Şimdi kirli savaşçılık zamanı. Saray cuntası Erdoğan'ın emriyle, devrimcilere ve Kürtlere karşı kirli savaşı ve acımasız katliamları başlatınca, bütün şovenistler Erdoğan'ın kanlı yolunda birleştiler.

Bunlardan biri de Perinçek. 

Erdoğan ve Perinçek, önce iktidar dalaşında kapıştılar. Perinçek Ergenekon generallerinin iktidar çıkarı için F tiplerinde hapsi de göze aldı. O zaman Erdoğan'ı vatanı satmakla suçluyordu.

İkdidar kapışmasında atların yeri değişince kendisini Gülencilere karşı Erdoğan'la müttefiklik içinde buldu. Hapisten çıkarılmasının mükafatı olarak Gülen'e karşı Erdoğan'ı daha "vatansever" sayarak destek verdi.

Perinçek kirli savaşın bu yeni ve acımasız etabında ilk bir subayın cenazesinde Erdoğan'la buluştu ve el sıkıştı. Çömezleri "Erdoğan mı sana elini uzattı?" diye sorunca, böbürlenerek "hayır ben elimi uzattım" yanıtını verdi. Savaş gazasını kutlama görevi varken eski düşmanlığın sözü mü olur.

Erdoğan IŞİD çanavarlarını Kobanê'ye saldırtınca ilk sevinen, "PKK efsanesi bitti" çığlığı atan Perinçek oldu. "Kentlerde PKK'yi tepelemek ne kadar kolay" diye çıkardığı kontrgerilla dersini yazdı.

Erdoğan Amed'de, Suruç'ta, Ankara'da devrimcileri ve barış mücadelecilerini toplu katliamlarla yok edince, Erdoğan'ın kara yalan makinasına ilk katılanlardan biri Perinçek oldu. "HDP seçim kazansın diye ABD vuruyor", "terörisler Kobanê'ye çocuk oyuncağı götürme görünümüne giriyor" diye yazdı ve yazdırdı

Erdoğan faşizminin kara propagandasını Saray'ın havuz medyasından sonra en çok tekrarlayan Perinçek'in medyası oldu. Partisinin adını da Vatan diye değiştirerek milliyetçi muhafazakarların diline uygun kirli savaşçılığına yakışan bir ad aldı. En çok tekrarladığı iki kelimeden biri vatan diğeri millet. Bir dönem Türkiye'de faşizmin ve muhafazakarlığın niteliğiyle alay ederken herkesin mizahi dille onları tarif ettiği "vatan millet sakarya" edebiyatını, şimdi ençok yapan kesimlerden biri Perinçek'in kanlı medyası. 2000'in üzerinde PKK gerillasının katledildiğini, PKK'nin zor durumda kalarak yeniden ateşkes-barış istediğini yazarak faşist savaş kitlesini birlikte gaza getiriyorlar.

Mussolini, faşist olmadan önce İtalyan Sosyalist Partisi'nin sol kanadının gazetesi Avanti'de yazı kurulu üyesiyken polisten korkan, polisin kendisinin peşinde olduğu hikayelerini uyduran ama kariyerizmde ihtiraslı biriydi. Balabanova anı kitabında bunu vurgulayarak aşağılıyor. 

Mussolini, faşistleştikten sonra, en kaba "vatansever" yalanlarla nutuklarını süsledi. Devletin demirden makinasının önce yanında ve sonra başında olunca aslan kesildi. Güçlünün borazınını öttürmek şehvet verici oluyor demekki. 

Perinçek de, en kaba yalana dayanan söz kırıntılarını ne kadar "bilimsel" teori diye taraftarlarına iyi yutturuyor. Bu konudaki demagojik yeteneği yüksek. O da kirli savaş makinasının gücü yanında savaş gazasını kutlarken şehvetten geçiyor.

Şimdi Saray cuntasının savaşını, "haklı vatan savaşı" göstermede ter ve dil döküyor. Çömezlerini ve Ergenekoncu subayları bu "vatan millet sakarya" laflarına inandırması başlangıçta kolay oldu.

Fakat kirli savaşın acı gerçekleri ve Erdoğan faşizminin niyetleri açık seçik kendini gösterdikçe, çektiğimiz acıların ahı bu tayfayı da tuttu. Bu faşistin küçük ama kara yalan üretmede mahir gemisi de su almaya, çömezleri ve taraftarları itiraza ve gemiyi terke başladı. 

Türkiye ilericileri içinde az olmayan milliyetçi şoven damarın temsilcileri, itirazını dile getirmeye başlayarak safları terkediyor. 

Atal Behramoğlu, kirli savaşa "Saray'ın savaşını desteklemeyin" çağrısı yapan Sanatçılar Girişimi'ne katılarak safları terketti. Kürt düşmanlığında esip gürlemede ön safı kimseye bırakmamış Ümit Zileli, savaş borazanı Ulusal kanalın yönetiminden ayrılarak Erdoğan'ın savaşının destekçisi görünmekten kaçtı. 

Kirli savaş borazanı Aydınlık'ın dış politika yazarı M. A. Güller, önce Erdoğan ve AKP'nin ABD'cilikten çıkarılıp millici ilan edilmesine itiraz etti. Hiç olmazsa "ABD'nin taktik piyonlarıdır" dedi. Türk ordusunun şimdi ABD'nin kara gücü olarak Suriye'ye sokulmasına karşı çıkınca Perinçek despotluğunu göstererek gazetesinde yazmasını yasaklattı. Kirli de olsa savaş ciddi bir iştir çatlak ses kaldırmaz.

Tabii ki, Perinçek generalleri desteklediği için Kürt ve devrimci düşmanlığında, Rojava ve Suriye'ye savaşta Erdoğan faşizminin yol arkadaşlığına soyunuyor. Niye? Sorusuna son yanıtı şu: "biz yerimizde duruyoruz, AKP dediğimize geldi".

Erdoğan da, sen de, bütün haksız savaşçılar da şovenist yalanlarda birleşirsiniz. Kimin kimin yanına gittiği önemli değil. Kendisi ve Vatan Partisi'nin bütün "milli güçleri birleştirmeye öncülük ettiği"ni söyleyip duruyor. Bu "meczup" bütün şovenist güçlere öncülük ettiğine -başkasını inandıramasa da- kendisini inandırmış galiba. 

Ama sonbahar yaprakları gibi Perinçek de gücü olanın arkasından savrulmaktan, faşistlerin hangi kanadı başa geçiyorsa onun rüzgarı önünde uçandan başka birşey değil. Şimdi de Erdoğan faşizminin rüzgarı önünde savruluyor. Çömezlerinin bile tek tek kendisini terkedeceğini tadacak.

Kuşatma altında evlatlarını şehit veren Silvan'ın mazlum halkının ahı Perinçek'i de Sultan'ı Erdoğan'ı da tutatacak. Bütün kirli savaşçıların gittiği çöpe onlar da gidecek.