Rebecca Lolosoli, köyde kendi işini kurup çeşitli mallar satarak geçimini sağlamaya çalışırken İngiliz askerlerinin tecavüzüne uğrayan kadınların sorunlarına kayıtsız kalmayıp kadın haklarını savunmaya başladı. Bu, katı ataerkil bir anlayışla şekillenen yöre erkeklerinin hışmına uğramasına yol açtı. Dört erkek tarafından uğradığı şiddete karşı eşi kılını kıpırdatmayıp üzerinde bile durmayınca onu terketti.
Fidan YILDIRIM
Kadına yönelik şiddet, insanlığın en temel sorunlarından ve utançlarından biri olarak günümüzde değişik coğrafyalarda farklı oranlarda ve biçimlerde de olsa sürüyor. Kadınların bu şiddete karşı bilinçlenme ve mücadele etme çabası da, her ne kadar bu şiddetin boyutlarını karşılayacak düzeye ulaşmamış olsa da günden güne gelişme kaydediyor. Kadınların savunma yöntemlerinden biri de, salt kadınlara özel ortak yaşam alanları oluşturmak. Bu pratiğin örneklerinden birisi Kenya’da çıkıyor karşımıza.
Kenya’da yalnızca kadınların yaşadığı bir köy kurma fikrinin ve pratiğinin sahibi Rebecca Lolosoli, 1962 yılında Kenya’nın Samburu bölgesinde, Wamba isimli bir köyde, ailesinin altı çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. 1971 yılında Wamba Kız İlköğretim Okulu’nda eğitimine başladı. Ardından Katolik hemşire eğitim merkezinde öğrenim gördü ancak mezuniyetine altı ay kalmışken öğrenim harcını ödeyemediği için bırakmak zorunda kaldı. 18 yaşında, başlık parası olarak ödenen 17 inek karşılığında Fabiano David Lolosoli ile evlendi. Köyde kendi işini kurup çeşitli mallar satarak geçimini sağlamaya çalışırken, evlerinin yakınında eğitim yerleri olan İngiliz askerlerinin tecavüzüne uğrayan kadınların sorunlarına da kayıtsız kalmayıp kadın haklarını savunmaya başladı.
Samburu geleneklerinde kadınlar erkeklerin mülkiyeti olarak görülmekte, bu nedenle de yasalarca korunmamaktadır. Tecavüze uğrayan kadın toplum dışına atılıp dışlanmaktadır. Rebecca’nın bu haksızlıklara karşı çıkıp kadın haklarını dillendirmesi, katı ataerkil bir anlayışla şekillenen yöre erkeklerinin hışmına uğramasına yol açtı.
Bir keresinde eşi iş için köyden ayrılınca dört erkek tarafından dövülerek parası elinden alındı. Eşi bu şiddete karşı kılını kıpırdatmayıp üzerinde bile durmayınca Rebecca onu terketti.
1990 yılında Rebecca, İngiliz askerlerinin tecavüzüne uğrayan 15 kadınla birlikte Umoja Uaso Kadın Grubu’nu kurdu. Grubu kuran kadınların çoğu Samburu köylerindendi. Grubun başarılarını kıskanan ve kadınlar üzerindeki hakimiyetlerinin zayıfladığını gören erkekler onları tehdit etmekteydi. Rebecca Lolosoli, kadınlardan oluşan bir topluluk oluşturmaya ilk adım attığı zaman bir grup erkeğin şiddetine uğrayıp hastaneye kaldırıldı. Salt kadınlar için bir köy kurma fikrini de hastanede tedavi sürecinde geliştirdi. Umoja Kadın Köyü böyle doğdu. Umoja, Swahili dilinde ‘birlik’ anlamına gelmektedir.
5-10 ailenin bir arada yarı göçebe topluluklar halinde yaşadığı Samburu’da erkekler genellikle üç veya dört kadınla evli. Bu köylerde ataerkil normlar yaşama hakim. Çocuk evliliği, kadın sünneti, ev içi şiddet ve tecavüz yaygın. Üstelik otuz yıllık işgal süresince İngiliz askerleri birçok kadına tecavüz etmiş, tecavüzün faturası da kadınlara çıkarılmış; ailelerinden ve eşlerinden şiddet görüp dışlanmış veya terkedilmişler. Umoja Kadın Köyü; sosyal ve ekonomik zorluklar yaşayan, aileleri tarafından terkedilen, cinsel şiddete ve aile içi şiddete maruz kalan, evlenmeye veya sünnete zorlanan kadınlar, kız çocukları ve yetimleri korumak ve yeni bir yaşama kavuşturmak için kurulmuş bir köy.
Umoja Kadın Köyü’nün kurucusu ve kabile reisi Rebecca Lolosoli, projelerinin adım adım hayata geçirilişini şu sözlerle dile getiriyor: “İşe mısır yemekleri ve şeker satılan seyyar dükkanlarla başladık, ama bu başarılı olmadı. İki yıl sonra turistlere geleneksel el yapımı ürünler satmaya başladık. Çabalarımız Kenya Vahşi Yaşam Vakfı’nın gözünden kaçmadı, onlar bizi Maasai Mara’da bir eğitim turuna götürüp turistik ürünleri gösterdiler. Dönünce hemen yeni bir proje başlattık. Turistlere boncuk işleri ve takılar satmaya ve köyümüzü turistik bir yer olarak pazarlamaya başladık.
Ön ödememizi yapabilmek için aylarca para biriktirdik, 200 bin şilin tutuyordu. Arsa için başvurduğumuzda erkekler gelip bizi döverek kadınların toprak sahibi olamayacağını söyledi. Bunun benim suçum olduğunu söyleyip kadınlarını geri almak için bana saldırdılar. Ama kadınlar üstün geldi ve Kenya Hükümeti’ne Umoja Uaso Kadın Grubu adı altında bir kooperatif olarak sertifika başvurusunda bulunduk.”
Samuru köylerinden ilk kadınlar ayrılıp Umoja’ya gittikten sonra köyün varlığından haberdar olan çok sayıda kadın, nasıl ticaret yapabileceğini ve çocuklarını nasıl eğitebileceğini öğrenmek için ya da erkek şiddeti ile ayrımcılıktan, zorla ve çocuk yaşta evlilikten, kadın sünnetinden kaçarak Umoja’ya sığınmış. Kadınlar kendileri için evler ve çocukları için bir anaokulu ile ortaokul inşa etmişler; geçinebilmek için el emeği ürünler yapıp pazarlamışlar; köylerini turistik gezilere açarak ve turistler için bir kamp alanı işleterek yeni gelir kapısı açmışlar. Başlangıçta sığır besliyorken kuraklık zamanı ölen veya çalınan sığırlara bağımlılıktan kurtulmak için bir tavuk kooperatifi kurmuşlar; bir lokal markette elde ettikleri yumurtaları satarak hem gelir elde ediyor hem de köydeki kadın ve çocukların protein ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Bölgedeki sivil toplum örgütleriyle işbirliği yaparak temiz suya erişim olanağını yaratmışlar. Dışarıdan gelecek saldırılara karşı da nöbetleşe uyuyor, kendi güvenliklerini kendileri sağlıyorlar.
Umoja kadınları, 1995 yılında Rebecca’yı, Kenya’da kadın ve gençlerin yaşamlarını geliştirmek amacıyla kurulmuş, kar amacı gütmeyen ve gönüllülerden oluşan bir örgütlenme olan ‘Maendeleo Ya Wanawake Organization’un (MYWO) yerel şubesine başkan seçtiler. Rebecca bu görevi on yıl boyunca sürdürdü.
2005 yılında Lolosoli, New York’da bir Birleşmiş Milletler konferansına katıldı. New York’a gitmeden hemen önce, kadın hakları konusundaki duruşundan dolayı yöredeki erkeklerden ölüm tehditleri aldı.
Rebecca’nın eski eşi, üzerinde bir silahla, 2009’da Umoja’ya saldırı düzenledi; kadınları evlerinin dışında takibe aldı, aradığı Rebecca’ydı ancak Rebecca o sırada orada değildi.
Rebecca Lolosoli’ye 2010 yılında, dünyadaki girişimci ve lider konumdaki kadınlara projelerini hayata geçirmeleri için destek olan Vital Voices tarafından Global Leadership Award (Global Liderlik Ödülü) verildi. Lolosoli, erkeklerden ve komşu köylerden gelen tehditler sürmesine rağmen kadınların hakları için mücadele etmeye; kadınların karar verme haklarını kullanabilmeleri, toprak sahibi olabilmeleri ve iş kurabilmeleri için çaba sarfetmeye; kadınlara karşı şiddete ve katı ataerkil yerleşik kurallara karşı yorulmak bilmeden çalışmaya devam ediyor. Yerel seçimlerde aday olma planı bulunan Rebecca bunu gerçekleştirirse, seçimlerde aday olan ilk Samburu kadını sıfatını alacak.
Rebecca Lolosoli; yerli halklar ile kadın ve insan hakları konusunda, ABD, Güney Afrika ve Avrupa’da yerel ve uluslararası birçok atölye çalışması ve seminere katılarak, Afrika’daki kadınların sorunları konusunda bir duyarlılığın geliştirilmesinde de rol sahibi oldu.