• Hollanda Hükümeti’nin hazırladığı ve kamuoyuna sunduğu taslak yasa, ‘zorlayıcı kontrol’ ve psikolojik istismarı ayrı suçlar haline getirerek aile içi şiddete erken müdahale yolunu açıyor. Tasarı, cinayetlerde de ağır cezalar öngörüyor.

 

Hollanda hükümeti, aile içi şiddetin ölümcül sonuçlara ulaşmadan önlenmesi amacıyla önemli bir yasal reform hazırladı. Adalet ve Güvenlik Bakanı David van Weel’in açıkladığı taslağa göre, psikolojik istismar ve ‘zorlayıcı kontrol’ ilk kez ayrı suçlar olarak Ceza Kanunu’na girecek. Ayrıca, aile içi şiddet sonrasında evli olduğu kişiyi öldüren suçlular için daha ağır cezalar öngörüyor.  Bu düzenleme, kadınların resmi şikayeti olmasa bile savcıların harekete geçmesini sağlayacak ve kadın cinayetlerini önlemede önemli bir adım haline gelecek.

Mevcut yasa sınırlı

Tasarı, bir kişinin diğerini sürekli domine etmek amacıyla sistematik olarak aşağılama, korkutma, izole etme, özgürlüğünü kısıtlama ve sürekli gözetim altında tutmayı “zorlayıcı kontrol” olarak tanımlıyor. Psikolojik istismar ise tekrarlanan aşağılama, yıldırma ve zorbalık kalıplarını kapsayacak. Bakan van Weel, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:“Psikolojik şiddetin mağdurlar için büyük sonuçları var, ancak şu anda her zaman cezalandırılmıyor. Bu da polis ve savcıların ciddi veya tırmanan durumlarda bile harekete geçme yeteneklerini çok sınırlıyor.”

Daha ağır ceza dönemi

Tasarı kapsamında, aile içi şiddet veya uzun süreli kötü muamele örüntüsünün ardından işlenen cinayetlerde hâkimlerin daha ağır cezalar verebilmesinin önü açılacak. Bu tür durumlarda, cinayet suçundaki kasıt unsurunun kanıtlanmasının zor olduğu durumlarda bile daha ağır yaptırımlar uygulanması hedefleniyor.

Savcılar şikayet beklemeyecek

Reform ayrıca takip (taciz) suçlarında mağdurun şikâyet zorunluluğunu kaldırmayı ve yeterli delil bulunması halinde savcılığın doğrudan soruşturma başlatabilmesini öngörüyor. Düzenleme, cinsel şantaj suçunun kapsamını da genişleterek, cinsel içerikli görüntüleri yayma tehdidinin yalnızca bir eylemi zorlamak amacıyla değil, korkutma veya taciz amacıyla yapılmasını da cezalandırmayı hedefliyor.

Cinsiyetlerinden dolayı

İngiltere 2015’te, İrlanda ise 2019’da benzer düzenlemeleri hayata geçirmişti. Kampanyacılar ve araştırmacılar, bu tür yasal değişikliklerin kadın cinayetlerinin sık görülen öncüsü olan kontrolcü davranışları engellemede etkili olduğunu belirtiyor. Hollanda’da yılda yaklaşık 43 kadın cinsiyeti nedeniyle öldürülüyor; bu da kabaca her sekiz günde bir kadın cinayeti anlamına geliyor. 2024’de yapılan bir araştırmaya göre ise yaklaşık 200 bin kişi psikolojik istismara maruz kaldı. Bu sayıya yaklaşık 130.000 kadın ve 70.000 erkek dahildir.

Cinayetin ilk adımı

Tasarı, devletin kadın cinayetleriyle mücadele yöntemine yönelik uzun süredir devam eden eleştirilerin ardından gündeme geldi. Geçen yaz Rotterdam’da bin kişinin katıldığı yürüyüş ve savcıların boğma, kontrolcü davranışlar gibi uyarı işaretlerini vurgulaması, reform taleplerini güçlendirmişti.  Uzmanlar, psikolojik istismarın genellikle fiziksel şiddete ve cinayetlere giden yolda ilk adım olduğunu vurguluyor. Danışma süreci 10 hafta sürecek. Kamuoyundan gelen görüşler değerlendirildikten sonra tasarı Bakanlar Kurulu’na, ardından parlamentonun her iki meclisine sunulacak. HABER MERKEZİ