• Tahliye olan TJA aktivisti Rojbin Sevil Çetin, 2020’de Amed’de maruz kaldığı köpekli işkenceye ilişkin “Şahsımızla alakalı bir durum değildi. Bir iradeyi, mücadeleyi kırma yaklaşımıydı” dedi.
  • Süreci anlama ve değerlendirmenin bir mücadele biçimi olduğunu söyleyen Rojbin Çetin “Önderliğimize inanıyoruz. Çünkü Önderliğimize olan inançla buraya kadar gelmiş bir süreç var” ifadesini kullandı.

 

Amed’de 26 Haziran 2020 yılında evine yapılan baskında köpekli işkenceye uğrayan ardından 7 Temmuz 2020’de çıkarıldığı mahkemede “örgüte üye olmak” iddiasıyla tutuklanan Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Rojbin Sevil Çetin, 28 Temmuz'da tahliye edildi.

Rojbin Sevil Çetin, gözaltına alındığı esnada gördüğü ağır işkence ve başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Sürecine ilişkin Jinnews’ten Rabia Önver’e değerlendirmelerde bulundu.

Mücadeleyi kırmak istediler

Gerçekleştirilen operasyonda yaklaşık 3 saate yakın işkence gördüğünü hatırlatan Rojbin Çetin, “Bu işkence kadına, kadının öncülüğüne, direnişine, ideolojisine, kadının çizdiği özgürlük yoluna karşı bir yaklaşımdı. Amaçları benim şahsımda var olan topluma karşı bir mesaj vermekti. Partinin ve kadınların çalışmalarında yer alan ve aktif biri olduğum için gözaltı sürecinde de yaklaşımları, söylemleri ve fiziki işkenceleri hepsi bu çerçevedeydi. Bizim şahsımızda kadın mücadelesine olan yaklaşımlarını belli ettiler. Ayrıca bu bir fiziki işkenceydi, bedene olan saldırılardı. Fakat biz bunu net olarak biliyoruz ki bizim şahsımızla alakalı bir durum değildi. Bir iradeyi kırma yaklaşımıydı, bir mücadeleyi kırma biçimiydi” diye belirtti.

Cezaevinde yaşanan heyecan

Yaklaşık iki yıldır devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni cezaevinden izlemenin koşullarının zor olduğunu ifade eden Rojbin Çetin, sürecin başlangıcını şöyle anlattı: “Devlet Bahçeli, Önderliğe çağrı yaptı. Tarihi bir çağrıydı. Seni kabul etmeyen, Önderliğini kabul etmeyen, mücadeleni kabul etmeyen birinin Önderliğe yaptığı bir çağrı. İnsan ilk başta ‘neden?’ diye soruyor. İkincisi, ‘acaba neden, ne var bunda, bunun bir temeli var mı yok mu, ne olacak, ne olmayacak?’ diye düşündürüyor. Daha önceden tecrübelerimiz, yaşanmışlıklarımız var. Çağrı yapan tarafın bakış açısı belli. Tabii zindanda kendi aranda konuşmak, değerlendirmeler yapmak, anlamak, anlamlandırmak önemlidir. Bundan sonra ne olacak, ne yapılabilir diye. 27 Şubat’ta Önderliğin açıklaması büyük heyecan uyandırdı bizde” dedi.

Anlamak da bir mücadeledir

Süreci anlamak ve değerlendirmenin bir mücadele biçimi olduğunu dile getiren Rojbin Çetin, “Sevincimiz, zılgıtlarımız zindanda yankılandı. O anı,  atmosferi anlatmak için inanın ne desek eksik kalır. Çünkü her arkadaşın gözlerinin içi parlıyordu. Biz de bilmiyorduk metinde neler var. İlk başta çok duygulandık, her arkadaşın gözünde yaşlar akıyordu. Önderliğin fotoğrafını gördük ve metin okundu. Silah bırakmada bir sessizlik oluştu, ister istemez yaşandı o durum. Fakat bir bütün metni sadece bir sonuç üzerinden değerlendiremezsin. İçeriği dopdolu, yüzyılların Kürt ve Türk halkının birliği üzerinden oluşturulmuştur. Önderlik, PKK kendisini yenilemeli, bir bütün olarak her şeyi apaçık anlattı. Dikkat etmek lazım; sistem ağzı ile veya açıklanan çerçeveye, yasalarla yaklaşmamak, değerlendirmemek lazım” şeklinde konuştu.

‘Önderliğe inancımız sonsuz’

Cezaevine gelen gazetelerde Önder Apo ile yapılan görüşme notlarını okuyup süreç üzerine tartışmalar yürüttüklerini söyleyen Rojbin Çetin, “İnancımız Önderliğimize sonsuzdur. Önderlik yeni bir perspektif yarattı ve devletin çağrısı ile yeni şeyler var etmek istedi. Var olan şeyi sadece bizlere değil, sisteme, hatta çağrıyı yapan Devlet Bahçeli’ye de anlatmak, kavratmak lazım. Şimdiye kadar 50 yıldan fazladır yaşanan bir savaş var ama bundan sonra savaş duracak, silah bırakılacak. Silah bırakma töreni oldu, onlara da şahit olduk, izledik. Silahlar yakıldı, fotoğraflar gördük, sonrasında geri çekildiler. Süreci zindandan takip etmek, her atılan adımda insan kendini daha çok sorumlu görüyor” dedi. 

50 yıllık mücadelenin birikimi

“Bu süreç Önderliğin öncülüğünde başladı ve devam ediyor” diyen Rojbin Çetin sözlerine şöyle devam etti: “Bu yeni değil, yani bir buçuk yıla bağlayamayız. 50 yıllık bir mücadelenin adımlarıyla bir buçuk yıldır süreç devam ediyor. Biz neye inanıyoruz? Önderliğimize inanıyoruz. Çünkü Önderliğimize olan inançla buraya kadar gelmiş bir süreç var.”

‘Barış kolay olmayacak’

Sürece ilişkin “neden somut adımlar atılmıyor?” eleştirilerini doğal karşıladığını söyleyen Rojbin Çetin,“50 yıllık bir mücadele ve devamlı bitirmeye dönük, yok etmeye dönük hareket eden bir sistem masaya oturmuş. O kadar kolay olmayacak. Önderlik diyor ya; ‘Başlangıç, her adım yeni bir başlangıçtır.’ Böyle de adlandırmak gerekiyor. Ortadoğu yeniden dizayn edilirken bölgeye yükledikleri misyona göre politikalarını şekillendiriyor ve bu süreci de o misyon üzerinden yürütüyorlar. Kesinlikle bu durumun kabul edilebilir bir yanı yoktur” diye konuştu.

Onurlu barışı inşa etmek için

Manifestonun temel amacının demokratik bir toplum inşa etmek olduğunu hatırlatan Rojbin Çetin, kalıcı ve onurlu bir barışı hayata geçirmek için toplumun demokratik, komünal değerler temelinde, halkın öncülüğüyle yeniden örgütlenmesi ve yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Rojbin Çetin, “Asıl önemli olan, benim nasıl bir düşünce ve inanç sistemine sahip olduğumdur. Bu, paradigma ve felsefeyle, Önderliğin felsefesi ile bağlantılı. Kürt sorunu çözülecek, hukuki bir statü olacak. Tabii bu statü, Önderliğin statüsüyle, Önderliğin özgürlüğü ile bağlantılıdır. Biz inanıyoruz ki demokratik bir toplum oturtulursa, o sistem ne kadar erken kurulursa, yürütülürse Önderliğin özgürlüğü de o kadar yakın olur” dedi. COLEMÊRG