde ediyor. Kadınlar kendi zamanlarını yaratarak, kendi zamanlarının ruhunu yaşayarak tüm erkek zihniyetine ve sisteminin temel korkuları oldular. Kadınların eylemleri, mücadeleleri ve direnişleri sevdanın ve onurun eylemidir. Bu gün bu onur ve sevda her yerde yeniden can veriyor ve yeşeriyor.
Yiğit Kürt kadınları öncülüğünde gelişen özgürlük savaşımı ateş topu gibi yayılıyor. Ateş kutsaldır, tüm kirlilikleri temizler ve ortaya yepyeni, tüm kirliliklerden arınmış aydınlık dolu bir gelecek vaat eder. İşte bu ateş topu da arındırma ateşidir. Bu coğrafyada demokratik ulusun tohumlarını kadınlar serpti ve bu tohumlar filizleniyor, filizlendikçe de kökleri daha sağlam yayılıyor. Kadınların direnişleri, özgürlüğe olan inançları, savaşımları ve bağlılıkları da özgürlüğe susamış tüm insanların ruhunda da yeniden yeşeriyor. İnsanlar kadınlardan aldıkları büyük bir inançla özgürlük mücadelelerini yükseltiyor. En önemlisi de insanlar yaşanılan savaşların, haksızlıkların kader olmadığını aslında ulus devletlerin ve kapitalist modernitenin icadı olduklarının bilinciyle yeni bir güne kadının verdiği mücadeleyle uyanıyorlar.
Aslında Kürt kadınının yarattığı en büyük değer; kendisiyle birlikte kendi toplumunu da bilinçlendirmesi ve ruhunun tüm geriliklerden arındırması oldu. İşte kadının yarattığı bu toplum günümüzde tüm insanlığa öncülük ediyor. Evet, günümüzde en zorba, vahşi ve geri olan erkek sistemi ve zihniyeti Kürt kadınları karşısında diz çöktü ve hizaya geliyor. Leyla Güven’in başlattığı direniş, tüm zindanlarda ve dışarıda kadınların öncülüğünde devam eden direniş, daha sonra Dêrazor’da YPJ savaşçılarının direnişleri bunların en görkemli örneklerinden. İşte Kürt kadınları ulaştıkları güce olan inançlarıyla özgürlük yürüyüşüne doğru yürüyor. Bu özgürlük yürüyüşü öyle bir yürüyüş ki dalga dalga her yere yayılıyor.
Yaşam kadında anlam buluyorsa o zaman kadın özgür olmalı. Özgür kadın, özgür yaşam demektir. İşte o zaman yaşam da, kadın da kendi anlamlarına ulaşacaktır. Kadın kendi öz bilinciyle ve güçlü iradesiyle kendi yaşamını ve toplumunu yaratıyor. Kadının bilinçlenmesiyle erkek-sistem ve tecavüz kültürü yıkıma uğruyor. Tabi bu güç ve inanç Önder Abdullah Öcalan’ın yaratımlarının birer sonucudur. Önder Abdullah Öcalan özgür kadına olan inancıyla özgür kadını yarattı. Kürt kadınları da bunun bilinciyle Önderlerinin üzerinde ki tecridi yıkmak için güçlü ve inançlı bir direniş sergiliyor. Onlar için özgür yaşamın adı Önderleridir. Çünkü Önder Abdullah Öcalan Kürt kadınlarının yaşam kaynağı.
Evet, kadınların direniş ruhuyla, mücadele ve özgürlüğe olan inançlarıyla sadece bir 8 Martı değil, yeni bir çağı yaşıyoruz. Ve bu çağın ismi de kendisini Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirleriyle, düşünceleriyle yaratan özgür kadın çağı. Özgür kadın çağında, özgürlüğe yürüyüşün inancıyla, yaşamımızın her anını 8 Mart direniş ruhuyla yaşama umudu ve inancıyla.