Réya Heq itikatının proto döneminde (10. ve 11. yüzyıl) “Dai, delil, şeyh, rêber, halife, imam” ve benzeri kavramlarla birlikte “pir” kavramı da kullanılmaktaydı. Kurmanci kökenli ‘’pir’’ nasyonunun bir diğer izdüşümünün “bani” olduğunu, yeri gelmişken hatırlatalım. En son olarak eski Pehlevice’den, Kürtçe’ye evrilen pir sözcüğü, genel olarak “yaşlı, ihtiyar, koca/büyük”  anlamlarını ifade etmektedir. Esas itibariyle eldeki bütün ipuçlarını bir araya getirdiğimizde, pir sözcüğünün kökeninde, Zerdüşt’ün cinvatê perc/pert (ayırışım/cennet köprüsü) olgusunun yattığını görmekteyiz. Avesta’daki ‘’cinvat’’ (ayırışım, sırat) sözcüğü, günümüzde yapılan ritüelsel ayinin geniş manadaki adlandırması olan ‘’civat’’a denk gelmektedir. Diğer yandan Kürtçe’deki ‘’perc/pert (köprü’’ kavramı ise Kürt Rêya Heqi itikatında ‘’civat’’ (cem, ayin) yöneten/icra eden ve yolun önderi/rêberi olan ‘’pir’’ kavramına eşdeğerdir. Yani bir bakıma pir (köprü), talibi/öğrencisini Haq’la buluşturma görevini üstlenmişdir. Ayin-i cem (civat/civîn), bir bakıma köprüden geçmek için bir araya toplanıp, o sürece kadar var olan bütün günahlardan/yanlışlıklardan arınmanın/ayrışmanın son anıdır.

Çok iliginçtir; Kürtçe’de “pirt”, Avesta dilinde olduğu gibi yine “köprü” karşılığında kullanılmaktadır. Kurmanci dilinde buna zahiren “civat gredane’’ (Ayin-i cem bağladılar) derlerken, batıni manada, “Sırat‘a (ebedi dünya, sır-ı hakikat) giden yolu/köprüyü attılar/yaptılar/bağladılar” betimlemesiyle tellafuz edilir (Yalgın, 2014: 85). Pir kavramı, “Zerdüşti din adamı” anlamlarını içermekle birlikte, örneğin İran ve Hindistan’da “Pir-i Mugan” kavramının da karşılığı olup, Zerdüştlerin dini lideri manasında kullanılmaktaydı (Kanar, 2010. 424). Mugan sözcüğü, Zerdüşti rahiplerin simgesel ünvanı olan “Magi”den gelmektedir. Örnegin Akamenid İmparatorluğu (MÖ. 550-330) döneminde, Zerdüşti din adamlarına “Magu Paiti” derlerdi (Avesta, 2012: 18). Ayrıca İndo-Aryan dilinde Magu/Magi‘lere; “Athravan, yani “Ateş-adam” derlerdi. İtikat süreğinde günümüz Kürtçesi’nde kullanılan icracı yol önderlerine verilen ‘’ocaxzade’’ sıfatı, atarvan/ateş adam ile aynı anlamlara haiz tanımlamalardır. 


İtikat literatüründeki çok sayıda kavram Kürtçe kökenlidir

Buradaki Magi adı, Med devletinin kuruluşunda (MÖ.549-558) yer alan altı Kürt aşiretinden birisi olan Magi/Maji aşiretinin adıdır. Yazılı kaynaklar arasında Magiler hakkında bir çok ana öge bulunmaktadır. Bunların en ilgi çekenlerden birisini, 1939- 1943 TBMM 6. Dönem CHP Diyarbakır Milletvekili, Veli Necdet Sünkitay, 30 Nisan 1958’de “Zerdüşt ve Doktrinileri”, adlı maklesinde  (-IV-, TMD. in, 30. Sayısının 1626, 1627 sayfalarında) neşretmişdir. Sunkitay, kısaca şöyle der; “Medlerin soylu tabakasını oluşturan Magilerden çıkan atarvanlar, Zerdüştiliğin ulema sınıfını teşkil ederdi. Burada sözü edilen “atarvan”, hiç kuşku yok ki, sürek literatüründe “ocaxzade, ocaxlame, nur/ateş evladı” anlamını işaret etmektedir. İtikat literatüründeki ocax, ocaxzade, nur, ateş ve ilgili kavramların tümü, Kürtçe kökenli sözcüklerdir. Mesela; “ateş/ataş” sözcüğünün, daha çok Türkçe olduğu sanılmaktadır. Oysa sözcüğün Avesta dilinde “ader/atar”, Pehlevice’de “ataş/ateş”, Farsça ve Kurmanci dilinde itikat süreğinde kutsanarak “adır/ar, ateş/ataş” benzeri sinonimleriyle hayat bulduğu görülmektedir. Yine “nur” kavramı, itikat süreğinin temel ögelerindendir. Nur’un asıl kökeni Newroz’dur. Newroz; Ayin-i Cem’in batıni manadaki tanımıdır. Varlığın yeni doğuşu olarak dile getirilir. Sürek içinde, kal û belâ’dan beri mimlenmiş bir anlatıda; “Yer gök yoğ iken, yeşil kandilde bir top nur var idi. Bütün dünya-alem, o nurdan zuhur etti” denilmektedir. Buradaki nur; “ışığı, ateşi, kutsal cevheri” tanımlar. Aynı kavramları içinde ihtiva eden Sümerlerdeki “nuru” sözcüğünün, Zerdüşt öğretisiyle birlikte itikat süreğinde kendisine yer bulmuştur. Batıni ekollerde; Evrende ve evrenin bir tezahürü olan insanın içinde, keşf edilmemiş bir ilahi nurun varlığına inanılır. 


‘Nur’ kavramı ve kutsal ateş 

Bütün bunlarla birlikte daha geniş manada Ocaxzade, Ocaxlame; “ateş/nuroğlu, gün/güneşoğlu, ana (yaşam) oğlu” vs. anlamlarını ifade etmektedir. Zira Avesta’nın muhtelif bölümlerinde, Zerdüşt’ün tanrısı olan Ahura Mazda’dan “kutsal ateşin oğlu” diye, övgüyle sözedilir. Ayrıca kutsal ateşe, özel dua sunumlarıyla yaklaşılır. Kutsal ateş sahibi olan aileler; “Athwyan” klanı/soyu/aşireti olarak telakki edilir. Réya Heqi itikatının doğum kapısının ya da varlığın başlangıcında nurun olduğu görülürken, bu nur/nar, Zerdüştlükte varolan uluhiyetin en temel sembollerindendir. Réya Heqi itikatında, toplumsal yapı içinde  temel işlevleri olan ocakların ve ocakzadelerin; bağlıları nezdinde kutsiyeti tartışılmazdır. Bu vesileyle ocakzadelerin evleri/haneleri başlı başına bir mabet konumunda olup, dertlere deva ya da komşular arası husumetlerin giderilmesi için başvurulan bir mahşer-i âla’dır. Bundan haraketle, kutsamak ve dua sunumu için “Cun ber ocax ê -ocağın/ateşin önüne gittik” yine “Were herin ber ocaxê- gel ocağın/ateşin önüne gidelim!” anlamında istemler dile getirilmektedir. Zira orası, arınarak hakikata varılacak sırat köprüsünün bulunduğu mekandır.

Diğer yandan, baba tarafından Pontus Kürdü, anne tarafından Rum olan coğrafyacı ve tarihçi klasik batı yazarlarından Amasya doğumlu Strabon (MÖ. 64-MS. 24) Maguların ülkenin her tarafına dağılmış olan “dini bir kabile” olduğunu ileri sürerken, Antakya doğumlu Ammianus Marcellinus‘da (MÖ.330-400), Medya’da Magilerin kökenini araştırır. Magilerde din adamlığının, babadan oğula geçtigini bellirtir (Bilgin, 1995: 153). İtikat süreğinin takdis edilen ocaxzadeleri de (ocak evlatları), babadan oğula geçmektedir.

Hallac-ı Mansur’un (858-922) kendisi Zerdüşti olup, asıl adı  Ebu’l Mugis al-Huseyn olan Mansur El Hallac’dır. Adındaki Mugis/Mugi; aynı zamanda Zerdüştilerin dini önderlerine verilen Mugan, Pir-i Mugan adından kaynaklıdır. Mansur; “Enel/ anal Haq/ ben hakkım, ben Tanrıyım” sözü ile ün kazanmış ve bundan ötürü derisi yüzülüp, eti lime lime edilmiş, yakılmış ve külleri Dicle‘ye atılmış bir batıni suffidir. Réya Heq itikatında yapılan civatlarda, Ehlibeyit soyundan gelmediği halde, dar-ı Mansur makamıyla yer alıp ölümsüzleşmiştir. Aynı antik köklere bağlı ve itikat süreğinin paralelinde olan Êzîdîlerde de kutsanmıştır. 


Bibliografya;

- Avesta/Zerdüşt, (2012) Avesta Yay, İstanbul.

- Bilgin, M. Sırac, (1995) “Zarathutra (Zerdüşt), Berfin Yay. İstanbul

- Kanar, Mehmet (2010), “Farsça, Türkçe Sözlük” Say Yay. İstanbul.

- Yalgın, Erdoğan, (2014)”Batıni Aleviligin Köklerindeki Zerdüşti Bazı Nitelikler Kısa Bir Bakış“ Demokratik Modernite dergisi, sayı 10, sayfa. 82-89.